Konu: Hadis-i şerifler  (Okunma sayısı 1746 defa)

CeeMoo

  • Kahraman Üye
  • İleti: 1200
  • Eğlence Mekanı
    • Profili Görüntüle
Ynt: Hadis-i şerifler
« Yanıtla #50 : 10 Tem 2014 21:31 »
501 - Ebu Eyyub (radiyallahu anh) anlatmistir ki: "Kendisinin bir hucresi vardi ve icinde hurma bulunuyordu. Buraya bir gulyabani (cin) dadanmis gelip hurmadan aliyordu. Bu durumu Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'a acti. Resulullah (aleyhissalatu vesselam) kendisine "Git, tekrar gorecek olursan "Allah'in adiyla, Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'a icabet et" dersin" buyurdu.
Ebu Eyyub der ki: (Bekledim, tekrar gelince) yakaladim. Ancak, bir daha gelmeyecegine dair yemin etti, ben de saliverdim. Sonra Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'la karsilastigimda Resulullah (aleyhissalatu vesselam): "Esirin ne oldu?" diye sordu. Ben: "Bir daha gelmeyecegine dair yemin etti (ben de biraktim)" dedim. Resulullah (aleyhissalatu vesselam): "O yalan soylemis, o yalana aliskindir" buyurdu.
Ebu Eyyub, bir baska sefer yine geldigini, yakalayinca gelmeyecegine dair yine yemin ettigini, yemini uzerine saliverdigini anlatir. Resulullah (aleyhissalatu vesselam) tekrar: "Esirin ne oldu?" diye sorar. "Gelmeyecegine dair yemin edince biraktim" der. Resulullah (aleyhissalatu vesselam): "Yalan soylemis, o zaten yalana aliskindir" buyurur.
Ebu eyyub (radiyallahu anh) ucuncu sefer yine yakalar ve: "Bu sefer seni birakmayacagim, mutlaka Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'a kadar goturecegim" der. Bunun uzerine cin: "(Dinle beni) sana muhim bir sey hatirlatacagim: Ayet'u'l-Kursi varya onu evinde oku. O takdirde sana hic ne seytan ne baskasi yaklasamaz" der. (Ebu Eyyub yine salar) ve Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'e gelir. Resulullah (aleyhissalatu vesselam): "Esirin ne oldu?" diye sorar. Olup biteni haber verince: "(Hayret), yalanci oldugu halde bu sefer dogruyu soylemis" buyurur."
Tirmizi, Sevabu'l-Kur'an 3, (2883).

502 - Ibnu Abbas (radiyallahu anhuma) anlatiyor: "Dinde zorlama yoktur" (Bakara 256) ayeti Ensar hakkinda inmistir. Soyle ki: Medine'de cocugu yasamayip olen kadinlar, "cocugum yasarsa Yahudi dini uzerine yetistirecegim" diye adakta bulunurdu. Benu Nadir Yahudileri Medine'den suruldukleri vakit, bunlar arasinda Yahudilestirilmis cok sayida Ensar cocugu vardi. Ensariler: "Cocuklarimizi onlara terketmeyiz" dediler. Bunun uzerine Cenab-i Hakk: "Dinde zorlama yoktur, artik iman ile kufur apacik meydana cikmistir..." (Bakara) ayetini inzal buyurdu."
Ebu Davud, Cihad 126, (2682).

503 - Ebu Hureyre (radiyallahu anh) anlatiyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Hz. Ibrahim (aleyhisselam)'in su sozleriyle ifade ettigi supheyi yasamaya biz ondan daha layikiz: "Ey Rabbim oluleri nasil diriltecegini bana goster" demis, (Allah: "Buna) inanmadin mi yoksa" demis, o da: "Inandim, fakat kalbimin, (gozumle gorerek) yatismasi icin (istedim, diye) soylemisti." (Bakara, 260).
Allah, Lut (aleyhisselam)'a rahmetini bol kilsin, aslinda o cok muhkem bir kaleye siginmisti.
Eger, Hz. Yusuf (aleyhisselam)'un kaldigi muddetce hapiste ben kalsaydim, davete icabet ederdim."
Buhari, Enbiya 11, 15, 19, Tefsir, Yusuf 5, Ta'bir 9; Muslim, Iman 238, (151), Fedail 152, (151); Tirmizi, Tefsir, Yusuf 12, (3115).

504 - Tirmizi'nin bir rivayetinde Hz. Yusuf'la ilgili olarak Resulullah (aleyhissalatu vesselam) soyle buyurmustur: "Kerim oglu Kerim oglu Kerim oglu Kerim; Ibrahimoglu Ishakoglu Yakuboglu Yusuf'tur.
Ve ilave etti: "Sayet, hapiste onun yerine ben yatmis olsaydim da, sonunda bana elci gelseydi, cikma hususunda hemen cevap verirdim." Resulullah (aleyhissalatu vesselam) arkadan su ayeti okudu: "Kendisine elci gelince, "Efendine don de ellerini kesen o kadinlarin zoru neydi kendisine sor" dedi.
Resulullah (aleyhissalatu vesselam) devamla sunu soyledi: "Allah Teala'nin rahmeti Lut'a olsun, o aslinda cok saglam bir kaleye siginmisti. Allah ondan sonra, her peygamberi kavminden kalabalik bir ceaat icinde gonderdi."
Tirmizi, Tefsir, Yusuf, (3115).

505 - Ubeyd Ibnu Umayr anlatiyor: "Omer Ibnu'l-Hattab (radiyallahu anh) Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'in ashabina sordu. "Su ayet kimin hakkinda nazil olmustur?
"Sizden herhangi biri arzu edermi ki, hurmalardan, uzumlerden kendisinin bir bahcesi olsun, altindan irmaklar aksin, orada kendisinin her cesit meyveleri bulunsun. Fakat ona ihtiyarlik coksun, acizve kucuk cocuklari da olsun, derken o bahceye icinde bir ates bulunan bir bora isabet etsin de o, yaniversin? (Bakara, 266).
Cemaat: "Allah ve Resulu daha iyi bilir" cevabini verdi. Hz. Omer (radiyallahu anh) bu cevaba kizdi ve: "Biliyoruz veya bilmiyoruz" deyin dedi.
Bunun uzerine Ibnu Abbas (radiyallahu anhuma): "Bu hususta icimden bir seyler geciyor ey muminlerin emiri" dedi. Hz. Omer (radiyallahu anh) ona: "Ey kardesimin oglu soyle onu, kendini kucuk gorme" dedi. Ibnu Abbas: "Bu, bir is icin misal olarak verilmistir" deyince Hz. Omer: "Hangi is icin?" diye tekrar etti. Ibnu Abbas da: "Zengin bir kimsenin isi icin, oyle ki bu zengin Allah'a kulluk ve itaatini yerine getiriyordu. Sonra Allah ona seytani gonderdi. (Zengin onun igvasina kapilarak gunahlar esledi ve sonunda butun (salih) amellerini batirdi."
Buhari, Tefsir, Bakara 47.

506 - Bera (radiyallahu anh): "Igrenmeden alamayacaginiz pis seyleri vermeye kalkmayin..." (Bakara, 267) mealindeki ayet biz ensarlar hakkinda indi" dedi ve anlatti: "Biz hurma yetistiren kimselerdik. Herkes, hurmasindan az veya cok olusuna gore tasadduk ederdi. Bu cumleden olarak, kisi bir iki hurma salkimi getirir onu mescide asardi. Mescidde kalan Ehl-i Suffa'nin yiyecegi yoktu. Bunlardan biri aciktigi zaman, salkima gelir, sopasiyla vurur, ondan bir miktar hurma dusurur ve yerdi. Hayri dusunmeyenlerden bazilari, icerisinde kalitesiz hurmalarin cokca bulundugu salkimlardan, bazilari kirik adi salkimlardan getirip asiyordu. Bunun uzerine Cenab-i Hakk su ayeti indirdi: "Ey iman edenler: Kazandiklarinizin temizlerinden ve size yerden cikardiklarimizdan sarfedin; igrenmeden alamiyacaginiz pis seyleri vermeye kalkmayin. Allah'in mustagni ve ovulmeye layik oldugunu bilin." Resulullah (aleyhissalatu vesselam) ayeti soyle aciklar: "Sizden biri, sadaka olarak verdigi seyin benzeri, kendisine verildigi takdirde onu istemeye istemeye, utanarak alacagi seyden almamasina dikkat etsin." Ibnu Abbas der ki: "Bundan sonra hepimiz, sahib oldugumuz seylerin iyilerinden verir olduk."
Hadisi, Tirmizi rivayet eder ve sahih oldugunu belirtir. (Tefsir, (2990). Hadisi Ibnu Mace, Zekat'in 19, (1822) babinda kaydeder.

507 - Ibnu Mes'ud (radiyallahu anh) anlatiyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Seytan da, melek de insanogluna sokularak onun kalbine birtakim seyler atarlar. Seytanin isi kotuluge cagirmak, sonu fena ve zararli olan seylere tesvik etmek ve hakki yalanlamak, haktan uzaklastirmaktir. Melegin isi hak ve hayra, iyilige cagirmak ve kotulukten uzaklastirmaktir. Kim icinde hakka, hayira, iyilige cagiran bir ses duyarsa bilsin ki bu Allah'tandir ve hemen Allahu Teala'ya hamdetsin. Kim de icinde serr ve inkara cagiran bir fisilti duyarsa ondan uzaklassin ve hemen seytandan Allah'a siginsin." Resulullah (aleyhissalatu vesselam) bu sozlerine su mealdeki ayeti ekledi: "Seytan sizi fakir olacaksiniz diye korkutur, size cimriligi emreder.." (Bakara 268).
Tirmizi, Tefsir, (2991).

508 - Mervan el-Esfar'in anlattigina gore, Abdullah Ibnu Omer (radiyallahu anhuma): "..Icinizdekini aciklasaniz da gizleseniz de Allah sizi onunla hesaba ceker ve diledigini bagislar, diledigine azab eder, Allah her seye kadirdir." (Bakara 284) ayetinin muteakip ayet tarafindan neshedildigini soylemistir."
Buhari, Tefsir, Bakara 54, 55.

509 - Ebu Hureyre (radiyallahu anh) anlatiyor: "Cenab-i Hakk'in su mealdeki sozu nazil olunca: "Icinizdekini aciklasaniz da gizleseniz de Allah sizi onunla hesaba ceker ve diledigini bagislar, diledigine azab eder..." (Bakar, 284) bu ihbar Sahabe (radiyallahu anhuma)'ye cok agir geldi. Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'a geldiler, diz cokup oturdular ve dediler ki: "Ey Allah'in elcisi, bize yapabilecegimiz isler emredildi: Namaz, oruc, cihad ve sadaka, bunlari yapiyoruz. Ama Cenab-i Hakk sana su ayeti inzal buyurdu. Onu yerine getirmemiz mumkun degil." Resulullah (aleyhissalatu vesselam) onlara: "Yani sizler de sizden onceki Yahudi ve Hiristiyanlar gibi "dinledik ama itaat etmiyoruz" mu demek istiyorsunuz? Hayir oyle degil soyle deyin: "Isittik itaat ettik. Ey Rabbimiz affini dileriz, donus Sana'dir." Cemaat bunu okuyup, dilleri ona alisinca, bir muddet sonra Cenab-i Hakk su vahyi inzal buyurdu: "Peygamber ve inananlar O'na Rabbi'nden indirilene inandi. Hepsi Allah'a, meleklerine, kitaplarina, peygamberlerine inandi. "Peygamberleri arasinda hicbirini ayirdetmeyiz, isittik, itaat ettik, Rabbimiz! Affini dileriz, donus sanadir" dediler" (Bakara 285).
Ashab bunu yapinca Allah, onceki ayeti neshetti ve su ayeti inzal buyurdu: "Allah kisiye ancak gucunun yetecegi kadar yukler; kazandigi iyilik lehine, ettigi kotuluk de aleyhinedir. Rabbimiz! Eger unutacak veya yanilacak olursak bizi sorumlu tutma. (Resulullah bu duayi yapinca Allah Teala hazretleri: Pekala, yaptim buyurmustur). Rabbimiz bizden oncekilere yukledigin gibi bize de agir yuk yukleme! (Allah Teala hazretleri: Pekiyi buyurmustur). Rabbimiz! Bize gucumuzun yetmiyecegi seyi tasitma (Rabb Teala hazretleri: Pekiyi dedi). Bizi affet, bizi bagisla, bize aci. Sen Mevlamizsin, kafirlere karsi bize yardim et (Rabb Teala buna da Pekiyi demistir).
Muslim, Iman 199, (125).

510 - Ebu Hureyre (radiyallahu anh) anlatiyor: Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Allah Teala, ummetim, icinden gecen fena seylerle amel etmedikce veya onu konusmadikca o sey yuzunden ummetimi hesaba cekmeyecektir."
Buhari, Eyman Ve'n-Nuzur 15, Itk 6, Talak 11; Muslim, Iman 201, (127); Ebu Davud, Talak 15, (2209); Nesai, Talak 22 (6, 156); Tirmizi, Talak 8, (1183); Ibnu Mace, Talak 14, (2540).

