Gönderen Konu: Hadis-i şerifler  (Okunma sayısı 1551 defa)

CeeMoo

  • Kahraman Üye
  • İleti: 1200
  • Eğlence Mekanı
Ynt: Hadis-i şerifler
« Yanıtla #75 : 10 Tem 2014 21:36 »
SEBE SURESI

751 - Ferve Ibnu Museyrk (radiyallahu anh) anlatiyor: "Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'e bir gun:
"- Ey Allah'in Resulu, kavminden yuz cevirenlere karsi, Islam'i benimseyenlerle bir olup mucadele edeyim mi?" diye sordum. Onlarla savasma hususunda bana izin verdi ve beni emir tayin etti. Ben (Medine'den) ayrilinca:
" Gutayfi ne yapti.?" diye benden sormus. Kendisine, gittigim soylenince hemen pesimden birisini gondererek beni geri cagirdi ve su talimati verdi:
" Kavmini Islam'a davet et. Onlardan Islam gelenlerin Muslumanligini kabul et. Kabul etmeyenler icin savasmakta acele etme, ben sana yeni bir emir gonderinceye kadar bekle."
Der ki: Sebe kavmi hakkindaki ayetler nazil olmustu. Bir adam sordu:
"- Ey Allah'in Resulu, Sebe de ne? Bir yer veya bir kadin midir?"
" Ne bir yer, ne de bir kadin degildir. Bilakis bir erkektir. On cocuklu bir Arap. Bu cocuklardan altisi Yemen cihetine gidip yerlesti, dordu de Sam cihetine gidip yerlesti. Sam tarafina gidenler Lahm, Cuzam, Gassan ve Amile kabilelerini ortaya cikardilar. Yemen tarafina gidenler ise Ezd, Es'ariyyun, Himyer, Kinde, Muzhic ve Enmar halkini meydana getirdiler. "
Bir adam: " Enmar da ne?" diye sordu.
" Enmar, dedi, Has'am ve Becile kabilelerinin mensup oldugu cemaattir."
Ebu Davud, Hurufve'l-Kira'at 1, (3978); Tirmizi, Tefsir, Sebe, (3220).

752 - Hz. Ebu Hureyre (radiyallahu anh) anlatiyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdu ki:
"Allahu Teala Hazretleri semada bir isin yapilmasina hukmetti mi, Rabb-i Teala'nin sozune ihtiramla, melaike (aleyhimusselam) korku ile kanatlarini birbirine vururlar. Rabb Teala nin isitilen sozu duz bir kaya uzerinde (hareket eden) zincirin sesi gibidir. Meleklerin kalplerinden korku acilinca (Cebrail ve Mikail gibi mukarreb meleklere):
" Rabbiniz ne buyurdu?" diye sorarlar. Onlar da: "Allah Teala hazretleri hakki soylemistir. Zaten O, yuce ve uludur" derler. O'nun sozunu, kulak kabartan (seytanlar gizlice) isitir. Kulak hirsizi seytanlar (yerden goge kadar) birbirlerinin ustunde (zincirleme) dizilmis ve kulak hirsizligina hazirlanmis bulunur. - Sufyan (Ibnu Uyeyne) eliyle tarif etti: Parmaklarini once (ust uste) dizdi, sonra acti-(En ustteki, ilahi kelami isitir ve alttakine verir, o da kendi altindakine verir.
Boylece gele gele sihirbaz ve kahinlerin diline kadar ulasir. Bazan kelimeyi asagidakine vermeden once bir sahap, seytana ulasir. Bazan sahap kendisine isabet etmezden once kelimeyi asagisindakine vermis olur. (Sihirbaz ve kahinler kendilerine bu sekilde ulasan hirsizlama habere) yuz kadar da kendileri ilave ederek yalanlar duzerler.
Emr-i Ilahi yeryuzunde tahakkuk edince halk kendi arasinda: "Bu isin olacagi bize daha once falan falan gunlerde haber verilmemis miydi?" derler. Boylece, semada (kulak hirsiz1igi yoluyla) isitilmis olan haber boylece tasdik edilir."
Buhari, Tefsir, Sebe 1, Hicr 1; Tirmizi, Tefsir, Sebe, (3221).

