Gönderen Konu: Hadis-i şerifler  (Okunma sayısı 1548 defa)

CeeMoo

  • Kahraman Üye
  • İleti: 1200
  • Eğlence Mekanı
Ynt: Hadis-i şerifler
« Yanıtla #105 : 10 Tem 2014 21:41 »
1071 - Harb Ibnu Ubeydillah, baba tarafindan dedesi Umeyr es-Sakafi (radiyallahu anh)'den nakleder: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Harac Yahudi ve Hiristiyanlardan alinan vergidir. Muslumanlara harac yoktur. " Bir rivayette "usur yoktur" buyurmustur."
Ebu Davud, Harac 33, (3046-3049).

1072 - Ibnu Omer (radiyallahu anhuma) anlatiyor: "(Babam) Omer (radiyallahu anh) Nebat ahalisinden bugday ve zeytinyagindan osrun yarisi (yirmide bir nisbetinde) vergi alirdi. Bu davranisiyla kasdi Medine'ye bunlardan cokca gelmesini saglamakti. Kintiyye (denen bugday ve arpa disinda kalan, nohut, mercimek, bakla nevinden tahil) dan da osur aliyordu."
Muvatta, Zekat 46, (1, 281).

1073 - Ibnu Abbas (radiyallahu anhuma) anlatiyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Bir yerde iki kiblenin varligi uygun olmaz. Musluman kimseye cizye yoktur."
Sufyan merhum der ki: "Bunun manasi sudur: "Bir zimmi, kendisine cizye vermesi gerektikten sonra (vergisini henuz odemeden) Musluman olursa, artik bu vergi ondan duser."
Ebu Davud, Harac 34, (3053); Tirmizi, Zekat 11, (633).

1074 - Hz. Muaz (radiyallahu anh) demistir ki: "Kim kendi boynuna cizye akdi yaparsa, Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'in gittigi yoldan (sunnetten) beri olmus olur."

1075 - Ebu'd Derda (radiyallahu anh) anlatiyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) efendimiz buyurdular ki: "Kim bir araziyi haraci ile birlikte (satin) alirsa hicretinden rucu etmis demektir. Kim de bir kafirin boynundan zilleti kaldirip onu kendi boynuna koyarsa Islam'a sirtini donmus olur."
Sinan Ibnu Kays der ki: Halid Ibnu Ma'dan bu hadisi benden isitince bana: "Bunu sana Sebib mi rivayet etti?" dedi. "Evet" dedim. "Oyleyse dedi, gidince, soyle bu hadisi bana yazip gondersin."
Sinan Ibnu Kays devamla dedi ki: "(Sebib'e) soyledim, onun icin hadisi yaziverdi. Tekrar geldigim zaman Halid Ibnu Ma'dan kagidi sordu. Ben de verdim. Okuyup bu hadisi isitince sahip oldugu arazinin hepsini terketti."
Ebu Davud, Harac 38, (3082).

GANIMETLER VE FEY

1076 - Mucemmi' Ibnu Cariye el-Ensari (radiyallahu anh) anlatiyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) ile birlikte Hudeybiye sulhunde hazir bulunduk. (Sulh yapilip) oradan dondugumuz zaman, halk, develerini hizlandirarak (bir yere birikmeye) basladilar. Biz hayretle: "Bu insanlara ne oluyor, (nicin hayvanlarini hizlandirip bir yere ususuyorlar?)" diye sorduk.
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'a vahiy gelmis" dediler. Biz de, halkla birlikte harekete gecip develeri hizlandirdik. Ilerleyince Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'i Kura'u'l-Gamim denen (Mekke ile Medine arasinda Usfan'in onunde bulanan) yerde bulduk. Devesinin uzerinde duruyordu. Halk toplaninca bizesuresini tilavet buyurdular.
Askerlerden biri: "Yani bu sulh bir fetih midir?" dedi. Resulullah (aleyhissalatu vesselam):
"Evet!" deyip ilaveten: "Muhammed'in nefsini kudret elinde tutan Zat'a yemin ederim bu bir fetihtir" buyurdu. Sure-i celileyi okumaya devam eden Resulullah (aleyhissalatu vesselam): "Allah size, ele gecireceginiz bol bol ganimetler vaadetmistir. Iman edenler icin bir delil olmasi ve sizi dogru yola ulastirmasi icin bunlari size hemen vermis ve insanlarin size uzanan ellerini onlemistir"mealindeki ayete kadar (Fetih 20) okudu.
(Ayet-i kerimede isaret edilen acil ganimetle) Hayber kastediliyordu. Buradan ayrilinca Hayber'e gazveye ciktik. (Elde edilen ganimet) Hudeybiye'ye katilanlara taksim edildi. Bunlar bin bes yuz kisi idi. Bunlardan uc yuzu suvari idi. Ganimet on sekiz hisseye ayrildi. Suvari olana iki, yaya olana bir hisse verildi."
Ebu Davud, Cihad 155, (2736), Harac 24, (3015).