CeeMoo

  • Kahraman Üye
  • İleti: 1200
  • Eğlence Mekanı
    • Profili Görüntüle
Ynt: Hadis-i şerifler
« Yanıtla #51 : 10 Tem 2014 21:31 »
AL-I IMRAN SURESI

511 - Hz. Aise (radiyallahu anha) anlatiyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) su mealdeki ayeti okudu: "(Habibim) Sana Kitab'i indiren O'dur. Ondan bir kisim ayetler muhkemdir ki bunlar Kitab'in anasi (temeli)dir. Diger bir kismi da mutesabihlerdir. Iste kalblerinde egrilik bulunanlar sirf fitne aramak (otekini berikini saptirmak) ve (kendi arzularina gore) onun te'viline yeltenmek icin onun mutesabih olanina tabi olurlar. Halbuki onun te'viliniAllah'dan baskasi bilmez, ilimde yuksek gayeye erenler ise; "Biz ona inandik, hepsi Rabbimiz katindadir" derler. (Bunlari) salim akillilardan baskasi iyice dusunmez."
Resulullah (aleyhissalatu vesselam) ayetin okunmasini tamamlayinca bana sunu soyledi: "Kur'an'in mutesabih ayetlerine tabi olanlari gordugunuz vakit bilin ki onlar Allah'in ayette haber verdigi kimselerdir, onlardan sakinin."
Buhari, Tefsir, Al-i Imran 1; Muslim, Ilim 1, (2665); Tirmizi, Tefsir, Al-i Imran (2996);Ebu Davud, Sunne 2, (4598).

512 - Said Ibnu Cubeyr (radiyallahu anh) anlatiyor: "Bir adam gelerek, Ibnu Abbas (radiyallahu anhuma)'a "Ben Kur'an'da bazi ayetler goruyorum onlar bana aralarinda ihtilafli geliyor" dedi. Ibnu Abbas (radiyallahu anhuma): "Nelermis onlar?" diye sorunca adam su ayetleri okudu: "Sur'a uflendigi zaman, aralarinda o gun (boburlenecekleri) soylari soplari olmadigi gibi, (birbirlerinin halini) de soramazlar" (mu'minun, 101). Halbuki su ayet de var: "Birbirlerine donup sorusurlar" (Saffat 27).
Bir ayette soyle denir: "O gun inkar edip peygambere bas kaldirmis olanlar, yerle bir olmayi ne kadar isterler ve Allah'tan bir soz gizleyemezler" (Nisa 42). Halbuki su ayet var: "Sonra, Rabbimiz Allah'a and olsun ki bizler puta tapanlar degildik, demekten baska care bulamazlar" (En'am, 23).
Nazi'at suresinde: "Ey inkarcilar! Sizi yaratmak mi daha zordur, yoksa gogu yaratmak mi? Ki onu Allah bina edip yukseltmis ve ona sekil vermistir. Gecesini karanlik yapmis, gunduzunu aydinlatmistir. Ardindan yeri duzenlemistir" (27-30) buyuruyor.
Burada gogun yaratilisi yerin yaratilisindan oncedir: "Ey Muhammed onlara de ki: "Siz yeri iki gunde yaratani mi inkar ediyor ve O'na esler kosuyorsunuz! O alemlerin Rabbi'dir. O yeryuzune sabit daglar yerlestirdi, onu bereketli kildi. Arayanlar icin yeryuzunde gidalarini normal olarak dort gun (dort mevsim) icinde yetistirmesi kanununu koydu. Sonra duman halinde bulunan goge yoneldi. Ona ve yeryuzune "Isteyerek veya istemeyerek buyruguma gelin" dedi, ikisi de: "Isteyerek geldik" dediler (Fussilet, 9-11).
Kur'an'da: "Allah affedici, merhametli oldu", "Allah aziz ve hakim oldu", "Allah isitici ve gorucu oldu" denmektedir. Sanki, Allah eskiden boyle olmus bitmis gibi ifade edilmektedir."
Ibnu Abbas (radiyallahu anhuma) su cevabi verdi: "Sur'a ilk uflemede onlarin aralarinda hicbir bag olamaz, Allah'in diledikleri disinda herkes gokte olsun yerde olsun bu ilk uflemede baygin duser. Iste bu bayginlik aninda bag da yok, hal hatir sorma da yok. Sonra ikinci uflemede birbirlerine gelip sorusurlar."
Ibnu Abbas devam etti: "...Rabbimiz Allah'a and olsun ki biz puta tapanlar degildik" ayeti ile;
"...Allah'tan bir sey gizleyemezler" ayetine gelince: "Allah Teala ihlas sahiplerinin gunahlarini affeder. Bunun uzerine musrikler: "Gelin bir de "Musrik degildik" diyelim" derler. Allah da onlarin agizlarini muhurler. Vucudlarindaki her bir uzuv yaptigi isleri soyler. O sirada, Allah'in hicbir sozu gizlemedigi bilinir. O'nun yaninda: "Inkar edenler: "Keske Musluman olsaydik" temennisinde bulunacaklardir" (Hicr, 2).
Diger soruna gelince: Allah yeri iki gunde yaratti. Sonra goge yoneldi, baska iki gunde de onu yedi kat olarak tanzim etti, sonra diger iki gunde arzi duzenledi yani yaydi, arzdan su ve otlak cikardi. Arzda daglar, agaclar, tepeler ve arzla sema arasinda bulunan seyleri yaratti. Bunu Cenab-i Hakk: "Ardindan yeri duzenlemistir" (Naziat, 30) kelam-i serifleriyle ifade buyurmaktadir. Boylece arz ve icindekiler dort gunde yaratilmis olmaktadir. Semavat da iki gunde yaratilmis olmaktadir.
"Allah affedici, merhametli oldu" kelamina gelince, Allah kendisini bu sekilde isimlemistir, yani O hep boyle olmustur ve boyle olacaktir, Allah her ne irade buyurdu ise irade buyurdugu sey mutlaka olmustur.
Yazik sana, Kur'an (ayetleri) sana ihtilafli gelmemeli. Cunku onun tamami Aziz ve Celil olan Allah'tandir."
Buhari, Tefsir, Ha-Mim, Secde (Fissilet) 1.

513 - Ibnu Abbas (radiyallahu anhuma) anlatiyor: Resulullah (aleyhissalatu vesselam), Bedir savasinda Kureys'i yendikten sonra Medine'ye dondugu zaman Yahudileri toplayarak onlara: "Kureys'in basina gelen musibet size de gelmeden Musluman olun" dedi. Onlar cevaben: "Ey Muhammed, Kureys'ten savasmasini bilmeyen top bir grubu maglub etmen sakin seni aldatmasin. Sayet bizimle savasacak olursan bizim kimler oldugumuzu ogrenecek ve bizim gibisiyle hic karsilasmadigini anlayacaksin!" dediler. Bunun uzerine Cenab-i Hakk su ayeti indirdi: "(Habibim), "O (Yahudi) kafirlerine de ki: Yakinda maglub olacaksiniz ve (toptan) cehenneme suruleceksiniz. O, ne kotu yataktir, (Bedir muharebesinde) karsilasan iki grub hakkinda sizin icin muhakkak bir ibret vardi. (Onlardan) bir grub Allah yolunda dovusuyordu, digeri ise kafirdi" (Al-i Imran, 12-13).
Ebu Davud, Harac 22 (3001).

514 - Ibnu Mes'ud (radiyallahu anh) anlatiyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Her peygamberin peygamberlerden dostlari vardir. Benim dostum, ceddimve Rabbimin halili olan Ibrahim'dir." Resulullah (aleyhissalatu vesselam) sonra su ayeti tilavet buyurdular: "Gercekten, insanlardan Ibrahim'e en yakin olani her halde (zamaninda) ona tabi olanlarla su peygamber ve (su) iman edenlerdir. Allah da o iman edenlerin yaridir" (Al-i Imran, 6b
Tirmizi, Tefsir, Al-i Imran (2998).

515 - Ibnu Abbas (radiyallahu anhuma): "...Ibrahim'in ailesi ve Imran ailesi..." (Al-i Imran, 33) ayeti hakkinda: "Onlar, Ibrahim'in neslinden, Imran'in neslinden, Yasin'in neslinden ve Muhammed'in neslinden iman eden kimselerdir." Allah Teala hazretleri soyle buyuruyor: "Gercekten, insanlardan Ibrahim'e en yakin olani her halde (zamaninda) ona tabi olanlarla su peygamber ve (su) iman edenlerdir. Allah da o iman edenlerin yaridir" (Al-i Imran, 6 demistir.
Bu hadisi Buhari, muallak (senetsiz) olarak tahric etmistir (Enbiya, 44).

516 - Yine Ibnu Abbas (radiyallahu anhuma), saliha kadinin: "Rabbim, karnimdakini azadli bir kul olarak sana adadim" (Al-i Imran, 35) sozunu tefsir sadedinde soyle der: "Yani sirf mescide hizmet etmesi icin."
Buhari, bu rivayeti bab basligi olarak tahric etmistir (Salat, 74).

517 - Ebu Hureyre (radiyallahu anh) anlatiyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular: "Yeni dogan her insan yavrusuna, dogdugu anda seytan mutlaka bir durter. Yavru, onun durtmesi (nin verdigi rahatsizlik) sebebiyle bagirarak aglar. Hazret-i Meryem ve onun oglu Isa bundan harictir." Ebu Hureyre sozune devamla: "Isterseniz su ayeti de okuyun dedi: "Meryem: "...Ben onu da soyunu da kovulmus seytandan sana sigindiririm" dedi". (Al-i Imran, 36).
Buhari, Tefsir, Al-i Imran 2; Muslim, Fedail, 146, 2366. H.

518 - Ibnu Abbas (radiyallahu anhuma): "Meryem'i hangisi himayesine alacak diye (kura cekmek uzere) kalemlerini atarken sen yanlarinda degildin" (Al-i Imran, 44) ayetiyle ilgili olarak buyurdu ki: "Kur'a cekmek uzere kalemlerini (suya) attilar. Kalemler akintiyla beraber gitti. Sadece Zekeriya'nin kalemi suyun ustune cikti."
Hadisi Buhari, bab basliginda tahric etti. (sehadet, 30).

519 - Yine Ibnu Abbas (radiyallahu anhuma), "Ey Isa, suphesiz ki seni vefat ettirecek olan (onlar degil) benim" ayetindeki (Al-i Imran 55) seni vefat ettirecek olan (muteveffike) ibaresini "seni oldurecek olan" diye aciklanmistir.
Bu rivayeti Buhari, bab basliginda kaydetmistir. (Tefsir, Suretu'l-Maide 13).

520 - Yine Ibnu Abbas (radiyallahu anhuma) anlatiyor: "Ensar'dan bir zat Musluman olmustu, sonratekrar irtidat edip musriklerin yanina gitti. Bilahere yaptigindan pisman olup, kabilesine: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'a sorun, benim icin tevbe imkani var mi?" diye haber saldi. Kavmi de Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'a gelerek: "Onun icin tevbe etme sansi var mi?" diye sordular. Bunun uzerine su ayet indi: "Inandiktan, Peygamberin hak olduguna sehadet ettikten, kendilerine belgeler geldikten sonra inkar eden bir milleti Allah nasil dogru yola eristirir? Allah zalimleri dogru yola eristirmez. Iste bunlarin cezasi, Allah'in meleklerin, insanlarin hepsinin lanetine ugramalaridir. Orada temellidirler; onlardan azab hafifletilmez; onlarin azabi geciktirilmez. Ancak bunun ardindan tevbe edip duzelenler mustesnadir. Dogrusu Allah bagislar ve merhamet eder" (Al-i Imran,86-89). Ayeti ona gonderdi. O da Musluman oldu."
Nesai, Tahrimu'd-Dem 15, (7, 107).

CeeMoo

  • Kahraman Üye
  • İleti: 1200
  • Eğlence Mekanı
    • Profili Görüntüle
Ynt: Hadis-i şerifler
« Yanıtla #52 : 10 Tem 2014 21:31 »
521 - Behz Ibnu Hakim babasi ve ceddi tarikiyle anlattigina gore, Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'in "Siz insanlar icin cikarilmis en hayirli bir ummetsiniz" (Al-i Imran, 110) ayeti hakkinda sunu soyledigini isitti: "Siz yetmis ummeti yetmise tamamlayan sonuncu ummetsiniz. Siz onlarin en hayirlisi ve Allah yaninda en degerli olanisiniz."
Tirmizi, Tefsir, Al-i Imran (3004); Ibnu Mace, Zuhd 34, (4288).

522 - Ibnu Abbas (radiyallahu anhuma): "Rabb'e kul olun (kunu Rabbaniyyin)" (Al-i Imran, 79) ayetiyle "Hakimler, fakihler olun" denmek istenmistir" buyurmustur.
Buhari, bu hadisi bab basliginda kaydetmistir (ilm 10).

523 - Hz. Cabir (radiyallahu anh) anlatiyor: Su ayet bizim hakkimizda indi: "O zaman icinizden iki zumre za'f goster(mek iste)misdi. Halbuki onlarin yardimcisi Allah'ti. Mu'minler ancak Allah'a guvenip dayanmalilar." (Al-i Imran, 122) Hz. Cabir devamla su aciklamayi yapti: "Biz iki zumreydik: Bir zumre Benu Harise, digeri Benu Seleme. Ayette: "Allah onlarin yardimcisidir" dendigi icin bu ayet hakkimizda inmemis olsaydi sevinmezdim."
Buhari, Megazi 18, Tefsir, Al-i Imran 8; Muslim, Fedailu's-Sahabe 171, (2505).

524 - Ibnu Omer (radiyallahu anhuma) anlatiyor: Resulullah (aleyhissalatu vesselam) Safvan Ibnu Umeyye, Suheyl Ibnu Amr ve el-Haris Ibnu Hisam'a beddua ediyordu. Bunun uzerine su ayet indi: "Allah'in, onlarin tevbelerini kabul veya onlara azab etmesi isiyle senin bir ilisigin yoktur; cunku onlar zalimlerdir" (Al-i Imran, 128).
Buhari, Megazi 21, Tefsir, Al-i Imran 9; Tirmizi, Tefsir, Al-i Imran (3007, 3008); Nesai, Salat 121, (2, 203).