753 - Ibnu Mes'ud (radiyallahu anh) anlatiyor: "Allahu Zulcelal hazretleri vahiy suretiyle konustugu zaman sema ehli bir ses isitir ki bu, demir bir zincirin duz bir kaya uzerinde hareket etmesiyle cikan cingirak sesine benzer. Sema ehli bu sesi duyunca korku ve hasyetten bayilirlar. Cibril (aleyhi's-selam) kendilerine gelinceye kadar bu halde devam ederler. O gelince korku, kalplerinden acilir. Hemen: "Ey Cibril, Rabbiniz ne buyurdu?" diye sorarlar. O: "Hakki soyledi" der. Sema ehli hep bir agizdan: "el-Hak, el-Hak" diye soylesirler.
Ebu Davud, Sunnet 22, (4738).

FATIR SURESI

754 - Ebu Said (radiyallahu anh) anlatiyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam), "Sonra biz o kitabi kullarimizdan (begenip) sectiklerimize miras biraktik. Iste onlardan kimi nefsine zulmedendir. Onlarin bazisi mutedildir, onlardan bir kismi da Allah'in izniyle hayrat (ve hasenat yarislarin)da oncu ol(up kazan)andir...!" (Fatir, 32) ayeti hakkinda sunu soyledi: "Bunlarin hepsi ayni makamdadir, hepsi de cennettedir."
Tirmizi, Tefsir, Melaike (Fatir), (3223).

755 - Ibnu Abbas (radiyallahu anhuma): "Onlar orada soyle bagrisirlar: "Rabbimiz, bizi cikar, yapmis oldugumuzdan bambaska iyi amel (ve hareketler)de bulunacagiz." Size, iyice dusunecek kimsenin dusunebileceg'i, ogut kabul edilebilecegi kadar omur vermedik mi? Size (azab ile) korkutan da gelmisti. Simdi tadin (o azabi)! Artik zalimler icin hicbir yardimci yoktur" (Fatir 37) ayetinde gecen "korkutan da gelmisti" ibaresinde kastedilen seyin Kur'an'la gelmis olan Muhammed (aleyhissalatu vesselam) oldugunu soyledi."
(Rezin ilavesidir, kaynagi bulunamamistir.)

YA-SÍN SURESI

756 - Hz. Enes (radiyallahu anh) anlatiyor: "Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) buyurdu ki: "Her seyin bir kalbi vardir. Kur'an'in kalbi de Ya-Sin'dir. Kim bu sureyi okursa, Cenab-i Hakk, bu okumasi sebebiyle kendisine, Kur'an-i Kerim'i -Ya-Sin haric- on kere okumus sevabini verir. "
Tirmizi, Sevabu'l-Kur'an 7, (2889).

757 - Ebu Saidi'l-Hudri (radiyallahu anh) anlatiyor: Beni Seleme Medine'nin uzakca bir kenarinda meskun idi. Mescid-i Nebevi'nin yakinlarina tasinmak istediler. Bunun uzerine su mealdeki ayet indi:
"Suphesiz oluleri dirilten, islediklerini ve eserlerini yazan biziz. Herseyi apacik bir kitapta saymisizdir" (Ya-Sin, 11). Resulullah (aleyhissàlatu vesselam): "Ayak izleriniz (sevap olarak) yaziliyor" dedi.Yerlerinde kaldilar."
Tirmizi, Tefsir, Ya-Sin, (3224).

758 - Ibnu Abbas (radiyallahu anhuma) anlatiyor: "Antakya sehrinde firavunlardan bir firavun vardi. Allahu Teala Hazretleri ora halkina elciler gonderdi. Bunlar uc kisiydiler. Ikisi once geldi, bunlari yalanladilar. Allah bunlari bir ucuncuyle takviye etti. Elciler, onlari hakka cagirip, emredilen seyleri aciklayip, dinlerinin batil oldugunu soyledikleri vakit; peygamberlere: "Biz sizin yuzunuzden ugursuzluga ugradik, vazgecmezseniz sizi mutlaka taslariz. Bizden size muhakkak acikli bir iskence de dokunur" dediler. Peygamberler de: "Sizin ugursuzlugunuz (musibetleriniz), dediler, kendi beraberinizdedir. Size nasihat edilirse mi? Hayir, siz haddi asip tasanlar guruhusunuz.." (Ya-Sin 18-19).
Rezin ilavesidir. Bu manada bir rivayet Taberi Tefsiri'nde gelmistir (22,101).