1077 - Sehl Ibnu Ebi Hasme (radiyallahu anh) anlatiyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) Hayber'i iki kisma ayirdi: Biri vukua gelecek hadiseler ve kendi ihtiyaci icindi, obur kismi da Muslumanlar arasinda taksim etti. Bu kismi on sekiz hisseye ayirdi."
Ebu Davud, Harac 24, (3010).

1078 - Ibnu Sihab der ki: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) Hayber'i bese taksim edip beste birini aldiktan sonra geri kalani, Hudeybiye Seferi'ne katilanlardan Hayber'e istirak eden ve etmeyenler arasinda taksim etti."
Ebu Davud, Harac 24, (3019).

1079 - Ibnu'z Zubeyr (radiyallahu anhuma) anlatiyor: Resulullah (aleyhissalatu vesselam) Hayber (fethedildigi) sene, (babam) Zubeyr'e dort hisse ayirdi. Bir hisse Zubeyr icin, bir hisse zilkurba ya giren Abdulmuttalib'in kizi ve Zubeyr'in annesi olan Safiyye (radiyallahu anhuma)icin, iki hisse de ati icin."
Nesai, Hayl 17, (6, 228).

1080 - Hasrec Ibnu Ziyad'in babaannesinden (radiyallahu anha) anlattigina gore, babaannesi (Ummu Ziyad el-Esceiyye) Resullulah (aleyhissalatu vesselam) ile birlikte alti kadindan biri olarak Hayber Gazvesine katilir. Kadin der ki: "Bizim de istirak ettigimiz Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'a ulasinca Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) bizi yanina cagirtti. Gittik. Yuzunde ofke okunuyordu. Bize: "Kiminle ciktiniz, kimin izniyle ciktiniz?" diye cikisti. Biz:
"Yun egirip onunla Allah yolunda yardimci oluruz. Oklari (toplar gazilere) veririz, diye ciktik. Ayrica yanimizda yaralilari tedavi icin ilac var, yemek de yapariz" dedik. Bunun uzerine: "Oyleyse kalin!" buyurdu.
Cenab-i Hakk Hayber'in fethini muyesser kilinca, bize de ganimetten, tipki erkeklere oldugu gibi pay ayirdi."
Hasrec der ki: "Ey babaannecigim, bu verilen ne idi?" diye sordum.
"Hurma idi" diye cevap verdi."
Ebu Davud, Cihad 152, (2729)..



CeeMoo

  • Kahraman Üye
  • İleti: 1200
  • Eğlence Mekanı
Ynt: Hadis-i şerifler
« Yanıtla #106 : 10 Tem 2014 21:42 »
1081 - Umeyr Mevla Abi'l-Lahm (radiyallahu anh) anlatiyor: "Efendilerimle birlikte Hayber Gazvesi'ne katildim. Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'a benden bahsettiler ve benim kole oldugumu soylediler. Resulullah (aleyhissalatu vesselam) da bana kilic kusatmalarini emretti. Bana kilic kusatildi. (Acicak yasca kucuk olmam ve boyumun kisaligi sebebiyle) kilici yerde suruyordum. Sonra Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) bana ev esyasi verilmesini emretti. Delileri tedavi icin okudugum bir rukyeyi (afsunlama duasi) (kontrol ettirmek icin) Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'a arzettim. Bir kismini atip, diger bir kismini muhafaza etmemi emretti."
Tirmizi, Siyer 9, (1557); Ebu Davud, Cihad, (2730).Ibnu Mace, Cihad 37, (2855).

1082 - Zuhri anlatiyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam), kendisiyle birlikte savasmis olan Yahudilerden bir gruba, ganimetten pay ayirdi."
Tirniizi, Siyer 10, (1558).