525 - Tirmizi'de geldigi uzere Resulullah (aleyhissalatu vesselam) Uhud gunu soyle demistir: "Ey Allahim, Ebu Sufyan'a lanet et! Ey Allah'im, el-Haris Ibnu Hisam'a ln Ibnu Umeyye'ye lanet et!" Bunun uzerine: "Allah'in onlarin tevbelerini kabul veya onlara azab etmesi isiyle senin bir ilisigin yoktur. Cunku onlar zalimlerdir" (Al-i Imran, 128) mealindeki ayet indi.
Tirmizi, Tefsir, Al-i Imran (3007).

526 - Nesai'de geldigine gore, Ibnu Omer, Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'in sabah namazinda basini sonuncu rekatta kaldirdigi sirada "Ey Rabbim... lanet" diye aynen yukaridaki hadiste muhtevayi isittigini soylemistir.
Nesai, Salat 121, (2, 203).

527 - Ibnu Abbas (radiyallahu anhuma): "Hicbir peygamber ganimete ve millet malina hiyanet yarasmaz" (Al-i Imran, 161) ayeti, Bedir savasi sirasinda kaybolan kirmizi renkli bir kadife parcasi hakkinda nazil olmustu. Cemaatten bazisi "Belki de Hz. Peygamber almistir" demisti ki bunun uzerine yukaridaki ayet nazil oldu."
Ebu Davud, el-Huruf ve'l-Kiraat 1,(3971); Tirmizi, Tefsir, Al-i Imran (3012).

528 - Ibnu Abbas (radiyallahu anhuma) anlatiyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) ashabina soyle dedi: "Uhud'da sehid olan kardesleriniz var ya! allah, onlarin ruhlarini yesil kuslarin icine koydu. Bunlar cennetin nehirlerine giden, cennet meyvelerinden yiyen ve Arsin golgesine asilmis altindan kandillere girip istirahat eden kuslardir. Sehidler boylece guzel guzel yiyip icip dinlenince soyle dediler: Kardeslerimize bizden kim haber goturecek ve bildirecek ki bizler cennette dirileriz, riziklaniyoruz? Bu haber gitmeli ki onlar cennete karsi isteksiz olmasinlar ve harpte korkak davranmasinlar!"
Allah Teala onlara cevaben:
"Sizin haberinizi ben duyuracagim" buyurdu ve su ayeti indirdi: "Allah yolunda oldurulenleri olu saymayin bilakis onlar Rableri katinda diridirler. Allah'in bol nimetinden onlara verdigi seylerle sevinc icinde riziklanirlar. Arkalarindan kenidlerine ulasmayan kimselere, kendilerine korku olmadigini ve kendilerinin uzulmeyeceklerini mujde etmek isterler" (Al-i Imran, 169).
Ebu Davud, Cihad 27, (2520).

529 - Yine Ibnu Abbas (radiyallahu anluma): "Halk onlara "Dusmaniniz olan insanlar size karsi bir ordu topladilar, onlardan korkun" dediler. Bu, onlarin imanini artirdi da: "Allah bize yeter, o ne guzel vekildir" dediler" (Al-i Imran 173). ayeti hakkinda su aciklamayi yapti: "Bunu Ibrahim (aleyhisselam) atese atildigi esnada soyledi, keza ayni seyi Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam), halk kendisine: "Insanlar size karsi toplandilar" dedigi zaman soyledi.
Buhari, Tefsir, Al-i Imran, 13.

530 - Ebu Said (radiyallahu anh) anlatiyor: "Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) zamaninda bir kisim munafiklar, Resulullah (aleyhissalatu vesselam) bir gazveye ciktigi vakit ondan ayrilip geri kalirlar ve Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'a muhalefet edip kaldiklari icin rahatlarlar, sevinirlerdi. Resulullah (aleyhissalatu vesselam) Medine'ye donunce de gelip andlar, yeminler icerek ozurler beyan ederlerdi. Bir de isterlerdi ki, yapmadiklari seylere ovguye, madh'u senaya mazhar olsunlar. Onlarin bu hali ile ilgili olarak su ayet nazil oldu: "Ettiklerine sevinen ve yapmadiklariyla ovulmekten hoslananlarin, sakin sakin onlarin azabtan kurtulacaklarini sanma, elem verici azab onlaradir" (Al-i Imran, 188). Buhari, Tefsir, Al-i Imran 16, (6, 51); Muslim, Sifatu'l-Munafikin 7, (2777).

CeeMoo

  • Kahraman Üye
  • İleti: 1200
  • Eğlence Mekanı
    • Profili Görüntüle
Ynt: Hadis-i şerifler
« Yanıtla #53 : 10 Tem 2014 21:31 »
531 - Humeyd Ibnu Abdirrahman Ibni Avf anlatiyor: Emevi halifesi Mervan kapicisina: "Ey Rafi! Ibnu Abbas (radiyallahu anhuma)'a git ve de ki: "Eger bizden herkes, ettigi ile sevinmesinden ve yapmadigi seyle de ovulmekten hoslanmasindan dolayi azab gorecekse, toptan hep azaba maruz kalacagiz demektir."
Ibnu Abbas (radiyallahu anhuma) kendisine bu soylenince soyle dedi: "O ayetten size ne? O ayet, Ehl-i Kitap hakkinda inmistir." Sonra su ayeti okudu: "Allah kitap verilenlerden, onu insanlara aciklayacaksiniz ve gizlemeyeceksiniz diye ahid almisti. Onlar ise, onu arkalarina atip, az bir degere degistiler. Alis-verisleri ne kotudur. Ettiklerine sevinen ve yapmadiklariyla ovulmekten hoslananlarin, sakin sakin onlarin azaptan kurtulacaklarini sanma, elem verici azab onlaradir." (Al-i Imran, 187-188).
Ibnu Abbas (radiyallahu anhuma) sozune devam ederek su aciklamayi yapti: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) onlara bir husus sordu, gercegi gizleyip, degisik sekilde yanlis cevap verdiler. Ustelik kendilerine sordugu hususa verdikleri cevap sebebiyle medhedilmeyi beklediklerini de is'ar ettiler. Ayrica sorulan seyi ona gizlemis olmalarina da sevindiler."
Buhari, Tefsir, Al-i imran 16 (6, 51); Muslim, Sifatu'l-Munafikin 8, (2778); Tirmizi, Tefsir, Al-i Imran (3018).

532 - Ibnu Abbas (radiyallahu anhuma): "Ister, amelce iyi, muttaki, isterse amelce kotu, facir kisi olsun, olum herkes hakkinda hayirlidir" buyurduktan sonra su ayeti okudu: "Inkar edenler, kendilerine vermis oldugumuz muhletin sakin kendileri icin hayirli oldugunu sanmasinlar. Biz onlara ancak, gunahlari cogalsin diye muhlet veriyoruz. Alcaltici azab onlaradir, (Al-i Imran, 178). Sonra da su ayeti okudu: "Fakat Rablerinden sakinanlara, Allah katindan ziyafetler bulunan, iclerinden irmaklar akan, icinde temelli kalacaklari cennetler vardir. Allah katindaki seyler iyi olanlar icin daha hayirlidir" (Al-i Imran, 198).
Rezin kaydetmis fakat, kaynak vermemistir. Ancak bunu Hakim, el-Mustedrek'te (2, 298) tahric eder.

533 - Ummu Seleme (radiyallahu anha) anlatiyor: "Ey Allah'in Resulu, Allahu Teala'nin kadinlari hicretle ilgili olarak zikrettigini hic isitmiyorum, nicin? diye sordum.
Bu sorum uzerine su ayet indi: "Rableri dualarini kabul etti: Bir birinizden meydana gelen sizlerden, erkek olsun, kadin olsun is yapanin isini bosa cikarmam. Hicret edenlerin, memleketlerinden cikanlarin, yolumda ezaya ugratilanlarin, savasan ve oldurulenlerin gunahlarini elbette ortecegim. And olsun ki, Allah katinda bir nimet olarak, onlari iclerinden irmaklar akan cennetlere koyacagim. Nimetin guzeli Allah katindadir." (Al-i Imran, 195).
Tirmizi, Nisa, (3026).

NISA SURESI

534 - Hz. Aise (radiyallahu anha) anlatiyor: "Bir adamin yaninda yetime bir kiz vardi. Onu kendisine nikahladi. Kizin meyve veren bir hurma agaci vardi. Kiz, o hurma agacinda olsun, adamin baska malinda olsun ona artakti. Adam kizi kendisi icin tutuyor, kiza kendisinden (mehir olarak) bir sey vermiyordu. Bunun uzerine su ayet indi: "Eger velisi oldugunuz mal sahibi yetim kizlarla evlenmekle onlara haksizlik yapmaktan korkarsaniz, onlarla degil, hosunuza giden baska kadinlarla iki, uc ve dorde kadar evlenebilirsiniz..." (Nisa, 3),
Buhari, Vesaya 21, Tefsir, Nisa 1, 23, Nikah 1, 16, 19, 37; Hiyel 8; Muslim, Tefsir 6, 3018; Ebu Davud, Nikah 13, 2068; Nesai, Nikah 66 (6, 115, 116).

535 - Bir rivayette hadis soyledir: "Yetime kiz velisinin terbiyesindedir. Velisi, kizin guzelligine ve malina tamah etmekte (evlenmek istemekte)dir. Ancak mehrini tam degil, eksik vermeyi dusunmektedir. Boyle veliler, yetimlere, mehri hususunda adaletli davranmadikca, yetimle evlenmeleri yasaklanmis, baska kadinlarla evlenmeleri emredilmistir."

536 - Bir diger rivayette, Hz. Aise (radiyallahu anha) soyle demektedir: "Cenab-i Hakk'in su ayette: "Ey Muhammed! Kadinlar hakkinda senden fetva isterler, de ki: "Onlar hakkinda fetvayi size Allah veriyor: Bu fetva kendilerine yazilan seyi vermediginiz ve kendileriyle evlenmeyi arzuladiginiz yetim kadinlara ve bir de zavalli cocuklara ve yetimlere dogrulukla bakmaniz hususunda Kitab'ta size okunandir.." (Nisa 127) ayetinde atifta bulunan bahis, onceki ayettir ki orada soyle denmektedir: "Eger velisi oldugunuz mal sahibi yetim kizlarla evlenmekle onlara haksizlik yapmaktan korkarsaniz, onlarla degil, hosunuza giden baska kadinlarla iki, ic ve dorde kadar evlenebilirsiniz."
Hz. Aise (radiyallahu anha) devamla sunu soyledi: "Sonraki ayette yani, "...kendileriyle evlenmeyi arzuladiginiz yetim kadinlara..." (Nisa, 127) ifadesinin gectigi ayette, Cenab-i Hakk'in mevzubahis ettigi arzu, kisinin terbiyesi altinda bulunan yetimenin mali ve guzelligi az olmasi halindeki arzudur. Bu durumda onunla evlenmek istememektedir.

537 - Bir baska rivayette "Ey Muhammed! Kadinlar hakkinda senden fetva isterler..." (Nisa 127) ayeti ile ilgili Hz. Aise su aciklamayi yapar: "Burada sozkonusu edilen, kisinin terbiyesi altinda bulunan vemalindan kendisine ortak olan yetime kizdir. Adam bu yetime ile evlenmeyi dusunmedigi gibi, baskasiyla evlendirip, yabanciyi malina ortak kilmak da istememekte, yetimeyi ortada tutmaktadir. Cenab-i Hakk, mezkur ayetle bu durumu yasaklamaktadir."
Ebu Davud merhum su ilavede bulunur: Rebi'a, Cenab-i Hakk'in "Eger velisi oldugunuz mal sahibi yetim kizlarla evlenmekte onlara haksizlik yapmaktan korkarsaniz..." sozu hakkinda su aciklamayi yapti: "Burada Allah Teala sunu soyluyor: "Korkuyorsaniz bu yetimeleri serbest birakin, (arada tutmayin), ben size dort tanesini helal kildim."

538 - Yine Hz. Aise (radiyallahu anha) "Yetimleri, evlenme cagina gelene kadar deneyin, onlarda olgunlasma gorurseniz mallarini kendilerine verin, buyuyecekler de geri alacaklar diye onlari israf ederek ve tez elden yemeyin. Zengin olan iffetli olmaga calissin, yoksul olan uygun bir sekilde yesin..." (Nisa, 6), ayeti hakkinda su aciklamayi yapti: "Bu ayet, yetime bakan velinin fakir olmasi halinde, bakim hizmetine mukabil, yetimin malindan uygun sekilde yiyebilecegini beyan icin nazil olmustur."
Bir baska rivayette soyle denir: "Veli, muhtacsa, cocugun malindan, malin miktarina gore uygun sekilde alir."
Buhari, Buyu 95, Vesaya 23, Tefsir, Nisa 2; Muslim, Tefsir 10, 3019.

539 - Ibnu Abbas (radiyallahu anhuma), "Taksimde yakinlar yetimler ve duskunler bulunursa, ondan onlara da verin, guzel sozler soyleyin" (Nisa, ayeti hakkinda su aciklamayi yapti: "Bu ayet muhkemdir ve mensuh da degildir. Bazilari bunun mensuh oldugunu zanneder. Hayir, Allah'a kasem olsun mensuh degildir. Ancak, bu ayet halkin hukmuyle amel etmemek suretiyle kadrini idrak edemedigi ayetlerdendir. Terekede tavarrufta bulunan ve tereke ile ilgili isleri uzerine alan veli iki kisimdir:
1. Mala varis olan mutavarrif veli, (mesela asabe gibi). Iste bu veli (taksim sirasinda hazir bulunan yakinlara, yetimlere ve duskunlere onlarin gonullerini hos edecek birseyler) verir.
2. Mala varis olmayan veli (yetimin velisi gibi ki taksimde hayir bulunanlara maldan bagista bulunmak gibi tasarrufta bulunamaz. Onlara bazi) tatli sozu bu veli soyler. Mesela soyle de: Benim, sizlere birseyler verme yetkim yok."
Buhari, Vesaya 18, Tefsir, Nisa 3.