759 - Ibnu Abbas (radiyallahu anhuma): "O sehrin en uc, (kenar)indan kosarak bir adam geldi: "Ey kavmim, dedi, uyun o gonderilmis olanlara; uyun sizden hicbir ucret istemeyen o kimselere. Onlar hidayete ermis (zatlar)dir. Ben beni yaratana neden kulluk etmiyecekmisim? Siz (hepiniz) ancak ona donduru(lup goturu)leceksiniz. Ben O'ndan baska tanrilar edinir miyim? Eger O cok esirgeyici (Allah), bana bir zarar (yapmak) isterse onlarin (iddia ettiginiz) sefaati bana hicbir faide vermez. Onlar beni asla kurtaramazlar. Suphesiz ben o takdirde mutlak apacik bir sapiklik icindeyim (demek)dir. Gercek, ben Rabbinize iman ettim. Iste bunu benden duyun. (Ona): Gir cennete, denildi. (O da): Ne olurdu dedi, kavmim bilselerdi, Rabbimin beni bagisladigini, beni (cennetle ikram) edilenlerden kildigini"(Ya-Sin, 20-27) mealindeki ayetler hakkinda su aciklamada bulundu: "Bu zat hayatinda da, olumunde de kavmine nasihatta bulundu."
Rezin ilavesidir, kaynagi bulunamamistir.

760 - Ebu Zerr (radiyallahu anh) anlatiyor: "Ben Resulullah (aleyhissalatu vesselam) ile birlikte, mescidde idim, o sirada gunes batiyordu. Bana:
" Ey Ebu Zerr, biliyor musun gunes nereye gidiyor?" diye sordu.
"- Allah ve Resulu, daha iyi bilir" dedim.
"- Arsin altinda secde etmeye gidiyor. (Secde icin once) izin ister. Kendisine izin verilir. Secde ettigi halde kendisinden bunun kabul edilmeyecegi zaman yakindir. O zaman izin ister fakat verilmez, kendisine: "Geldigin yere don ve battigin yerden dog" denir. iste bunu su ayet ifade etmektedir: "Gunes de (ilahi bir ayettir ki) mustekarrina (duracagi zamana) kadar cereyan etmektedir..." (Ya-Sin, 3. Resulullah (aleyhissalatu vesselam) ilave etti:
" Bu (durma hadisesi) ne zamandir, bilir misin? Bu, kisiye imaninin fayda vermeyecegi, artik inancsiz hale geldigi zamandir."
Buhari, Tefsir,Yasin 1, Bed'u'l-halk 4, Tevhid 22, 23; Muslim, Iman 250 (159); Tirmizi, Tefsir, Yasin,(3225).



CeeMoo

  • Kahraman Üye
  • İleti: 1200
  • Eğlence Mekanı
Ynt: Hadis-i şerifler
« Yanıtla #76 : 10 Tem 2014 21:36 »
SAFFAT SURESI

761 - Semure Ibnu Cundeb (radiyallahu anh), "(Nuh'un) zurriyetini (yeryuzunde) devamli kalanlarin ta kendileri kildik" (Saffat, 77) mealindeki ayetle ilgili su aciklamayi rivayet etti: "Bunlar Ham, Sam ve Rum'un atasi Yafes'dir."
Tirmizi, Tefsir, Saffat, (3228-3229).

762 - Ibnu Abbas ve Ibnu Mes'ud (radiyallahu anhum)'dan rivayet edildigine gore, bunlar, "Ilyas'in Idris (aleyhi's-selam) oldugunu" soyluyorlardi. Ibnu Mes'ud (radiyallahu anh), ayeti seklinde okumustur (Saffat, 130).
Rezin'in ilavesidir. Ibnu Kesir bunu, Ibnu Ebi Hatim'in rivayeti olarak kaydetmistir (6, 33).

763 - Ubey Ibnu Ka'b (radiyallahu anh) anlatiyor: "Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'e su ayetten sordum: "Onu (Yunus'u) yuz bin veya daha cok kisiye peygamber gonderdik" (Saffat,147). Bana: "Onlar yirmi bin fazlaydilar" diye cevap verdi."
Tirmizi, Tefsir, Saffat, (3227).

764 - Ibnu Abbas (radiyallahu anhuma), "Biziz o saf saf dizilenler, mutlak biz" (Saffat,165) mealindeki ayetle ilgili olarak demistir ki:
"Melaike, Rablerinin yaninda, tesbih ederken saf saf olurlar."
Rezin ilavesidir. Bu manada bir rivayet Taberi Tefsiri'nde gelmistir. (23, 67). Muslim'in bir rivayeti de bu manayi te'yid eder (Mesacid 4, (522).