1083 - Ebu Musa (radiyallahu anh) anlatiyor: "Hayber'in fethinden sona bir grup Es'ari ile Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'in yanina geldik. Ganimetten bize de pay vardi. Halbuki (Habesistan'dan donmus olan) gemi arkadaslarimiz Ca'fer (radiyallahu anh) ve arkadaslari haric, Hayber Gazvesi'ne filen istirak etmeyen kimseye pay ayirmamistir."
Ebu Davud, Cihad 151, (2725); Tirmizi, Siyer 10, (1559).

1084 - Ibnu Omer (radiyallahu anhuma) anlatiyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) bir gun -yani Bedir Savasi gunu kalkip soyle buyurdu:
"Muhakkak ki Osman Allah'in ve Resulu (aleyhissalatu vesselam)" nun rizasina uygun bir hizmet sebebiyle gelmistir. Ben onun adina bey'at akdediyorum." Sonra Resulullah (aleyhissalatu vesselam) ganimetten hisse ayirdi. Savasa katilmayan onun disinda kimseye hisse vermedi."
Ebu Davud, Cihad 151, (2726).

1085 - Ebu Hureyre (radiyallahu anh) anlatiyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Hangi bir koye varir da orada ikamet ederseniz, hisseniz oradadir. Hangi bir belde de Allah ve Resulu'ne isyan ederse o beldenin beste biri Allah ve Resulu'ne aittir ve o (geri) kalan) da sizindir."
Muslim, Cihad 47, (1756); Ebu Davud, Harac 29, (3036).

1086 - Rafi' Ibnu Hadic (radiyallahu anh) anlatiyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) ganimet taksiminde on keciyi bir deveye bedel tutardi."
Nesai, Dahaya 15, (7, 221).

1087 - Abdullah Ibnu Omer (radiyallahu anhuma) anlatiyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) gazveye gonderdigi kimselerden bazilarina, umumi ganimet taksiminden dusecek hisseden ayri olarak, sahislarina ait olmak uzere (bir nevi armagan olmak uzere) fazladan ganimet verirdi."
Buhari, Hums 15, Megazi 57; Muslim, Cihad 35, (1749); Muvatta, Cihad 15, (2, 450); Ebu Davud, Cihad 35, (2741-2746).

1088 - Ibnu Mes'ud (radiyallahu anh) anlatiyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) Bedir gunu, Ebu Gehl'in kilincini bana armagan etti. Ebu Cehl'i, Ibnu Mes'ud oldurmus idi."
Ebu Davud, Cihad 150, (2722).

1089 - Ebu'l-Cuveyriyye el-Cermi (rahimehullah) anlatiyor: "Rum diyarinda icinde dinar bulunan kirmizi bir kup ele gecirdim. Bu sirada emir, Hz. Muaviye (radiyallahu anh) idi. Basimizda da komutan olarak, Hz. Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'in ashabindan, Ma'n Ibnu Yezid (radiyallahu anh) adinda Beni Suleym'den biri vardi. Kupu ona getirdim. O altinlari Muslumanlara taksim etti. Bana da, oburlerine verdigi kadar bir pay verdi. Sonra da, "Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'in: 'Nefi (armagan) ancak hums'tan sonra olur" dedigini isitmemis olsaydim sana (daha fazla) verirdim" dedi. Sonra bana, kendi hissesinden bagista bulundu."
Ebu Davud, Cihad 160, (2753, 2754).

1090 - Sa'd Ibnu Ebi Vakkas (radiyallahu anh) anlatiyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam), ben yaninda otururken, bir grub insana ihsanda bulundu. Ancak onlardan benim daha cok hoslandigim birine hicbir sey vermedi. Ben: "Falanca ile aranizda ne var (ona niye vermedin)? Allah'a kasem olsun, ben onu mu'min goruyorum!" dedim. Resulullah (aleyhissalatu vesselam): "Musluman (goruyorum de!)" buyurdu. Sa'd (dayanamayip) bu kanaatini uc kere soyledi. Resulullah (aleyhissalatu vesselam) da her seferinde ayni sekilde karsilikta bulundu. Sonuncu sefer sunu ekledi: "Ben, nazarimda daha sevgili olana hicbir sey vermezken, yuzu ustu atese duseceginden korktugum insani kurtarmak icin ona ihsanda bulunurum (ihsanda bulunmam sevgime olcu degildir)"
Buhari, Zekat 3, Iman 53; Muslim, Iman 236, (150), Ebu Davud, Sunnet 16, (4685); Nesai, Iman 7, (8,103,104)..