540 - Hz. Cabir (radiyallahu anh) anlatiyor: "Hastalanmistim. Gecmis olsun demek uzere, Resulullah (aleyhissalatu vesselam) ve Hz. Ebu Bekir (radiyallahu anh) yaya olarak bana ugradilar. Bize geldikleri sirada bayginmisim. Resulullah (aleyhissalatu vesselam) abdest aldilar ve abdest suyundan uzerime serptiler. Bunun uzerine ayildim. Karsimda Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'i gormez miyim! Hemen sordum: "Ya Resulullah (goruyorsunuz olmek uzereyim) malimi ne yapayim?"
Bana cevap vermede acele etmedi. Derken miras ayeti geldi: "(Ey Muhammed!) Senden fetva isterler, de ki: "Allah size ikinci dereceden mirascilar hakkinda fetva veriyor: Sayet cocugu olmayip bir kiz kardesi bulunan kimse olurse, biraktiginin yarisi kiz kardese kalir. Fakat kiz kardesinin cocugu yoksa, kendisi ona tamamen varis olur. Eger kiz kardesi kalmissa, biraktiginin ucte ikisi onlaradir. Eger mirascilar erkek ve kadin kardeslerse, erkege, iki kadinin hissesi kadar vardir. Dogru yoldan saparsiniz diye Allah size acikliyor. Allah her seyi bilir" (Nisa, 176).
Bir rivayette soyle denmektedir: "...(Sorum uzerine) feraiz ayeti indi." Bir baska rivayette de: "Allah cocuklariniz hakkinda erkege, iki kizin hissesi kadar tavsiye eder..." (Nisa11) ayeti indi" denir.
Tirmizi'nin rivayetinde Cabir hazretleri (radiyallahu anh) soyle der: "Benim yedi tane kizkardesim vardi..."
Ebu Davud'un rivayetinde su ayetin nazil oldugu belirtilir: " Senden fetva isterler, de ki: Allah size ikinci derece mirascilar hakkinda fetva veriyor..." ikinci derece mirascilar: Kendisinin cocugu olmayip kiz kardesleri olan kimse.
Buhari, Vudu 44, Tefsir Nisa 4, Marda5, 15, 21, Feraiz, giris kismi, 13, I'tisam 8, Muslim, Feraiz 5, 1616; Tirmizi, Feraiz 7, 2098; Tefsir, Nisa 3019 H; Ebu Davud, Feraiz 2, 2886; 3, 2887.

CeeMoo

  • Kahraman Üye
  • İleti: 1200
  • Eğlence Mekanı
    • Profili Görüntüle
Ynt: Hadis-i şerifler
« Yanıtla #54 : 10 Tem 2014 21:32 »
541 - Yukaridaki Cabir (radiyallahu anh) hadisi, bir rivayette soyle gelmistir: "Rahatsizlanmistim. Tam o sirada yedi kizkardesim vardi, benim yanimda idiler. Resulullah (aleyhissalatu vesselam) yanima girdiler. Girince ilk is yuzume (okuyup) ufledi. Hemen ayildim. Ayilir ayilmaz: "Ey Allah'in Resulu, kizkardeslerim icin malimin ucte ikisini vasiyet edeyim mi?" dedim. Bana: "Ihsanda bulun!" dedi. Ben: Oyleyse yarisini? dedim. Resulullah "Ihsanda bulun" dedi. Sonra beni birakti ve cikarken soyle dedi: "Bu agridan olmeyeceksin. Allah Teala kizkardeslerine vermen gereken miktar hususunda aciklayici ayet indirdi. Onlarin hissesini ucte iki kildi."
Cabir (radiyallahu anh) su ayet benim hakkimda indi derdi: "Senden fetva isterler, de ki Allah size ikinci dereceden mirascilar hakkinda fetva veriyor..." (Nisa 176).

542 - Yine Hz. Cabir (radiyallahu anh) anlatiyor: "Bir kadin iki kiziyla gelerek: "Ey Allah'in Resulu, bu iki kiz Sabit Ibnu Kays'in kizlaridir. Babalari Uhud'da seninle beraber cihad ederken sihid oldu. Kizlarin amcasi, babalarindan kalan mallarin ve miraslarinin tamamini aldi ve kizlara hicbir sey birakmadi. Bu hususta ne dersiniz ey Allah'in Resulu. Allah'a yemin ederim bunlar mallari olmadikca asla evlenemezler de!" dedi.
Resulullah (aleyhissalatu vesselam): "Bunlar hakkinda Allah hukmeder" cevabini verdi. Arkadan Nisa suresi nazil oldu: "Allah cocuklariniz hakkinda erkege, iki kizin hissesi kadar tavsiye eder..." (Nisa 11).
Resulullah (aleyhissalatu vesselam): "Bana kadini ve sahibini cagirin!" emretti. Cocuklarin amcasina: "Babalarindan kalan malin ucte ikisini kizlara, sekizde birini kizlarin annesine ver, geriye kalan da senindir" dedi.
Ebu Davud, Feraiz 4, 2891. Metin Ebu Davud'a aittir. Tirmizi, Feraiz 3, (2093).

543 - Ubadetu'bnu's-Samit (radiyallahu anh) anlatiyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'a bir vahiy geldigi zaman, vahiy sebebiyle onu bir gam ve keder alir, yuzunun rengi ucardi. Bir gun Cenab-i Hakk yine vahiy indirmisti ki ayni han onu sardi. Keder hali acilinca: "(Zina haddiyle ilgili hukmu) benden alin. Allah onlar hakkinda yol kildi (yani cok acik sekilde had beyan etti): Bekar bekarla zina yapmissa cezasi yuz sopa ve bir yil surgundur. Dul dilla zina yaparsa yuz sopa ve recm'dir."
Muslim, Hudud 13, 1690. H. Ebu Davud, Hudud 23, 4415; Tirmizi, Hudud 8, 1434.

544 - Ibnu Abbas: "Ey iman edenler! kadinlara zorla mirasci olmaya kalkmaniz size helal degildir. Apacik hayasizlik etmedikce onlara verdiginizin bir kismini alip goturmeniz icin onlari sikistirmayin..." (Nisa 19) ayeti hakkinda su aciklamayi yapti: "Cahiliye devrinde bir erkek olunce, karisi uzerinden en ziyade onun yakinlari hak sahibi idiler: Onlardan biri dilerse onunla evlenir, dilerse kadini bir baskasiyla evlendirirlerdi, dilemedikleri takdirde de evlenmesine mani olurlardi. Erkegin yakinlari bu hususta, kadini akrabalarindan da cok hak sahibi idiler. Yukaridaki ayet bu durumla ilgili olarak indi."
Buhari, Tefsir, Nisa 6, Ikrah 5; Ebu Davud, Nikah 23, 2089 H.

545 - Ebu Davud'da gelen bir diger rivayette soyle denir: "Erkek, akrabasinin hanimina varis olur, kadin olunceye veya mehrini kendisine iade edinceye kadar muskulat cikarirdi. Cenab-i Hakk buna mani oldu ve kadina uygulanan engeli yasakladi."
Ebu Davud, Nikah 23 (2090).

546 - Yine Ibnu Abbas (radiyallahu anhuma), "Ey iman edenler, birbirinizin mallarini haram sebeplerle yemeyin. Meger ki, (o mallar) sizden karsilikli bir rizadan (dogan) bir ticaret (mali) ola..." (Nisa 29) ayetiyle ilgili olarak su aciklamayi yapti: "Bu ayet indigi zaman kisi, bir baskasinin yaninda yemeyi nefsine haram etti. Sonra Cenab-i Hakk bu ayeti Nur suresinde yer alan su ayetle neshetti: "...Evlerinizde veya babalarinizin evlerinde veya annelerinizin evlerinde veya erkek kardeslerinizin evlerinde veya kizkardeslerinizin evlerinde veya amcalarinizin evlerinde veya halalarinizin evlerinde veya dayilarinizin evlerinde, veya teyzelerinizin evlerinde veya kahyasi olup anahtarlar elinde olan evlerde, ya da dostlarinizin evlerinde izinsiz yemek yemenizde bir sorumluluk yoktur. Bir ara veya ayri ayri yemenizde bir sorumluluk yoktur" (Nur 61). Bundan once zengin kisi, ehlinden olan kimseyi yemege davet ederdi de cagrilan kimse:
-(Nisa suresindeki ayeti gozonune alarak): Benim bundan yemem gunahtir, zira fakirin bundan yeme hakki benden fazladir" derdi. (Nur suresindeki) bu ayetle, Muslumanlara (ayette sayilan kimselere ait olmak uzere) uzerine Allah'in ismi zikredilen yemeklerinden yemeleri helal kilindigi gibi, ehl-i kitabin yiyecekleri de helal kilindi."
Ebu Davud, Et'ime 6, (3753).

547 - Ibnu Mes'ud (radiyallahu anh) anlatiyor: "Bes ayet vardir ki onlari butun dunya ve icindekilerle degismem. Bunlar sunlardir:
1. "Size yasak edilen buyuk gunahlardan kacinirsaniz, kusurlarinizi orter ve sizi serefli bir yere yerlestiririz" (Nisa 31)
2. "Allah suphesiz zerre kadar haksizlik yapmaz, zerre kadar iyilik olsa onu kat kat artirir ve yapana buyuk ecir verir" (Nisa 4).
3. "Biz her peygamberi ancak, Allah'in izniyle, itaat olunmasi icin gonderdik. Onlar, kendilerine yazik ettiklerinde, sana gelip Allah'tan magfiret dileseler ve Peygamber de onlara magfiret dileseydi, Allah'in tevbeleri daima kabul ve merhamet eden oldugunu gorurlerdi" (Nisa 64).
4. "Allah kendisine ortak kosmayi elbette bagislamaz, bundan baskasini diledigine bagislar. Allah'a ortak kosan kimse, suphesiz buyuk bir gunahla iftira etmis olur" (Nisa 1.
5. "Kim kotuluk isler veya kendine yazik eder de, sonra Allah'tan bagislanma dilerse, Allah'i magfiret ve merhamet sahibi olarak bulur" (Nisa 110).
Rezin tahric etmistir.

548 - Ummu Seleme (radiyallahu anha) validemiz anlatiyor: "Ey Allah'in Resulu, dedim, erkekler cihada cikiyorlar, kadinlar cihad yapmiyor, biz kadinlara mirasdan da yarim veriliyor." Bunun uzerine Rabb Teala su ayeti inzal buyurdu: "Allah'in sizi birbirinizden ustun kildigi seyleri ozlemeyin. Erkeklere kazandiklarindan bir pay, kadinlara da kazandiklarindan bir pay vardir. Allah'tan bol nimet isteyin. Dogrusu Allah herseyi bilir" (Nisa 32).
Mucahid der ki: "Cenab-i Hakk su ayeti de Ummu Seleme hakkinda inzal buyurdu: "Dogrusu erkek ve kadin Muslumanlar, erkek ve kadin mu'minler, boyun egen erkekler ve kadinlar; dogru sozlu erkekler ve kadinlar, sadaka veren erkekler ve kadinlar, oruc tutan erkekler ve kadinlar, iffetlerini koruyan erkekler ve kadinlar, Allah'i cok anan erkekler ve kadinlar, iste Allah bunlarin hepsine magfiret ve buyuk ecir hazirlamistir" ( Ahzab 35). Ummu Seleme Medine'ye hicretle gelen ilk kadindir."
Tirmizi, Tefsir, Nisa (3025).

549 - Ibnu Abbas (radiyallahu anhuma): "Ana-babanin ve yakinlarin biraktiklarindan herbirini mevaliye kildik..." (Nisa, 33) ayetindeki mevaliye tabirini varisler olarak tefsir etmistir. Keza ayetin devaminda gecen "yeminlerinizin bagladigi kimselere haklarini verin" ibaresindeki "yeminlerinizin bagladigi kimseler" tabiriyle ilgili olarak da su aciklamayi yapmistir: "Mekkeli muhacirler Medine'ye geldikleri vakit, muhacir bir kimse Medineli bir ensari'ye -Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'in aralarinda tesis ettigi kardeslik sebebiyle- kendi kan yakinlarindan once varis olurdu. Ancak: "Ana babanin ve yakinlarin biraktiklarindan, her birine varisler kildik..." (Nisa 33) ayetiyle bu muamele neshedildi. Kelam-i ilahi'de gecen "yeminlerinizin bagladigi" tabiriyle ifade edilen "muahattan gelen kardeslik hukuku" birbirinize yardim, rifade (hacilara toplanan yardim, destek), bir de nasihat ve hayirhahliga munhasirdir. Artik hukuki olan tevarus kalkmistir. Ancak kisi ihtiyari olarak vasiyette bulunabilir."
Buhari, Tefsir, Nisa 7, Kefalet 2, Feraiz 16; Ebu Davud, Feraiz 16, (2921, 2922).

550 - Ebu Davud'un bir baska rivayetinde su aciklama vardir: "Yeminlerinizin bagladigi kimseler" (tabirine gelince bununla su kastediyor: Islam'in bidayetinde) kisi, aralarinda hicbir neseb bagi bulunmayan bir baskasi ile anlasma yoluyla hukuki bir bag kurup biri digerine varis olabiliyordu. Bu muessese, Enfal suresinde gelen su ayetle neshedildi: "...Ve zevil erham (birbirine mirasci olan akraba), Allah'in Kitabi'na gore birbirine daha yakindir..." (Enfal 75).
Ebu Davud, Feraiz 16 (2921).