SAD SURESI

765 - Ibnu Abbas (radiyallahu anhuma) anlatiyor: "Ebu Talib hastalaninca Kureys de Resulullah (aleyhissalatu vesselam) da yanina geldiler.Ebu Talib'in yaninda bir kisilik yer vardi. Ebu Cehil oraya Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'in oturmasini onlemek icin hemen kalkti. Kureysliler Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'i Ebu Talib'e sikayet ettiler. Ebu Talib:
"- Ey kardesimin oglu! Kavminden ne istiyorsun?" dedi. Resulullah (aleyhissalatu vesselam):
" Kendilerinden bir kelime istiyorum. Eger soylerlerse, butun Araplar o kelime sayesinde kendilerine uyacak butun Acem o kelime sayesinde cizye odeyecek" dedi. Ebu Talib atilarak:
"- Yani tek bir kelime mi?" diye sordu. Resullullah (aleyhissalatu vesselam):
" Evet amcacigim tek bir kelime! Lailahe Illallah (Allah'tan baska ilah yoktur!) diyecekler."
"- Tek Allah mi? Biz son dinde bunu isitmedik, bu bir uydurmadir!" dediler. Bunun uzerine su ayetler indi:
"Sad. O sanli, serefli Kur'an'a yemin ederim ki, (gercek), inkar edenler(in iddia ettikleri gibi degildir). Bilakis (onlarin disi bos) bir onur, (ici ise tam) bir tefrika icindedir. Biz kendilerinden evvel nice ummetleri helak ettik. O zaman ne cigliklar kopardilar. Halbuki (o vakit, azabtaii kacip) kurtulma vakti degildi. O kafirler iclerinden (kendilerinin basina cokecek) tehlikeleri bildiren (bir peygamber) geldig'ine sastilar. "Bu, dediler, bir buyucu, bir yalancidir. O butun tanrilari bir tek Tanri mi yapmis. Bu cidden acayip bir sey!" Onlarin elebaslarindan bir guruh (birbirine): "Yuruyun, mabudlariniza (ibadette) sebat edin. Suphesiz ki, arzu edilecek olan budur" diyerek kalkip gitmisti. Biz bunu diger dinde isitmedik. Bu, uydurmadan baska bir sey degildir. O Kur'an aranizdan ona mi indirilmis? dedi." (Sad,1-.
Tirmizi, Tefsir, Sa'd, (3230).

ZUMER SURESI

766 - Abdullah Ibnu-z Zubeyr (radiyallahu anhuma) babasindan naklediyor: "Sonra (ey insanlar), hic suphesiz, hepiniz Rabbinizin huzurunda muhakemeye durusacaksiniz" (Zumer 31 ) ayeti nazil oldugu zaman:
"- Ey Allah'in Resulu, dedim, dunyada iken mahkeme huzurundaki durusmamiz kafi gelmeyecek, ayni durusmayi ahirette bir kere daha mi yapacagiz?"
"- Evet!" dedi. Ben (Zubeyr):
"- Oyleyse, dedim, isimiz cok fena!"
Tirmizi, Tefsir, Zumer, (3234).

767 - Ibnu Abbas (radiyallahu anhuma) anlatiyor: "Bir kavim cinayete bulasti ve cokca adam oldurdu, zinaya bulasti ve bunda ileri gitti. Sirke duserek tevhid'i ihlal etti ve bunda ileri gitti. Sonunda Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'e muracat ederek:
Ey Muhammed! Bizi davet ettigin seyler gercekten guzel. Ancak, onceden isledigimiz gunahlarin bir kefareti var mi; bize once bundan haber versen!" dediler. Bunun uzerine su ayet indi:
"Onlar ki Allah'in yanina baska bir Tanri daha (katip) tapmazlar, Allah'in haram kildigi cana haksiz yere kiymazlar, zina etmezler. Kim bunlar(dan birini) yaparsa cezaya carpar. Kiyamet gunu de azabi katmerlesir ve o (azabin) icinde hor ve hakir ebedi
birakilir. Meger ki (sirkten) tevbe edip iyi amel (ve hareket)de bulunan kimseler ola. Iste Allah bunlarin kotuluklerini iyiliklere cevirir. Allah cok magfiret edici, cok esirgeyicidir" (Furkan, 68-70).
Ibnu Abbas su aciklamayi yapti: "Allah sirklerini imana, zinalarini ihsana (muhsanlik = namusluluk) cevirir (demektir" (Su ayet de bu mesele uzerine) indi:
"De ki: "Ey kendilerinin aleyhinde (gunahda) haddi asanlar, Allah'in rahmetinden umidinizi kesmeyin. Cunku Allah butun gunahlari affeder. suphesiz ki O, cok affedicidir, cok esirgeyicidir."(Zumer, 53).
Nesai, Tahrimu'd-Dem 2 (7, 86); Buhari, Tefsir, Zumer 1; Muslim, Iman 193, (122); Ebu Davud, Fiten 6 (4273).