CeeMoo

  • Kahraman Üye
  • İleti: 1200
  • Eğlence Mekanı
Ynt: Hadis-i şerifler
« Yanıtla #107 : 10 Tem 2014 21:42 »
1091 - Rafi' Ibnu Hadic (radiyallahu anh) anlatiyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) Huneyn gunu Ebu Sufyan Ibnu Harb, Savfan Ibnu Umeyye, Uyeyne Ibnu Hisn, Akra' Ibnu Habis ve Alkame Ibnu Ulase'den herbirine yuzer deve verdi. Abbas Ibnu Mirdas'a ise daha az verdi. Bunun uzerine (ayni zamanda sair olan) Abbas Ibnu Mirdas su manada bir siir duzdu:
"Benimle atim Ubeyd'in payini Uyeyne ile Akra' arasinda mi taksim ediyorsun? Ne Bedr ne de Habis, cemiyette, Mirdas'tan ustun degillerdir.
Ben de onlarin hicbirinden asagi degilim.
Ancak bugun sen, kimi alcaltirsan o bir daha yukselmez."
Rafi' der ki: "Bunun uzerine Resulullah (aleyhissalatu vesselam) onun payini da yuz deveye yukseltti."
Muslim, Zekat 137, (1060).

1092 - Ebu Katade (radiyallahu anh) anlatiyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) soyle buyurdular:
"Savas sirasinda kim bir dusmani oldurur ve bunu isbatlarsa, maktulun seleb'i kendisinin olur."
Buhari, Hums 18, Buyu 37, Megazi 54, Ahkam 21; Muslim Cihad 46, (1571); Muvatta, Cihad 18, (2, 454); Tirmizi, Siyer 13, (1562); Ebu Davud, Cihad 147, (2717).

1093 - Seleme Ibnu'l-Ekva (radiyallahu anh) anlatiyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) bir seferde idi, musriklerden bir casus gelip, ashabinin yaninda bir muddet oturup konustu. Sonra sivisip gitti. Resulullah (aleyhissalatu vesselam): "(O bir casustur, arayip bulun ve oldurun!" diye emretti. Ben (erken) bulup oldurdum. Resulullah (aleyhissalatu vesselam) selebini bana bagisladi."
Buhari, Cihad 173; Muslim, Cihad 45, (1754); Ebu Davud, Cihad 110, (2653); Ibnu Mace, Cihad 29, (2836).

1094 - Avf Ibnu Malik ve Halid Ibnu Malik (radiyallahu anhuma) sunu soylemislerdir: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) selebin katile ait olduguna hukmetti, selebi ganimet malina katarak besli taksime (humus) tabi kilmadi."
Ebu Davud, Cihad 149, (2721).

1095 - Abdullah Ibnu Ebi Evfa (radiyallahu anh)'nin anlattigina gore, kendisine: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) zamaninda, gida maddelerini humus taksimine tabi tutar miydiniz?" diye sorulmustu, su cevabi verdi:
"Hayber gunu yiyecek maddeleri de ele gecirdik, kisi gelir, ihtiyaci kadar alir, sonra giderdi."
Ebu Davud, Cihad 138, (2704).

1096 - Hz. Abdullah Ibnu Omer (radiyallahu anhuma) anlatiyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) zamaninda bir ordu ganimet olarak yiyecek maddesi ve bal ele gecirdi. Ancak bundan humus alinmadi."
Ebu Davud, Cihad 137, (2701).

1097 - Amr Ibnu Abese (radiyallahu anh) anlatiyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) kible istikametinde (sutre olarak) bir ganimet devesi bulundugu halde gerisinde bize namaz kildirdi. Namaz kilinca, hayvanin yan kismindan bir tutam yun aldi (elinde tutup gostererek): "Ganimetinizden humus disinda su kadari bile bana helal degildir. Humus da size iade edilecek (sizin maslahatlarinizda harcanacak)tir" dedi."
Ebu Davud, Cihad 161, (2755).