CeeMoo

  • Kahraman Üye
  • İleti: 1200
  • Eğlence Mekanı
    • Profili Görüntüle
Ynt: Hadis-i şerifler
« Yanıtla #55 : 10 Tem 2014 21:32 »
551 - Davud Ibnu'l-Husayn anlatiyor: Ummu Sa'd Binti Rebi'ye Kur'an'dan okuyordum. Bu kadin Hz. Ebu Bekir es-Siddik (radiyallahu anh)'in terbiyesinde yetisen bir yetime idi. Ben Nisa suresinin 33. ayetini "vellezine akadet eymanukum" diye okuyunca mudahele edereke: "Oyle okuma fakat "vellezine akadet eymanukum" diye oku. Bu ayet Hz. Ebu Bekir ve oglu Abdurrahman hakkinda nazil oldu. Oglu, Islam'i kabul etmeyince Hz. Ebu Bekir, ona miras birakmayacagim diye yemin etmisti. Bilahare Abdurrahman Musluman olunca, Cenab-i Hakk, mirasdan nasibini ayirmasi icin Hz. Ebu Bekir'e bu ayetle emir buyurdu" dedi.
Bir rivayette su ilave aciklama yapilmistir: "Abdurrahman'in Islam'a girisi Muslumanlarin maddi galebesine kadar gecikti."
Ebu Davud, Feraiz 16. (2923).

552 - Hz. Enes (radiyallahu anh) "Allah, suphesiz zerre kadar haksizlik etmez, zerre kadar iyilik olsa onu kat kat artirir ve yapana buyuk ecir verir" ayeti ile ilgili olarak Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'in soyle dedigini rivayet etti: "Allah hicbir mu'mine, yaptigi tek hayrin bile karsiligini ihmal etmek suretiyle zulumde bulunmaz. Yaptigi her hasenenin karsiligi hem dunyada hem de ahirette kendisine verilir. Kafir ise, yaptigi hayir sebebiyle dunyada oylesine yedirilir ki, ahirete varinca, karsiligi verilecek tek hayri kalmaz."
Muslim, Sifatu'l-Munafikin 56, (2808).

553 - Imam Malik'e ulastigina gore, Hz. Ali (radiyallahu anh): "Kari-kocanin arasinin acilmasindan endiselenirseniz, erkegin ailesinden bir hakem ve kadinin ailesinden bir hakem gonderin, bunlar duzeltmek isterlerse, Allah onlarin aralarini buldurur" (Nisa 35) ayetinde temas edilen iki hakem hakkinda "kari-kocanin ayrilma veya birlesme kararlari bu iki hakemin verecegi hukme kalmistir" diye beyanda bulunmustur.
Muvatta, Talak 72 (2, 584).

554 - Ebu Hurre er-Rakkasi, amcasindan (radiyalluhu anh) naklen Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam): "Serlerinden, serkesliklerinden yildiginiz kadinlara gelince: Onlara (evvela) ogut verin, (vazgecmezlerse) kendilerini yataklarinda yalniz birakin..." (Nisa, 34) ayeti hakkinda sunu soylemistir: "Kadinlarin serkeslik etmelerinden yilarsaniz yatakta onlari yalniz birakin."
Hammad merhum, yatakta yalniz birakmayi "cinsi temasi terketmek" olarak anlamistir.
Ebu Davud, Nikah 43 (2145).

555 - Hz. Ali (radiyallahu anh) anlatiyor: "Ibnu Avf (radiyallahu anh) bizim icin yemek hazirlayarak bizi davet etti, gittik, yemegi yedik. Arkadan sarap ikram etti, ictik. Bu ziyafet sarabin haram edilmesinden once idi. Sarab beni sarhos etmisti. Namaz vakti gelince imam olmami istediler. Namazda Kafirun suresini okudum. Ancak "sizin taptiginiza ben tapmam" diyecek yerde "biz, sizin taptiginiza tapariz" seklinde yanlis okudum. Bunun uzerine: "Ey iman edenler! Sarhosken, ne dediginizi bilene kadar, cunubken -yolcu olan mustesna- gusledene kadar namaza yaklasmayin..." ayeti nazil oldu."
Ebu Davud, Esribe 1, (3671); Tirmizi, Tefsir, Nisa (3029). Tirmizi hadisin sahih oldugunu belirtir.

556 - Ebu Davud'dasu rivayet de var: Ensardan bir zat kendisine (Hz. Ali'yi) ve Abdurrahman Ibnu Avf'i yemege cagirdi. "Rivayet, Hz. Ali'nin icabet ettigini, aksam namazinda cemaate imamlik yaptigini belirtir ve hadisi(n devamini yukaridaki gibi) zikreder.
Ebu Davud, Esribe 1, (3671).

557 - Yine Hz. Ali (radiyallahu anh) buyuruyor: "Kur'an-i Kerim'de en cok sevdigim ayet sudur: "Allah, kendisine ortak kosmayi elbette bagislamaz, bundan baskasini diledigine bagislar..." (Nisa, 4.
Tirmizi, Tefsir, Nisa, (3040).

558 - Ibnu Abbas (radiyallahu anhuma) anlatiyor: "Ey iman edenler, Allah'a itaat edin, Peygambere ve sizden buyruk sahibi olanlara itaat edin" (Nisa 59) ayeti, Abdullah Ibnu Huzafe Ibni Kays Ibni Adiy es-Sehmi hakkinda, Resulullah (aleyhissalatu vesselam) onu bir seriyyeye gonderdigi esnada nazil oldu."
Buhari, Tefsir, Nisa 11; Muslim, Imaret 31, (1834); Ebu Davud, Cihad 96, (2624); Tirmizi, CIhad 3, (1672); Nesai, Bey'at 28 (7, 154, 155).

559 - Yine Ibnu Abbas (radiyallahu anh): "Size ne oluyor da: "Rabbimiz! Bizi halki zalim olan bu sehirden cikar, katindan bize bir sahip cikan gonder, katindan bize bir yardimci lutfet" diyen zavalli cocuklar, erkekler ve kadinlar ugrunda ve Allah yolunda savasmiyorsunuz?" (Nisa 75) ayetiyle ilgili olarak sunu soyledi: "Annem ve ben burada ifade edilen "zavallilar" arasinda idik."
Buhari, Tefsir, Nisa 14, 20; Cenaiz 80.

560 - Buhari'nin bir rivayetinde soyle denmistir: Ibnu Abbas (radiyallahu anh): "Caresiz kalan, yol bulamayan zavalli erkek, kadin ve cocuklar mustesna" (Nisa 9, ayetini tilavet buyurduktan sonra: "Ben ve annem Allahu Teala'nin mazur addettiklerindendik, ben cocuklardan, annem kadinlardan mazurdu" dedi.
Buhari, Tefsir Nisa 14, 20.

CeeMoo

  • Kahraman Üye
  • İleti: 1200
  • Eğlence Mekanı
    • Profili Görüntüle
Ynt: Hadis-i şerifler
« Yanıtla #56 : 10 Tem 2014 21:32 »
561 - Yine Ibnu Abbas (radiyallahu anh) anlatiyor: "Abdurrahman Ibnu Avf ve bir kisim arkadaslari, Mekke'de Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'e gelerek soyle dediler: "Biz musrik iken izzet ve itibari olan kimselerdik. Musluman olduktan sonra zelil duruma dustuk. (Musaade edin musriklere karsi koyalim). Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) onlara: "Ben affetmekle emrolundum. Sakin musriklerle mucadeleye kalkmayin" dedi. Ancak, Medine'ye hicretten sonra Cenab-i Hakk cihad emretti. Bu sefer onlar durakladilar. Bunun uzerine su ayet nazil oldu: "Kendilerine: "Elinizi savastan cekin, namaz kilin, zekat verin" denenleri gormedin mi? Onlara savas farz kilindiginda, iclerinden bir takimi hemen, insanlardan, Allah'tan korkar gibi hatta daha cok korkarlar ve "Rabbimiz! bize savasi nicin farz kildin, bizi yakin bir zamana kadar te'hir edemez miydin?" derler. Ey Muhammed de ki: "Dunya gecimligi azdir, ahiret, allah'a karsi gelmekten sakinan icin hayirlidir, size zerre kadar zulmedilmez" (Nisa, 77).
Nesai, Cihad 1, (6, 3).

562 - Harice Ibnu Zeyd (radiyallahu anh) anlatiyor: "Zeyd Ibnu Sabit (radiyallahu anh)'i soyle derken dinledim: "Kim bir mu'mini kasden oldururse cezasi, icinde temelli kalacagi cehennemdir. Allah ona gazab etmis, lanetlemis ve buyuk azab hazirlamistir" (Nisa, 93) ayeti, Furkan suresindeki "Onlar, allah'in yaninda baska tanri tutup ona yalvarmazlar. Allah'in haram kildigi cana haksiz yere kiymazlar..." (Furkan 6 ayetinden alti ay kadar sonra nazil oldu."
Nesai merhumun bir rivayetinde su ziyade mevcuttur: "Kim bir mu'mini kasden oldururse cezasi, icinde ebedi kalacagi cehennemdir" ayeti indigi zaman (ayette ifade edilen siddet sebebiyle) cok korktuk. Bunun uzerine (bize rahatlik getiren) Furkan suresindeki "Onlar, Allah'in yaninda baska tanri tutup ona yalvarmazlar, Allah'in haram kildigi cana haksiz yere kiymazlar..." ayeti nazil oldu."
Ebu Davud, Fiten 6, (4272); Nesai, Tahrimu'd-Dem 2, (7, 87, 8.

563 - Sa'id Ibnu Cubeyr (radiyallahu anh) anlatiyor: "Ibnu Abbas (radiyallahu anhuma)'a: "Bir mu'mini kasden oldurenin tevbesi makbul olur mu?" diye sordum da bana "Hayir!" diye cevap verdi. Ben de kendisine, Furkan suresindeki: "Onlar ki Allah'in yaninda baska tanri tutup ona yalvarmazlar, Allah'in haram kildigi cana kiymazlar... Ancak tevbe eden, inanip, yararli is isleyenlerin, iste Allah onlarin kotuluklerini iyiliklere cevirir. Allah bagislar ve merhamet eder" (Furkan, 68-70) ayetini okudum. Bana su cevabi verdi. "Senin okudugun ayet Mekke'de nazil olmustur. Onu Medine'de nazil olan: "Kim bir mu'mini kasden oldururse, cezasi, icinde ebedi kalacagi cehennemdir..." (Nisa, 93) ayeti neshetmistir."
Buhari, Menakibu'l-Ensar 29, Tefsir, Nisa 16, Tefsir, Furkan 2, 3, 4; Muslim, Tefsir 16, (3023); Ebu Davud, Fiten 6, (4273, 4274, 4275); Nesai, Tahrimu'd-Dem 2, (7, 85, 86).

564 - Ibnu Abbas (radiyallahu anhuma) anlatiyor: "Su ayet: "Onlar Allah'in yaninda baska tanri tutup ona yalvarmazlar, Allah'in haram kildigi cana haksiz yere kiymazlar, zina etmezler. Bunlari yapan, gunaha girmis olur. Kiyamet gunu azabi kat kat olur, orada alcaltilarak ebedi kalir" (Furkan 68-69) ayeti Mekke'de nazil oldugu zaman musrikler soyle dediler: "Islamiyet bize ne bahsediyor? (Hep azab vaad etmekte. Zira) biz Allah'a sirk gunahini isledik. Allah'in haram ettigi cana kiydik, diger bir cok kotuluklere bulastik." Bunun uzerine Cenab-i Hakk su ayeti indirdi: "Ancak tevbe eden, inanip yararli is isleyenler var ya, iste Allah onlarin kotuluklerini iyiliklere cevirir. Allah bagislar ve merhameteder" (Furkan 70).
Bir rivayette su ziyade var. "Kim Islam'a girer ve onu idrak eder, sonra da katil olursa onun tevbesi kabul olmaz."

565 - Ebu Davud'dan gelen bir rivayette de soyle denmektedir. "Kim kasitli olarak bir mu'mini oldururse, onun gunahini hicbir sey ortadan kaldirmaz."
Fiten 6, 4275.

566 - Nesai ve Tirmizi'den gelen bir rivayette soyle denir: "Ibnu Abbas (radiyallahu anhuma)'a bir mu'mini kasitli olarak oldurup sonra tevbe edip, imana giren, guzel ameller isleyen ve hidayete eren bir kimse hakkinda soruldu. Su cevabi verdi: "Buna nasil tevbe olur? Ben Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'i soyle soylerken isittim: "Maktul, avurtlari kana bulanmis olan katile asili olarak getirilir. Katili soyle sikayet eder: "Ey Rabbim, buna sor bakalim beni nicin oldurdu, sucum ne idi?"
Ibnu Abbas (radiyallahu anh) ilave etti: "Allah'a kasem olsun, Allah bu hukmu indirdi, fakat neshetmedi."
Bu Nesai'nin rivayetidir. Nesai, Tahrimu'd-Dem 2, (85-87).

567 - Ebu Miclez merhum, "Kim bir mu'mini kasden oldururse cezasi icinde ebedi kalacagi cehennemdir" ayeti hakkinda soyle soylemistir: "Evet, bu curmun cezasi budur. Ancak, Allah dilerse onun bu cezasini affeder."
Ebu Davud, Fiten 6, (4276).

568 - Ibnu Abbas (radiyallahu anhuma) anlatiyor: Muslumanlardan bir grup, (gazve sirasinda) surusunu otlatan bir kimseye rastladilar. Adam, onlara es-selamu aleykum diyerek (Islami adaba uygun) selam verdi. Ama onlar adami yakalayip oldurduler ve surusune elkoydular. Bunun uzerine su ayet indi: "Ey iman edenler: Allah yolunda cihada ciktiginiz zaman (meselelerin) tam bir aciklanmasini bekleyin. Size (Muslumanca) selam verene, dunya hayatinin (gecici) menfaatini arayarak, "sen mu'min degilsin" demeyin. Iste Allah'in katinda bircok ganimetler vardir. Evvelce siz de boyle iken Allah size lutfetti..." (Nisa, 94).
Ibnu Abbas ayeti okudu ve ayette gecen ve Nafi kiraatina gore esselem olan kelimeyi es-selam olarak kiraat buyurdu.
Buhari, Tefsir Nisa 17; Muslim, Tefsir 22, (3025); Ebu Davud, Huruf ve'l-Kiraat 1 (3974). Yukaridaki metin Sahiheyn'e aittir.