768 - Esma Bintu Yezid (radiyallahu anha) anlatiyor: Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'i isittim, su ayeti okuyordu: "De ki: "Ey Kendilerinin aleyhinde (gunahda) haddi asanlar, Allah'in rahmetinden umidinizi kesmeyin. Cunku Allah butun gunahlari affeder..." (Zumer, 53). Resulullah (aleyhissalatu vesselam) ayetin sonuna, yani "(kim ne islemis olursa olsun) aldirmadan" lafzini ekledi.
Tirmizi, Tefsir, Zumer,(3235).

769 - Ibnu Mes'ud (radiyallahu anh) anlatiyor: "Cebrail (aleyhi's-selam) Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'a gelerek:
"Ey Muhammed, Allah semayi bir parmak uzerine, arzlari bir parmak uzerine, daglari bir parmak uzerine, nehirleri bir parmak uzerine, diger mahlukati bir parmak uzerine koydu, sonra Soyle buyurdu: "Ben (kainat mulkunun) Melikiyim."Resulullah (aleyhissalatu vesselam) guldu ve: "Allah'i hak (ve layik) oldugu vech ile takdir etmediler. Halbuki kiyamet gunu arz toptan ancak O'nun bir kabzasidir. Gokler de onun sag eliyle (toplanip) durulmuslerdir..."(Zumer, 67) mealindeki ayeti okudu."
Buhari, Tefsir, Zumer 2, Tevhid 19, 26, 36; Muslim, Sifatu'1-Kiyamet 19, (2786); Tirmizi, Tefsir, Zumer (3236).

770 - Ibnu Omer (radiyallahu anhuma) anlatiyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Allahu Zulcelal Hazretleri, semavati kiyamet gunu durer, sonra onlari sag eliyle alir, sonra der ki:
"Ben Melik'im cebbarlar nerede? Buyukluk taslayanlar (mutekebbirler) nerede?". Sonra sol eliyle arzi durer, sonra: "Ben Melik'im, cebbarlar, mutekebbirler nerede der. Buhari, Tevhid 19; Muslim, Sifatul-Munafikun 24,
Ebu Davud, Sunne 21, (4736).

CeeMoo

  • Kahraman Üye
  • İleti: 1200
  • Eğlence Mekanı
Ynt: Hadis-i şerifler
« Yanıtla #77 : 10 Tem 2014 21:36 »
HA-MÍM el-MU'MIN SURESI

771 - Ebu Hureyre (radiyallahu anh) anlatiyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Her kim aksam olunca Ha-mim el-Mu'min suresini bastan, 3. (dahil) ayetine kadar ve ayete'l-Kursiyi okuyacak olursa bu iki Kur'an kiraati sayesinde sabaha kadar muhafaza olunur. Kim de ayni seyleri sabahleyin okursa onlar sayesinde aksama kadar muhafaza edilirler."
Tirmizi, Sevabu'l-Kur'an 2, (2882).

772 - Ala Ibnu Ziyad'in anlattigina gore, cehennemi zikrederken bir adam kendisine:
"- Niye milleti umidsizlige sevkediyorsun?" diye mudahale etti. O da:
"- Allahu Teala: "Ey kendilerine kotuluk edip asiri giden kullarim! Allah'in rahmetinden umudunuzu kesmeyin. Dogrusu Allah gunahlarin hepsini bagislar. Cunku O, bagislayandir, merhametlidir" (Zumer, 53) ve: "...Asiri gidenlerin ateslikler olduklarinda suphe yoktur" (Mu'min 43) buyurmus olunca, ben umidsizlige dusurebilirim. Ne var ki, siz kotu amellerinize ragmen cennetle mujdelenmekten hoslaniyorsunuz. Halbuki Allah, Muhammed (aleyhissalatu vesselam)'i itaat edenler icin cennetle mujdelemek, isyan edenler icin de cehennemle korkutmak uzere gonderdi." dedi.
Buhari, Tefsir, Ha-mim el-Mu'min 1. Hadis muallaktir.