1098 - Cubeyr Ibnu Mut'im (radiyallahu anh) anlatiyor: "Humustan Beni Hasim ve Beni Muttalib'e ayrilan pay hakkinda konusmak uzere Osman Ibnu Affan (radiyallahu anh) ile birlikte Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'a gittik. Ben:
"Ey Allah'in Resulu, dedim, kardeslerimiz olan Beni Muttalib'e verdin, bize hicbir sey vermedin. Halbuki bizim de onlarin da (size) yakinligi birdir" dedim. Resulullah (aleyhissalatu vesselam): "Beni Muttalib ile Beni Hasim tek bir seydirler!" buyurdular.
Cubeyr der ki: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) ne Beni Abdu Sems'e, ne de Beni Nevfel'e: (Beni Hasim ve Beni Muttalib'e verdigi halde humustan) pay ayirmadi. Hz. Ebu Bekir (radiyallahu anh) de humusu aynen Resulullah (aleyhissalatu vesselam) gibi taksim etti. Ancak o, Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'in yakinlarina, Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'in onlara verdigi kadar vermedi. Hz. Omer (radiyallahu anh) de onlara humustan verdi. Sonra da Osman (radiyallahu anh) verdi."
Buhari, Humus 17, Menakib 2, Megazi, 38; Ebu Davud, Harac 20, (2978. 2979, 2980); Nesai, Fey 1, (7,130,131).

1099 - Abdurrahman Ibnu Ebi Leyla anlatiyor: "Ali (radiyallahu anh)'yi dinledim, demisti ki: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'in yaninda ben, Abbas, Fatima ve Zeyd Ibnu Harise toplanmistik. Ben sunu soyledim:
"Ey Allah'in Resulu, Aziz ve Celil olan Allah'in kitabinda zikri gecen su humustaki hakkimizin taksimine beni vazifelendirseniz de hayatinizda bu isi ben bir yapsam! Ta ki sonradan kimse bu hususta bizimle ihtilafa dusmese!"
Ali (radiyallahu anh) devamla der ki: "Resulullah bu istegimi yerine getirdi. Hayati boyunca ben taksim ettim. Sonra buna, Hz. Ebu Bekir de beni vazifelendirdi. Ayni is, Hz. Omer (radiyallahu anh) devrinin son senesine kadar bende devam etti. O yil (fetihlerden dolayi) bol mal gelmisti. Bizim hakkimizi yine ayirdi ve bana gonderdi. Ben:
"Bu sene ihtiyacimiz yok, Muslumanlarin ihtiyaci var, onlara ver!" dedim. O da bu hisseyi Muslumanlara dagitti. Artik, Hz. Omer (radiyallahu anh)'den sonra kimse beni bu ise cagirmadi.
(Zaten o sene) Hz. Omer'in yanindan ciktiktan sonra Abbas (radiyallahu anh)'a rastladigimda (hayiflanarak) bana:
"Ey Ali, dun bize oyle bir seyi haram ettin ki, bundan sonra artik kimse bunu bize vermez!" demisti. (Meger ne kadar dogru soylemismis. Dedign aynen cikti). O ne dahi insan imis!"
Ebu Davud, Harac 20, (2983-2984).

1100 - Katade (rahimehullah) anlatiyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) gazveye bizzat istirak edince, onun sehm-i safiyy denen riyaset hissesi olurdu. Bu hisseyi, taksimden once kole, cariye, at gibi ganimete dahil mallardan dilediginden alirdi. Safiyye validemiz de iste bu hissedendi. Gazveye bizzat istirak etmedigi takdirde bu hisse giyabinda ayrilirdi, ancak bu durumda secme hakki yoktu (ne ayrilmissa onu kabul ederdi.)"
Ebu Davud, Harac 21, (2993)..

CeeMoo

  • Kahraman Üye
  • İleti: 1200
  • Eğlence Mekanı
Ynt: Hadis-i şerifler
« Yanıtla #108 : 10 Tem 2014 21:42 »
1111 - Zeyd Ibnu Halid (radiyallahu anh) anlatiyor: "Hayber Savasi sirasinda Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'in ashabindan biri oldurulmustu. Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'a haber verildi.
"Arkadasiniz uzerine namaz kilniz!" dedi. Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'in sozu uzerine, halkin cehresi degismis, (bir sogukluk cokmustu). Resulullah (aleyhissalatu vesselam) acikladi:
"Arkadasimiz Allah icin cihad sirasinda ganimetten calmisti !"
Bunun uzerine, maktulun esyasini karistirdik. Yahudilere ait boncuk kolyelerden iki dirhem bile etmeyen bir kolyeyi calmis oldugunu gorduk."
Muvatta, Cihad 23, (2, 458); Ebu Davud, Cihad 143, (2710), Nesai, Cenaiz 66, (4, 64); Ibnu Mace, Cihad 34, (2848).