569 - Tirmizi'den gelen rivayette soyle denir: "Benu Suleym'den bir kimse, Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'in ashabindan bir gruba ugradi. Adamin beraberinde surusu vardi. Gruba selam verdi. Ancak onlar: "Bu adam kendisini size karsi emniyete almak icin boyle (Islamca) selam verdi. (Bu Musluman degildir) dediler ve kalkip adami oldurup surusune el koydular. Suruyle birlikte Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'a geldiler. Ancak haklarinda Cenab-i Hakk vahiy inzal buyurdu."

570 - Yine Ibnu Abbas (radiyallahu anhuma) anlatiyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) Hz. Mikdad (radiyallahu anh)'a: "Bir kimse icinde yasadigi kafirlere karsi imanini gizler, (sen karsilastigin zaman) imanini aciga vurursa (sakin oldurme. Bu hayatini kurtarmak icin mu'minim dedi, diyerek onu) oldurecek olursan (cinayet islemis olursun). Nitekim, Mekke'de iken, bir zamanlar sen de imanini gizlemistin"
Buhari, Diyat 1 .

CeeMoo

  • Kahraman Üye
  • İleti: 1200
  • Eğlence Mekanı
    • Profili Görüntüle
Ynt: Hadis-i şerifler
« Yanıtla #57 : 10 Tem 2014 21:32 »
571 - Yine Ibnu Abbas (radiyallahu anhuma): "Mu'minlerden ozur sahibi olmaksizin (evlerinde) oturanlarla Allah yolunda mallariyla canlariyla savasanlar bir olmaz" (Nisa, 95) ayetini Bedir savasina katilanlara uygulayarak soyle demistir: "Bedir savasina gitmeyip (evlarinde) oturanlarla ona katilanlar bir olmaz" (Bu rivayet Buhari'ye aittir).
Tirmizi'nin rivayetinde su ziyade var:
Bedir Gazvesi oldugu zaman Abdullah Ibnu Cahs ve Ibnu Ummi Mektum: "Ey Allah'in Resulu, biz amayiz, bize bir ruhsat var mi?" dediler. Bunun uzerine su ayet indi: "Insanlardan ozursuz olarak yerlerinde oturanlar ile, mal ve canlariyla Allah yolunda cihad edenler birbirine esit degildir. Allah, mal ve canlariyla cihad edenleri, mertebece, oturanlardan ustun kilmistir. Allah hepsine de cenneti vaadetmistir, ama Allah, cihad edenleri oturanlara, buyuk ecirler, dereceler, magfiret ve rahmetle ustun kilmistir. Allah bagislar ve merhamet eder." (Nisa, 95-96).
Buhari, Megazi 4; Tefsir, Nisa 18; Tirmizi, Tefsir, Nisa, (3035).

572 - el-Bera (radiyallahu anh) anlatiyor: "Mu'minlerden oturanlarla Allah yolunda mallariyla canlariyla savasanlar bir olmaz" (Nisa, 95) ayeti nazil oldugu zaman Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) Zeyd (radiyallahu anh)'i cagirdi. Zeyd bir kurek kemigi ile, ayeti yazmaya geldi. Bu sirada Ibnu Mektum gozlerinin ama olusundan yakiniyordu. Bunun uzerine ayetin devaminda ozur sahipleri istisna edildi: "Mu'minlerden, ozur sahibi olmaksizin (evlerinde) oturanlarla Allah yolunda mallariyla canlariyla savasanlar bir olmaz.."
Buhari, Cihad 31, Tefsir, Nisa 18, Fezailu'l-Kur'an 4; Tirmizi, Cihad 1 (1670), Tefsir, Nisa (3034); Nesai, Cihad 4, (6, 10).

573 - Etbauttabiin'den Muhammed Ibnu Abdirrahman anlatiyor: (Abdullah Ibnu Zubeyr'in hilafeti sirasinda Samlilara karsi gonderilmek uzere) Medine halkindan askeri bir birlik teskili kararlastirildi. Birlige de yazildim. Bu esnada Ibnu Abbas (radiyallahu anhuma)'in azadlisi Ikrime ile karsilastim, durumu ona anlatmistim. Bu sefere katilmayi bana siddetle yasakladi. Sonra da sunu anlatti: "Ibnu Abbas (radiyallahu anhuma) bana haber verdi ki: "Muslumanlardan bir grup (Resulullah (aleyhissalatu vesselam) devrinde) musriklerle beraberdi ve onlarin sayilarini artiriyorlardi. Musriklere atilan ok, bazan gelip onlardan birine isabet etip oldurdugu oluyordu. Kilic darbeleriyle hayatlarini kaybedenler de vardi. Bunun uzerine Cenab-i Hak su ayeti indirdi: "Kendilerine yazik edenlerin canlarini melekler aldiklari zaman onlara: "Ne yaptiniz bakalim? deyince, "Biz yeryuzunde zavalli kimselerdik" diyecekler, melekler de: "Allah'in arzi genis degil miydi? Hicret etseydiniz ya!" cevabini verecekler, onlarin varacaklari yer cehennemdir. Orasi ne kotu donulecek yerdir" (Nisa, 97).
Buhari, Tefsir, Nisa 19; Fiten 12.

574 - Ibnu Abbas (radiyallahu anh) "...Yagmurdan zarar gorecekseniz veya hasta olursaniz, silahlarinizi birakmaniza engel yoktur. Fakat butun ihtiyat tedbirlerini alin..." (Nisa 102) ayeti Abdurrahman Ibnu Avf (radiyallahu anh) hakkinda, o yarali iken nazil oldu" demistir.
Buhari, Tefsir, Nisa 22.

575 - Ya'la Ibnu Umeyye anlatiyor: "Omer Ibnu'l-Hattab (radiyallahu anh)'a: "Ayet-i kerime'de: "Yerzuzunde sefere ciktiginiz zaman, kafirlerin size fenalik yapacagindan endise ederseniz, namazdan kisaltmanizda uzerinize bir vebal yoktur" (Nisa, 101) buyuruluyor. Simdi ise halk emniyet icerisinde, buna ragmen, sefer halinde niye namaz kasrediliyor (kisaltiliyor)" diye sordum. Bana su cevabi verdi:
"Senin gibi, ben de ayni sekilde merak ederek, bu meselede Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'a sormustum. Bana su aciklamayi yapmisti: "Namazin kisaltilmasi, Allah'in sizlere yaptigi bir sadakadir. Rabbinizin sadakasini kabul edin."
Muslim, Salatu'l-Musafirin 4, (686); Tirmizi, Tefsir, Nisa (3037); Ebu Davud, Salat 270, (199); Nesai, Taksiru's-Salat 1 (3, 116).

576 - Umeyye Ibnu Abdillah Ibnu Halid merhumun anlattigina gore Abdullah Ibnu Omer (radiyallahu anhuma)'e soyle demistir:
"-Cenab-i Hakk ayeti kerimede: "Kafirlerin size fenalik yapacagindan endise ederseniz, namazdan kisaltmanizda uzerinize bir vebal yoktur" (Nisa, 101) diyerek (savas ve korku halinde) kisaltmaya izin verdigi halde, seferde namaz neye dayanilarak kisaltilir?"
Ibnu Omer (radiyallahu anhuma) su cevabi verdi:
"- Ey kardesimoglu! Bizler hep dalalette iken Resulullah (aleyhissalatu vesselam) bize geldi ve dinimizi ogretti. Bize ogrettikleri arasinda namazi sefer sirasinda iki rekat kilmak da var."
Nesai'de yer alan rivayet (Taksiru's-Salat Fi's-Sefer 1 (3, 117)) bu manadadir. Hadisin lafzen bu sekli Nesai'nin es-Sunenu'l-Kubra'da yer almis olabilir.

577 - Katade Ibnu'n-Nu'man (radiyallahu anh) anlatiyor: "Kendilerine Benu Ubeyrik denen bizden bir aile halki vardi. Ferdlerinin isimleri Bisr, Buseyr ve Mubessir idi.
Buseyr munafik bir kimseydi. Siir duzer, Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'in ashabini (radiyallahu anh) hicveder, sonra da bu siiri bir Arab'a nisbet edip: Falanca soyle dedi, fismakanca boyle dedi (diye onlardan naklederek kendi yazdigi hicviyeleri okurdu). Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'in ashabi bu siirleri duyunca tanirlar ve: "Allah'a kasem olsun bu siiri su habis heriften baskasi soylemez -ravi suphe ediyor: "su habis herifi" mi derlerdi, yoksa "su herif" mi derlerdi diye- "onu mutlaka Ibnu'l- Ubeyrik soyledi" derlerdi.
Bu aile, cahiliye devrinde de Islam doneminde de hep fakir ve ihtiyac icinde kaldi. O zaman Medine'de halkin gidasini hurma ve arpa teskil ediyordu. Kisi zenginse, beyaz un tuccari geldigi vakit, o undan satin alir, boylece zenginligini izhar ederdi. Fakirlerin yiyecekleri ise hurma ve arpa idi.
Bir seferinde Sam'dan bir tuccar geldi. Amcam Rifa'a Ibnu Zeyd bir yuk beyaz un aldi. Onu mesrube denen tenezzuh odasina koydu. Mesrubesinde silah, zirh ve kilinc vardi. Bir gece evine giren hirsizlar mesrubeyi yarip yiyecek, silah orada ne varsa alip goturduler. Sabah olunca amcam Rifa'a bana ugradi ve: "Ey yegenim, geceleyin evime hirsiz girmis, mesrubemizi yardilar, silah, yiyecek ne varsa goturduler" dedi. Biz de mahallede bir arastirma yaptik, sorusturduk. Bize: "Bu gece Benu Ubeyrik'leri gorduk, ates yakiyorlardi. Gorduklerimizin bir kismi mutlaka sizin yiyecekleriniz idi" dediler.
Biz mahallede sorusturma yaparken, Benu Ubeyrik de: "Allah'a kasem olsun, biz (bu isin faili olarak) dostunuz Lebid Ibnu Sehl'i goruyoruz" dediler.
Lebid Ibnu Sehl bizden birisiydi, salih ve Musluman bir kimseydi. Lebid onlarin sozunu isitince kilincini cekti: "Yani ben mi caldim? Allah'a yemin olsun ya bu hirsizligi aciklayacaksiniz ya da bu kilincla sizi deseliyecegim" dedi.
Onlar: "Be adam senden bize ne, sen kim, hirsizlik kim" diye lafi cevirdiler.
Mahallede iyice sorusturuyorduk. Sonunda hirsizligi bunlarin yaptigi hususunda suphemez kalmadi. Amcambana: "Ey yegenim, Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'a kadar gidip, durumu anlatmaz misin?" dedi. Ben de O'na gelip: "Bizden bir aile zalimlik yapti, amcam Rifa'a'yi hedef kilip mesrubesini yardilar. Icinde silah, yiyecek ne varsa asirdilar. Hic olmazsa silahimizi iade etsinler, yiyecege ihtiyacimiz yok, onu istemiyoruz" dedim. Resulullah (aleyhissalatu vesselam): "Ben bunu emredecegim" dedi.
Benu Ubeyrik bunu duyunca, Esir Ibnu Urve adindaki adamlarina gelip bu hususta kendisiyle konustular.
Mahalle halkindan bir grup bu meselede ittifak edip: "Ey Allah'in Resulu, Katade ve amcasi bizden salih ve Musluman bir aile halkini hedef alip hicbir delil ve huccete dayanmadan iftira atip hirsiz diyor" dediler.
Katade: "Ben de Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'a gidip kendisiyle konustum. Bana: "Musluman ve salih olduklari soylenen bir aileyi hedef yapip delil ve huccet olmadan hirsizlikla mi itham ediyorsun?" dedi. Ben de oradan ayrilip eve dondum. "Keske bir cok malim gitseydi de bu hususta Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'a soylememis olsaydim" diye icten temenni ettim. Derken amcam geldi ve "Yegenim ne yaptin?" diye sordu. Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'in bana soylediklerini anlattim. Amcam bana: "Allah yardimcimizdir" dedi. Aradan cok gecmeden su ayet indi: "(Ey Muhammed!) Dogrusu insanlar arasinda Allah'in sana gosterdigi gibi hukmedesin diye Kitab'i sana hak olarak indirdik; hakki gozet, hainlerden taraf (yani Benu Ubeyrik tarafinda) olma. (Katade'ye soyledigin soz icin) Allah'tan magfiret dile. Allah bagislar ve magfiret eder. Kendilerine hainlik edenlerden yana ugrasmaya kalkma. Allah hainlikte direnen sucluyu sevmet. Allah'in razi olmadigi sozu gece kurarlarken onu insanlardan gizliyorlar da kendileriyle beraber olan Allah'tan gizlemiyorlar. Allah islediklerinin hepsini bilmektedir. Iste siz, dunya hayatinda onlari mudafaa ediyorsunuz, ama kiyamet gunu onlari Allah'a karsi kim mudafaa edecek? Veya onlarin vekaletini kim uzerine alacak? Kim kotuluk isler, kendine yazik eder de sonra da Allah'tan bagislanma dilerse Allah'i magfiret ve merhametsahibi olarak bulur" (yani "Eger onlar tevbe ederse Allah onlari bagislayacaktir"). "Kim gunah islerse bunu ancak kendi aleyhine yapmis olur. Allah bilendir, Hakimdir. Kim yanilir veya suc islerde sonra onu bir sucsuzun uzerine atarsa, suphesiz iftira etmis, apacik bir gunah yuklenmis olur" (Lebid'e soyledikleri soz). "Ey Muhammed! (Eger sana Allah'in bol nimeti ve rahmeti olmasaydi onlardan birtakimi seni sapitmaya calisirdi. Halbuki onlar kendilerinden baskasini saptiramazlar. Sana da bir zarar veremezler. Allah sana Kitap ve hikmet indirmis, sana bilmedigini ogretmistir. Allah'in sana olan nimeti ne buyuktur. Ancak sadaka vermeyi yahut iyilik yapmayi ve insanlarin arasini duzeltmeyi gozeten kimseler mustesna, onlarin gizli toplantilarinin cogunda hayir yoktur. Bunlari Allah'in rizasini kazanmak icin yapana buyuk ecir verecegiz" (Nisa 104-114).
Bu ayetler nazil olunca Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'a silahlar getirildi. Resulullah (aleyhissalatu vesselam) onlari Rifaa'ya geri verdi.
Katade devamla dedi ki: "Ben silahi amcama getirip verdim. Amcam cahiliye devrinde yaslanmis veya (ravilerden Ebu Isa'nin tereddudune gore) gozleri cok zayif goren bir ihtiyardi. Bu sebeple ben onun Muslumanligini biraz karisik goruyordum. Ne var ki silahi kendisine teslim ettigim zaman bana: "Ey yegenim, bunu Allah icin bagisladim" dedi. O zaman anladim ki, imani saglammis.
Yukaridaki ayetler inince Buseyr, musriklere iltihak etti. Gidip Sulafe Bintu Sa'd Ibni Sumeyye'ye misafir oldu. Bunun uzerine Cenab-i Hakk su ayeti indirdi: "Dogru yol kendisine apacik belli olduktan sonra, Peygamberden ayrilip, inananlarin yolundan baskasina uyan kimseyi, dondugu yone dondurur ve onu cehenneme sokariz. Orasi ne kotu bir donus yeridir. Allah kendisine ortak kosulmasini elbette bagislamaz, bundan baskasini diledigine bagislar. Allah'a ortak kosan derin bir sapikliga sapmis olur." (Nisa, 115-116).
Buseyr, Sulafe'nin yanina misafir olarak inince, Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'in sairi Hassan Ibnu Sabit (radiyallahu anh) kadini taslayici siirler yazdi. Bunlar kulagina gelince, Sulafe, Buseyr'in havidini basinin uzerine koyup goturdu ve sel yatagina firlatti. Sonra kendisine sunu soyledi: "Defol! Bana Hassan'in siirini hediyeden baska bir hayir getirmedin"
Tirmizi, Tefsir, Nisa (3039).