1112 - Salih Ibnu Muhammed Ibni Zaide anlatiyor: "Mesleme (radiyallahu anh) ile birlikte Rum diyarina girdik. Ganimetten calan bir adam getirildi. Mesleme, bu mesele hakkinda Salim'e sordu. Salim su cevabi verdi:
"Babam'i (Abdullah Ibnu Omer) (radiyallahu anhuma) dinledim, babasi Omer (radiyallahu anh)'den naklen Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'in su sozunu rivayet etmisti:
"Kim ganimetten calarsa, (butun) esyasini yakin, kendisini de dovun."
Salih Ibnu Muhammed devamla der ki: "Adamin esyasi arasinda bir Mushafbulduk. Salim'e bunun hakkinda da sorduk (yakalim mi? diye).
"Onu satip, bedelini tasadduk edin!"buyurdu."
Tirmizi, Hudud 28, (1461); Ebu Davud, Cihad 145, (2713).

1113 - Abdullah Ibnu Amr Ibni'l-As (radiyallahu anhuma) anlatiyor: "Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam), Ebu Bekir ve Omer (radiyallahu anhuma), ganimet hirsizinin mallarini yaktilar ve kendisini de dovduler."
Ebu Davud, Cihad 145, (2715).

1114 - Asim Ibnu Kuleyb (rahimehullah) babasi (Kuleyb)'den o da ensari birinden naklederek anlatiyor: "Biz Resulullah (aleyhissalatu vesselam) ile birlikte bir sefere cikmistik. Sefer sirasinda siddetli bir kitlik ve sikintiya maruz kaldik. Derken, bir ganimet ele gecirdik. Askerler, onu hemen yagmalayiverdiler. Resulullah (aleyhissalatu vesselam), yaya olarak (teftis maksadiyla) yanimiza geldiginde tencerelerimiz kaynamaya baslamisti bile. Yayi ile tencereleri deviriverdi. Etleri de topraga buladi. (Hepsini boylece yenmeyecek hale getirdikten) sonra su aciklamayi yapti:
"Yagma mali, laseden daha helal degildir" veya (soyle demisti):
"Lase, yagma malindan daha helal degildir." (Rivayetin sonundaki) sek ravilerden Hennad'a aittir."
Ebu Davud Cihad 138, (2705).

1115 - Sa'b Ibnu Cessame anlatiyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Koruluk ittihazi sadece Allah ve Resulu'ne ait (bir hak)dir."
Buhari, Sirb 11, Cihad 146; Ebu Davud, Harac 39, (3083, 3084).

1116 - Bir rivayette, Sihabu'z-Zuhri soyle demistir: "Bize ulasan habere gore, Resulullah (aleyhissalatu vesselam) Nakii, Hz. Omer (radiyallahu anh) de Seref ve Rebeze'yi hima ilan etmislerdir."
Buhari, Sirb 11].

1117 - Ibnu Abbas (radiyallahu anhuma) buyurmustur ki: "Cahiliye devrinde taksim edilmis olan her mal, taksim edildigi sekil uzeredir. Islam doneminde yapilan taksimat, Islam'in taksim esasina goredir."
Ebu Davud, Feraiz 11, (2914); Ibnu Mace, Ruhun 21, (2485).

1118 - Imam Malik, Sevr Ibnu Zeyd ed-Dili'den mursel olarak rivayet ettigine gore ed-Dili demistir ki: "Bana Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'in soyle soyledigi ulasti: "Hangi ev veya arazi, cahiliye devrinde taksim edilmis ise, artik o, cahiliye taksimi uzerinedir. Ancak hangi ev veya arazi, taksim edilmeden Islam'a girmis ise, artik onun taksimi islam'a gore yapilir."
Muvatta, Akdiye 35, (2, 746)].