578 - Ebu Hureyre (radiyallahu anh) anlatiyor: "Kim fenalik yaparsa cezasini gorur. Kendisine Allah'tan baska ne dost ne de yardimci bulur" (Nisa 123) mealindeki ayet nazil oldugu zaman, Muslumanlari cok ciddi bir kedere sevketti. Bunun uzerine Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) soyle tavsiye etti: "Amellerinizde orta yolu ve dogruyu bulmaya calisin. Mu'mine musibet nevinden her ne ulasir ise gunahlarina bir kefaret olur. Musibet, beklenmedik bir hadise olmus, ayagina batan bir diken olmus farketmez."
Muslim, Birr (2574). Bu metin Muslim'in metnidir. Tirmizi, Tefsir, Nisa (3041).
Tirmizi'nin rivayetinde su ziyade var: "Ayet(in hukmu) Muslumanlari cok uzdu. Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'a sikayet ettiler. Resulullah (aleyhissalatu vesselam) sunu soyledi..."

579 - Ebu Bekir es-Siddik (radiyallahu anh) buyurdu ki: "Ben Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'in yaninda oturuyor idim. O'na su ayet indirildi: "Kim fenalik yaparsa cezasini gorur. Kendisine Allah'tan baska ne dost ne de yardimci bulur" (Nisa, 123). Resulullah (aleyhissalatu vesselam): "Bana inen bir ayeti sana okutayim mi?" dedi. Ben: "Pek tabii" dedim. Bana onu okuttu. Sanki belimin ayrildigini hissettim ve o yuzden gerindim. Resulullah (aleyhissalatu vesselam): "Neyin var, ne oldu Ey Ebu Bekr?" diye sordu. "Annem babam sana feda olsun Ey Allah'in Resulu, dedim, hangimiz kotu amelde bulunmaz ki, demek hepimiz islediklerimiz yuzunden cezalandirilacagiz ha?" diye uzuntumu ifade ettim.
Resulullah (aleyhissalatu vesselam) su aciklamayi yapti: "Ey Ebu Bekr, sen ve mu'minler, bunlar sebebiyle dunyada cezalandiriliyorsunuz. Oyle ki Allah'a kavustugunuz zaman sizde gunah kalmaz. Digerlerine gelince onlarinkiler biriktirilir, kiyamet gunu cezalari toptan verilir.
Tirmizi, Tefsir, Nisa (3042).

580 - Ali Ibnu Zeyd annesinden anlatiyor: Annesi Hz. Aise (radiyallahu anha)'ye Cenab-i Hakk'in su ayetinden: "...Icinizdekini aciklasaniz da gizleseniz de Allah sizi onunla hesaba ceker ve diledigini bagislar" (Bakara, 284) ve keza: "Kim fenalik yaparsa cezasini gorur" (Nisa 123) ayetinden sordu. Hz. Aise su cevabi verdi: "Benim Resullullah (aleyhissalatu vesselam)'tan bu hususta sordugum gunden bu yana kimse meseleyi bana sormadi. Resulullah (aleyhissalatu vesselam) soyle cevap vermisti: "Bu, Allah'in hastalik ve kazadan tut, cebine koydugu basit bir esyanin kaybiyla duydugu uzuntuye varincaya kadar maruz kaldigi musibetlerle kulunu (dunyada) cezalandirmasidir. Boylece kul, peyderpey gunahlarindan arinmis olarak cikar, tipki ham altinin korukten saf kizil ciktigi gibi."
Tirmizi, Tefsir, Bakara (2993).

CeeMoo

  • Kahraman Üye
  • İleti: 1200
  • Eğlence Mekanı
    • Profili Görüntüle
Ynt: Hadis-i şerifler
« Yanıtla #58 : 10 Tem 2014 21:33 »
581 - Ibnu Abbas (radiyallahu anhuma) anlatiyor: "Sevde validemiz (radiyallahu anha) Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'in kendisini bosayacagindan korkarak: "Beni bosama, nikahin altinda tut, benim sirami Aise alsin" dedi. Resulullah (aleyhissalatu vesselam) da oyle yapti. Bunun uzerine su ayet nazil oldu: "Eger kadin, kocasinin serkesliginden veya aldirissizligindan endise ederse, aralarinda anlasmaya calismalarinda kendilerine bir engel yoktur. Anlasmak daha hayirlidir..." (Nisa, 128). "Her ne uzerine anlasilirsa o caizdir."
Tirmizi, Tefsir, Nisa, (3043).

MAIDE SURESI

582 - Tarik Ibnu Sihab anlatiyor: "Yahudiler, Hz. Omer (radiyallahu anh)'e soyle dediler: "Siz bir ayet okuyorsunuz ki o, sayet bize inseydi o gunu bayram ittihaz eder (her yil kutlardik)."
Hz. Omer (radiyallahu anh) diyor ki: Ben onun indigi ani ve yeri, indigi sirada Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'in bulundugu noktayi biliyorum: Arafe gunu inmisti. O zaman ben de Arafat'ta idim ve bir cuma gunuydu. Kasteddikleri ayet de: "Size bugun dininizi tamamladik" (Maide 3) ayeti idi."
Buhari, Iman 33; Megazi 77; Tefsir, Maide 2; I'tisam giris; Muslim, Tefsir 3, (3017); Tirmizi, Tefsir Maide (3046); Nesai, Iman 18, (8, 114); Hac 194, (5, 251).

583 - Ibnu Abbas (radiyallahu anhuma) dedi ki: "Allah ve Peygamberiyle savasanlarin ve yeryuzunde bozgunculuga ugrasanlarin cezasi oldurulmek veya asilmak yahut carpraz olarak el ve ayaklari kesilmek ya da yerlerinden surulmektir. Onlara ahirette buyuk azab vardir. Su kadar ki, siz kendileri uzerine kadir olmazdan (kendilerini ele gecirmezden evvel) tevbe eden (muhariblerle yol kesen)ler mustesnadirlar. Bilin ki Allah, cok affedici ve cok merhamet sahibidir" (Maide 33-34) ayeti musrikler hakkinda indi. Kendileri maglub edilmezden once, kim gelip teslim olursa bu, ona isledigi suc sebebiyle had cezasi uygulamaya mani degildir."
Ebu Davud, Hudud 3, (4372); Nesai, Tahrimu'd-Dem 9, (7, 101).

584 - Hz. Bera (radiyallahu anh) anlatiyor: "Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'in yanina yurur komurle karartilmis ve dayak atilmis bir Yahudi getirdiler. Bunun uzerine Resulullah (aleyhissalatu vesselam) Yahudileri cagirarak: "Kitabinizda zina haddini (cezasini) boyle mi buluyorsunuz? diye sordu.
"Evet" dediler. Sonra Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) onlarin alilerinden birini cagirdi ve "Musa'ya, Tevrat'i indiren Allah askina soruyorum, zina edenin haddini kitabinizdaboyle mi buluyorsunuz?" dedi. Alim:
-Hayir! Eger bana boyle yemin vererek sormasa idin sana haber vermezdim. Kitapta recm buluyoruz. Fakat, zina vak'alari esrafimiz arasinda cogaldi. Artik serefli birini bu sucla yakalarsak onu birakir olduk. Ancak bicare birisini yakalarsak ona haddi tatbik ediyoruz. Kendi aramizda soyle dedik: "Gelin aramizda oyle bir ceza seklinde anlasalim ki o, esraftan olsun, halktan olsun herkese tatbik edilsin. Sonunda recm yerine suratin komurle boyanip dayak atilmasinda ittifak ettik."
Bunun uzerine Resulullah (aleyhissalatu vesselam): "Allahim, onlarin oldurdugu emr-i serifini ilk ihya edip dirilten ben olayim" dedi ve had cezasinin tatbikini emretti, zani hemen recmedildi. Bunun uzerine su ayet indi: "Ey Peygamber! Kalbleri inanmamisken agizlariyla "inandik diyenler, Yahudilerden yalana kulak verenler ve baska bir topluluk hesabina casusluk edenlerden inkara kosanlar seni uzmesin. Sozleri asil yerlerinden degistirirler de "Boyle bir (fetva) size verilirse alin, verilmezse kacinin" derler..." (Maide 41). Az sonra Allah Teala su ayeti indirdi: "Allah'in indirdigi ile hukmetmeyenler, iste onlar kafirlerdir..." "Allah'in indirdigi ile hukmetmeyenler iste onlar zalimlerdir..." "...Allah'in indirdigi ile hukmetmeyenler, iste onlar fasiklardir!" (Maide 44, 45, 47).
Bu ayetlerin hepsi kafirler hakkinda nazil olmustur."
Muslim, Hudud 28, (1700); Ebu Davud, Hudud, 26 (4448).

585 - Ebu Davud'un Ibnu Abbas (radiyallahu anhuma)'dan kaydettigi bir baska rivayette soyle demistir: "Bu uc ayet hassaten Kureyza ve en-Nadir Yahudileri hakkinda nazil oldu."
Ebu Davud, Diyat 2, (356).

586 - Ibnu Abbas (radiyallahu anhuma) anlatiyor: Kureyza ve en-Nadir, Medine'de yasayan Yahudilerden iki kabile idi. Bunlardan en-Nadir kabilesi Kureyza kabilesinden daha serefli kabul ediliyordu. Sozgelimi, Kureyza kabilesine mensup birisi, en-Nadir'den birini oldurecek olsa kisas olarak katil oldurulurdu, ama en-Nadir'den bir kimse Kureyza'dan birisini oldurecek olsa, yuz vask hurma ile fidye odenirdi (katil oldurulmezdi). Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'in peygamberliginden sonra en-Nadir'den birisi Kureyza'dan bir adam oldurdu. Kureyzalilar: "Katili bize teslim edin, onu oldurecegiz" dediler. Obur taraf "Sizinle bizim aramizda Muhammed hakem olsun" dediler ve Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'a geldiler. Bunun uzerine su ayet indi: "...Eger hukmedersen, aralarinda adaletle hukum ver. Allah adil olanlari sever" (Maide 43). Adaletle hukumden maksat "cana mukabil can"di. Daha sonra su ayet indi: "Cahiliye devri hukmunu mu istiyorlar? Yakinen bilen bir millet icin Allah'tan daha iyi hukum veren kim vardir?" (Maide, 50).
Ebu Davud, Diyat 1, (4494), Akdiye 10, (3591); Nesai, Kasame 7, (8, 1.

587 - Ibnu Abbas (radiyallahu anhuma) Ebu Davud'un kaydettigi bir diger rivayette su aciklamayi yapar: "Eger sana gelirlerse aralarinda hukmet, yahut onlardan yuz cevir, yuz cevirirsen sana bir zarar vermezler" (Maide 42) ayeti neshedildi ve su emir geldi: "...Allah'in indirdigi ile aralarinda hukmet!..." (Maide 4.
Ebu Davud, Akdiye 10, (3590).
Yine Ebu Davud ve Nesai'de gelmis olan bir diger rivayette soyle denir: "Benu'n-Nadirliler Kureyza'dan birini oldurecek olsalar diyet olarak normal bedelin yarisini oderlerdi. Buna mukabil Benu Kureyzalilar Benu'n-Nadirliler Kureyza'dan birini oldurecek olsalar diyet olarak normal bedelin yarisini oderlerdi. Buna mukabil Benu Kureyzalilar Benu'n-Nadir'den birisini oldurecek olsalar kan bedeli olarak tam diyet oderlerdi. Resulullah (aleyhissalatu vesselam) bu farkliligi kaldirdi ve aralarini esitledi."
Ebu Davud, Diyat 1, (4494), Akdiye 10, (3591); Nesai, Kasame 7, (8, 1.