1119 - Nafi; Ibnu Omer (radiyallahu anhuma)'den anlatiyor: "Ibnu Omer'in bir kolesi kacarak Rum diyarina gecti. Bilahare, Halid Ibnu'l-Velid (radiyallahu anh) Rumlara galebe caldi. (Esirler arasinda, kacan bu kole de vardi) Halid koleyi Ibnu Omer'e iade etti. Onun kaybolan bir ati vardi. (Askerler) onu da ele gecirdiler. Halid ati da Ibnu Omer'e iade etti" (Bu rivayetin lafzi Buhari'nin rivayetine uygundur.)
Bir rivayette: "Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) zamaninda kacan bir at mevzubahistir."
Muvatta'nin bir rivayetinde, dusman tarafindan ganimet edildikten sonra ele gecirilen bir kole ve at mevzubahistir. Bunlar, taksimden once eski sahibine iade edilebilirler.
Ebu Davud, koleyi mevzubahis eder ve Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'in taksime tabi tutmadan eski sahibine iade ettigini belirtir.
Buhari, Cihad 187; Muvatta, Cihad 17, (2, 452); Ebu Davud, Cihad 135, (2698, 2699); Ibnu Mace, Cihad 15, (2748).

1120 - Ibnu Omer (radiyallahu anhuma) anlatiyor: "Biz gazvelerimiz sirasinda, bal ve kuru uzum elde ederdik ve bunlari (taksim edilmek uzere, diger ganimet mallarinin yanina) kaldirmaz, yerdik."
Buhari, Humus 20).

CeeMoo

  • Kahraman Üye
  • İleti: 1200
  • Eğlence Mekanı
Ynt: Hadis-i şerifler
« Yanıtla #109 : 10 Tem 2014 21:42 »
1121 - Hz. Aise (radiyallahu anha) anlatiyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'a icerisinde boncuk bulunan bir dagarcik getirildi. Boncuklari Resulullah (aleyhissalatu vesselam), hur ve cariye kadinlar arasinda dagitti." Hz. Aise devamla der ki: "Babam da (boncugu) hur kole ayirimi yapmadan kadinlara dagitirdi."
Ebu Davud, Harac 14, (1952).

1122 - El-Misver Ibnu Mhreme (radiyallahu anhuma)'ye Amr Ibnu Avf (radiyallahu anh) sunu anlatmistir: "Resulullah (aleyhissalam vesselam) Ebu Ubeyde (radiyallahu anh)'yi Bahreyn'e, oranin cizyesin getirmek uzere yolladi. Mallarla donunce Ensar geldigini isitti. Sabah namazini Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'le kildilar. Namaz bitince, Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'in etrafini sardilar. Resulullah (aleyhissalàtu vesselam) tebessum buyurdular ve:"Oyle zannediyorum, Ebu Ubeyde'nin bir seyler getirdigini isittiniz" dedi. Hep birlikte: "Evet!" dediler. Bunun uzerine sunlari soyledi:
"Oyleyse sevinin ve sizi sevindiren seyi umid edin. Allah' a yemin olsun, sizler icin fakirlikten korkmuyorum. Ben size dunyanin genislemesinden korkuyorum. Sizden oncekilere dunya genislemisti de hemen dunya icin birbirleriyle bogusmaya basladilar ve helak oldular. Genisleyen dunyanin onlar gibi sizi de helak etmesinde korkuyorum."
Buhari Rikak 7, Cizye 1, Megazi 11; Muslim, Zuhd 6, (2961); Tirmizi, Kiyamet 29, (2464).

1123 - Sa'lebe Ibnu Ebi Malik anlatiyor: "Omer Ibnu'1-Hattab (radiyallahu anh), bir kisim burguyu Medineli kadinlar arasinda taksim etmisti, geriye guzel bir burgu kaldi. Yanindakilerden bazilari kendisine:
"Ey muminlerin emiri, bunu da senin yaninda bulunan Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'in kizina ver" dediler. Bununla, Hz. Ali (radiyallahu anh)'in kizi Ummu Gulsum'u kastediyorlardi. Hz. Omer onlara:
"Ummu Selit, buna daha cok hak sahibidir. Zira o, Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'a biat etmisti ve Uhud Savasi'nda bize kirbalarla su tasiyordu" dedi.
Buhari, Megazi 22, Cihad 66.