588 - Hz. Aise (radiyallahu anha) anlatiyor: Resulullah (aleyhissalatu vesselam) geceleyin beklenerek korunuyordu. Ancak: "...Allah seni insanlardan korur" (Maide67), ayeti inince Resulullah (aleyhissalatu vesselam) basini cadirdan cikarip: "Ey insanlar dagilin, artik beni Allah koruyor" diye seslendi.
Tirmizi, Tefsir, Maide, (3049).

589 - Ibnu Abbas (radiyallahu anh) anlatiyor: "Bir adam Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'a gelerek: "Ben et yedigim zaman kadinlara karsi zaafim artiyor ve bende sehvet galebe caliyor. Bu sebeple et yemeyi nefsime haram ettim" dedi. Bunun uzerine su ayet indi: "Ey iman edenler! Allah'in size helal ettigi temiz seyleri haram kilmayin, hududu da asmayin. Dogrusu Allah, asiri gidenleri sevmez. Allah'in size verdigi riziktan temiz ve helal olarak yiyin. Inandiginiz Allah'tan sakinin" (Maide 87-8.
Tirmizi, Tefsir, Maide, (3052).

590 - Ibnu Mes'ud (radiyallahu anh) anlatiyor: "Inananlara ve faydali is isleyenlere, -sakinirlar, inanirlar, faydali isler islerler, sonra haramdan sakinip inanirlar ve sonra isyandan sakinip iyilik yaparlarsa- daha onceleri tatmis olduklarindan dolayi bir sorumluluk yoktur..." (Maide 93) ayeti indigi zaman Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) bana dedi ki: "Bana senin onlardan oldugun soylendi."
Muslim, Fedailu's-Sahabe 109, (2459). Tirmizi, Tefsir, Maide, (3056).

CeeMoo

  • Kahraman Üye
  • İleti: 1200
  • Eğlence Mekanı
    • Profili Görüntüle
Ynt: Hadis-i şerifler
« Yanıtla #59 : 10 Tem 2014 21:33 »
591 - Yine Muslim'in bir baska rivayetinde Bera (radiyallahu anh) sunu anlatiyor: "Sarap haram edilmezden once, Ashab (radiyallahu anhum)'tan bazilari vefat etmisti. Sarap haram edilince bircok kimse: "Arkadaslarimiz sarap icerek olduler, onlarin hali ne olacak?" dediler. Bunun uzerine ayet indi: "Inananlara, ve faydali is yapanlara... daha onceleri tatmis olduklarindan dolayi bir sorumluluk yoktur" (Maide 93) ayeti indi."
Tirmizi, Tefsir Maide, (3054). Tirmizi bu hadisin sahih oldugunu soyledi.

592 - Omer Ibnu'l-Hattab (radiyallahu anh) anlatiyor: Omer: "Allah'im, sarap hakkinda bize tatminkar bir aciklamada bulun" diye dua etmisti ki Bakara suresinde bulunan su ayet indi: "Sana icki ve kumari sorarlar de ki: "Ikisinde hem buyuk gunah ve hem insanlara bazi faydalar vardir. Gunahlari faydasindan daha buyuktur." (Bakara 219).
Bunun uzerine Omer (radiyallahu anh) cagirildi ve ayet kendisine okundu. Omer yine: "Allah'im sarap hakkinda bize tatminkar bir aciklamada bulun" dedi. Bir muddet sonra Nisa suresindeki: "Ey iman edenler! Sarhosken ne dediginizi bilene kadar, cunubken, -yolcu olan mustesna- gusledene kadar namaza yaklasmayin..." (Nisa, 43) ayeti nazil oldu. Omer (radiyallahu anh) cagirildi ve ayet kendine okundu. Omer yine: "Allah'im sarap hakkinda bize tatminkar bir aciklamada bulun" dedi.
Bir muddet sonra, Maide suresindeki ayet indi: "Ey iman edenler! Icki, kumar, putlar ve fal oklari suphesiz seytan isi pisliklerdir. Bunlardan kacinin ki saadete eresiniz. Seytan suphesiz icki ve kumar yuzunden araniza dusmanlik ve kin sokmak ve sizi Allah'i anmaktan alikoymak ister. Artik bunlardan vazgecersiniz degil mi?" (Maide 90-91). Omer yine cagirilip ayet kendisine okundu. Bu sefer "Evet Rabbimiz vazgectik, vazgectik" dedi.
Tirmizi, Tefsir, Maide (3053); Ebu Davud, Esribe 1, (3670); Nesai, Esribe 1, (8, 286, 287). Tirmizi hadisin sahih oldugunu soyledi.

593 - Hz. Enes (radiyallahu anh) anlatiyor: "Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'e sorular sordular. Soruda oylesine asiri gittiler ki, birgun minbere cikip (ofkeyle): "Sorun, her sorunuza cevap verecegim" dedi. Cemaat bu sozu isitince, korkuyla baslarini one egdiler. Baslarina muhim bir hadise gelmekte olmasindan korktular.
Enes (radiyallahu anh) devamla dedi ki: "Ben sagima soluma bakmaya basladim. Bir de ne goreyim, herkes elbisesini basina sarmis agliyordu. (Kimseden ses cikmiyordu). Derken, munakaya falan ettigi zaman, babasindan baska birisine nisbet edilen bir kimse ilk konusan oldu: "Ey allah'in Resulu! Babam kimdir?" dedi. Resulullah (aleyhissalatu vesselam): "Baban Huzafedir" buyurdu. Hz. Omer (radiyallahu anh) de: "Rabb olarak Allah'tan, din olarak Islam'dan, peygamber olarak da Muhammed'den raziyiz. Fitnelerden Allah'a siginiriz" dedi. Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) de: "Hayir ve ser her ikisinin de bugunku kadar bol indigini hic mi hic gormedim. Bana cennet ve cehennem gozle gorulecek hale getirildi ve onlari su duvarin onunde gordum." dedi.
Buhari, Tefsir, Maide 12; Rikak 27; I'tisam 3; Muslim, Fedail 134- 138, (2359); Tirmizi, Tefsir, Maide (3058).
Bir rivayette su ziyade var: "...Bunun uzerine su ayet indi: "Ey iman edenler! Size aciklaninca hosunuza gitmeyecek seyleri sormayin. Kur'an indirilirken onlari sorarsaniz size aciklanir, (ama uzulursunuz). Allah sordugunuz seyleri affetmistir. Allah bagislayandir, halimdir. Sizden once bir millet onlari sormustu. Sonra da onlari inkar etmislerdi" (Maide 101-102).

594 - Tabiin'den Ibnu'l-Museyyeb anlatiyor: "el-Bahira, cahiliye Araplarinca, sutu putlara bagislanan, bu sebeple hic kimse tarafindan sagilmayan deveye denirdi. Es-Saibe; ilahlari icin saliverilen, uzerine hicbir yuk vurulmayan deveye denir. El-Vasile; Ilk dogumunu disi yapip sonra ikinci dogumunu da disi yapan ve araya erkek dogum girmeyen devedir, bu da putlar icin saliverilir, hicbir sekilde istifade edilmezdi. El-Ham; dolunden muayyen batin yavruya ulasilan erkek devedir, bu da putlara adanir, yukte kullanilmazdi."
Ibnu'l-museyyib, Ebu Hureyre'den su sozu nakleder: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdu ki: "Amr IbnuAmir el-Huza'iyi, cehennemde barsaklarini sururken gordum. Bu adam, hayvanlari putlara adak olsun diye ilk saliveren (saibe birakan) kimse idi."
Buhari, Menakib 9, Tefsir, Maide 13; Muslim, Cennet 51, (2856).

595 - Ibnu Abbas (radiyallahu anhuma) anlatiyor: Benu Sehm'den bir kisi, Tecimud'-Dari ve Adiy Ibnu Bedda ile birlikte yola cikti. Es-Sehmi, hic Musluman bulunmayan bir yerde vefat etti. Terikesini Temin ve Adiyy getirdiler. Ancak (Sehmi'nin yakinlari vasiyette adi gecen) gumus islemeli bir kabi (teslim edilen mallar arasinda) bulamadilar. (Sikayet uzerine) Resulullah (aleyhissalatu vesselam) bu hususta ikisine (Temim ve Adiyy'e) yemin ettirdi. Sonra kap Mekke'de bulundu. Kabin yanlarinda bulundugu kisiler: "Biz bunu Temin ve Adiyy'den aldik" diye yemin ettiler. Sehmi'nin yakinlarindan iki kisi de kalkip Allah'a yemin ederek: "Bizim sahitligimiz o ikisinin sehadetinden daha dogrudur, kap da arkadasimiza aittir" dediler.
Ibnu Abbas der ki su ayet bunlar hakkinda nazil oldu: "Ey iman edenler! Olum birinize geldigi zaman vasiyet ederken icinizden iki adil kimseyi, sayet yoklukta olup basiniza da olum musibeti gelmisse, namazdan sonra alikoyacaginiz, -supheleniyorsaniz, "Akraba bile olsa yeminle hicbir degeri degistirmeyecegiz, Allah'in sahidligini gizlemiyecegiz, yoksa suphesiz gunahkarlardan oluruz" diye yemin eden- sizden olmayan iki kisiyi sahid tutun. Eger bu sahidlerin gunah islemis olduklari ortaya cikarsa olene kadar yakin hak sahibi diger kisi bunlarin yerine gecer ve "bizim sahidligimiz ikisininkinden de daha dogrudur, biz asiri gitmedik, yoksa suphesiz zulmedenlerden oluruz" diye Allah'a yemin ederler. Bu, sahitligi gerektigi gibi yapmalarini veya yeminlerinden sonra yeminlerin kabul edilmesinden korkmalarini daha iyi saglar. Allah'tan sakinin, dinleyin, Allah fasik kimselere yol gostermez" (Maide, 106-108);
Buhari, Vesaya 35; Tirmizi, Tefsir, Maide (3062); Ebu Davud, Akdiye 19, (3606).

596 - Ammar Ibnu Yasir (radiyallahu anh) anlatiyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: (Kur'an-i Kerim'de zikri gecen) sofra gokten ekmek ve et olarak indirildi. Bu mucizeye mazhar olanlara, ihanet etmemeleri ve ertesi gun icin, o yiyeceklerden ayirmamalari emredildi. Ancak onlar bunu dinlemediler, hem ihanet ettiler hem de yemeklerinden ayirip ertesi gun icin sakladilar. Bunun uzerine ceza olarak maymun ve hinzir suretine cevrildiler."
Tirmizi, Tefsir, Maide (3063).

EN'AM SURESI

597 - Hz. Ali (radiyallahu anh) anlatiyor: Ebu Cehil mel'un, Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'e: "Biz seni yalanlamiyoruz, biz senin getirdigin seriati tekzib ediyoruz" dedi. Bunun uzerine Cenab-i Hakk su ayeti inzal buyurdu: "(Ey Muhammed!) Onlarin soylediklerinin seni uzecegini elbette biliyoruz, dogrusu onlar, seni yalanci saymiyorlar, fakat zalimler Allah'in ayetlerini bile bile inkar ediyorlar. Senden once nice peygamberler yalanlandi ve kendilerine yardimcimiz gelene kadar yalanlamalarina ve sikistirilmalarina katlandilar..." (En'am 32-34).
Tirmizi, Tefsir, En'am (3066).

598 - Sa'd Ibnu Ebi Vakkas anlatiyor: "Biz alti kisi Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) ile birlikte oturuyorduk. Musrikler ona: "Sunlari huzurundan kov, bizimle sohbete cur'et etmesinler" dediler.
Sa'd devamla diyor ki, orada ben vardim, Ibnu Mes'ud, Huzeyl kabilesinden bir kisi, Bilal ve ismini hatirlayamadigim iki kisi daha varlardi. Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'in icine Allah'in diledigi birseyler dusmustu. Kendi kendine icinden mirildandi. Bunun uzerine Cenab-i Hakk su ayeti inzal buyurdu: "Sabah aksam Rabblerinin rizasini isteyerek O'na yalvaranlari kovma. Onlarin hesabindan sana bir sorumluluk yoktur, senin hesabindan da onlara bir sorumluluk yoktur ki onlari kovarak zulmedenlerden olasin" (En'am 52);
Muslim, Fedailu's-Sahabe, 45 (2413); Ibnu Mace, Zuhd 7, (4128).

599 - Yine Sa'd Ibnu Ebi Vakkas (radiyallahu anh) "(Ey Muhammed! De ki: "Ustunuzden ve altinizdan size azab gondermeye, sizi firka firka yapip kiminize kiminizin hincini tattirmaya kadir olan O'dur. Anlasinlar diye ayetleri nasil yerli yerince acikladigimiza bak" (En'am 65) ayeti hakkinda Resuulullah (aleyhissalatu vesselam)'in soyle dedigini rivayet etmistir: "Haber verilen bu durum ilerde olacaktir, henuz olmus degildir."
Tirmizi, Tefsir, En'am (3068).

600 - Hz. Cabir (radiyallahu anh) anlatiyor: "(Ey Muhammed!) De ki: Ustunuzden ve altinizdan size azab gondermeye kadir olan O'dur..." ayeti indigi esnada Resulullah (aleyhissalatu vesselam): "...ustunuzden" ibaresinden sonra: "Ya Rabbi sana siginirim" dedi. Ne zaman ayetin devami olan: "...Sizi firka firka yapip kiminize kiminizin hincini tattirmaya kadir olan O'dur" kismi nazil olunca: "Bu iki azab daha hafif, (telafisi) daha kolay" buyurdu."
Buhari, Tefsir, En'am 2; I'tisam 11, Tevhid 16; Tirmizi, Tefsir, En'am (3067).