SEHIDLER HAKKINDA

1124 - Hz. Ebu Hureyre (radiyallahu anh) anlatiyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) sordular:
"Icinizden kime sehid dersiniz?"
"Ey Allah'in Resulu, dediler, Allah yolunda oldurulen sehiddir."
"Oyleyse, dedi, Resulullah (aleyhissalatu vesselam), ummetimin sehidleri azdir. "
"Peki, dediler, daha kimler sehiddir, Ey Allah'in Resulu?"
"Allah yolunda oldurulen sehiddir. Allah yolunda olen sehiddir. Taunda olen sehiddir. Karni sebebiyle olen sehiddir, bogularak olen sehiddir."
Mualim, Imaret 165, (1915); Muvatta, Salatu'l-Cema'a 6, (1, 131); Tirmizi, Cenaiz 65, (1063).

1125 - Imam Malik ve Tirmizi'nin kaydettikleri bir rivayette Resulullah (aleyhissalatu vesselam) soyle buyurmaktadir:
"Su bes kisi sehiddir, (deyip onceki hadiste gecenleri saydiktan sonra): Yikinti altinda kalan da sehiddir" diye ilave etti.
Hz. Cabir (radiyallahu anh)'den gelen bir rivayette: "Karninda cocugu oldugu halde olen kadin da sehiddir" buyrulmustur.Abdullah Ibnu Amr Ibrnu'l-As (radiyallahu anhuma) tarafindan rivayet edilen bir diger sahih hadiste: "Malini mudafaa ederken oldurulen sehiddir" buyurulmustur.
Muvatta, Salatu'l-Cema'a 6, (1, 131); Tirmizi, Cenaiz 65, (1063).

1126 - Ummu Haram (radiyallahu anha) anlatiyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Deniz tutmasi sebebiyle (gemide) kusan kimseye sehid sevabi verilir. Bogularak olene de iki sehid sevabi vardir. "
Ebu Davud, Cihad 10, (2493).

1127 - Said Ibnu Zeyd (radiyallahu anh) anlatiyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'i dinledim soyle buyurdular:
"Kim malini mudafaa sirasinda oldurulurse sehiddir. Kim kanini mudafaa sirasinda oldurulurse sehiddir. Kim dinini mudafaa sirasinda oldurulurse sehiddir. Kim ailesini mudafaa sirasinda oldurulurse o da sehiddir."
Tirmizi, Diyat 22, (1418,1421); Ebu Davud, Sunnet 32, (4772); Nesai, Tahrim 22, (7,115,116); Ibnu Mace, Hudud 21, (2580).

1128 - Ebu Sellam, sahabeden birinden rivayet etmektedir: "Cuheyne'den bir mahalle uzerine baskin yaptik. Muslumanlardan biri, (teke tek vurusmak uzere) onlardan bir adam taleb etti. (Bir cengaver gelince) hemen kilinciyla saldiriya gecti. Ancak hata yapti ve kilinci kendisine isabet etti. Resulullah (aleyhissalatu vesselam):
"Ey Muslumanlar, kardesinize (yardim edin)" diye bagirdi. Halk ona dogru kosustu. Ama olmustu.
Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) onu elbisesi ve kani ile birlikte sardi, uzerine namaz kildi ve defnetti.
"Ey Allah'in Resulu, bu sehid midir?" diye sordular.
"Evet o sehiddir ve ben ona bu hususta sahidim" cevabini verdi."
Ebu Davud, 40, (2539).

1129 - Irbaz Ibn Sariye (radiyallahu anh) anlatiyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki:
"Sehidlerle yataklarinda olenler, taundan olenler hakkinda C'enab-i Hakk'abirbirlerini sikayet ederler. Sehidler:
"Onlar bizim kardeslerimizdir, onlar da bizim gibi oldurulduler!" derler. Yataklarinda olenler de:
"Onlar bizim kardeslerimizdir, bizim gibi olduler!" derler. Rabbimizonlara soyle seslenir:
"Yaralarina bakin, oldurulenlerin yaralarina benziyorlarsa onlardandirlar ve onlarla beraber olurlar!" Bakilir ve onlardaki yaranin, oburlerininki gibi oldugu gorulur. "
Nesai, Cihad 36, (6, 37-3.

1130 - Ibnu Omer (radiyallahu anhuma) anlatiyor: "(Babam) Omer Ibnu'l-Hattab (radiyallahu anh) sehid oldugu halde yikandi, kefenlendi, uzerine namaz kilindi."
Muvatta, Cihad 36, (2, 463).