FUSSILET SURESI

773 - Ibnu Mes'ud (radiyallahu anh) anlatiyor: "Ka'be'nin yaninda ikisi Sakifli, biri de Kureysli veya ikisi Kureysli biri Sakifli uc kisi biraraya geldi. Bunlar gobek yaglari fazla, anlayislari kit kimselerdi. Birisi:
" Ne konustugumuzu Allah isitiyor mudur, ne dersiniz?" diye birlaf atti. Bir digeri:
Sesli konusursak isitir, gizli konusursak isitmez olmali" dedi. Ucuncu de:
Sesli konusmamizi isitiyorsa, gizli konusmamizi da isitiyordur" dedi. Bunun uzerine su ayet nazil oldu:
"Siz, ne kulaklariniz, ne gozleriniz, ne de derileriniz kendi aleyhinize sahidlik eder diye (dusunup) sakinmadiniz. Bilakis Allah yapmakta oduklarinizin bircogunu bilmez sandiniz. Rabbinize karsi besledig'iniz su zanniniz (yok mu?) Iste sizi o helak etti. Bu yuzden husrana dusenlerden oldunuz" (Fussilet, 22-23).
Buhari,Ha-mim Secde Fussilet 1, 2, Tevhid 41; Muslim, Sifatul-Munafikun 5; Tirmizi, Tefsir, Ha-mim es-Secde (Fussilet) (3245).

774 - Hz. Enes (radiyallahu anh) anlatiyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam): "Rabbimiz Allah'tir deyip de sonra dogru yolda gidenler var ya! Onlarin uzerlerine "Korkmayin tasalanmayin, vaadolundugunuz cennetle sevinin!" diye diye melekler inecektir.." (Fussilet, 30) mealindeki ayeti okudu ve soyle buyurdu: "Insanlar, bunu hep soylediler. Ancak, sonradan ekserisi kufre dustu, kim bu soz uzere olurse, o kimse istikaimeti dogru olanlardandir."
Tirmizi, Tefsir, Ha-Mim, Secde (Fussilet) (3247).

775 - Ibnu Abbas (radiyallahu anhuma), "Ne (her) iyilik, ne de (her) kotuluk bir olmaz. Sen (kotulugu) en guzel yol ne ise onunla onle. O zaman gorursun ki, seninle arasinda dusmanlik bulunan kimse bile, sanki yakin dost(un olmus)tur. Bu (en guzel haslete), sabredenlerden baskasi kavusturulmaz. Buna buyuk bir hisseye malik olandan gayrisi eristirilmez" (Fussilet,34-35) ayetiyle ilgili olarak su aciklamayi yapti: "(Ayette kastedilen en iyi yol) ofke anindaki sabir, kotuluge maruz kalindigi andaki aftir. Insanlar bunlari yaptiklari takdirde, Allah onlari korur, dusmanlari da kendilerine egilir. Sanki samimi dost olur."
Buhari, Tefsir, Ha-mim, es-Secde (Fussilet) 1.

HA-MIM AYN-SIN-KAF SURESI

776 - Ibnu Abbas (radiyallahu anhuma) anlattigina gore, kendisine: "Ey Muhammed de ki: "Ben sizden (teblig hizmetine) mukabil yakinlara sevgiden baska bir ucret istemem" (Ha-mim-Ayn-Sin Kaf (Sura, 23) ayetinde gecen "yakinlar" hususunda soruldu. Said Ibnu Cubeyr atilarak: "Al-i Muhammed'in yakinlari"diye cevap verdi. Ibnu Abbas (radiyallahu anhuma): "Acele ettin, Kureys'in her koluna mutlaka Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'in bir akrabaligi var, ondan maksad "Sizin, aramizdaki akrabaligin hakkini vermenizi dilerim" demesidir" der.
Buhari, Tefsir, Ha-Mim-Ayn-Sin-Kaf (Sura) 1; Tirmizi, Tefsir, Sura, (3248).

ZUHRUF SURESI

777 - Ibnu Abbas (radiyallahu anhuma), "Eger (butun) insanlar (kufre imrenecek) bir tek ummet haline gelmeyecek olsalardi o cok esirgeyen (Allah)'a kufreden kimselerin evlerinin tavanlarini, ustunden cikacaklari merdivenleri, odalarinin kapilarini, uzerine yaslanacaklari tahtlari hep gumusten yapardik!" (Zuhruf, 33-34) ayeti hakkinda su aciklamayi yapti: Yani: "Insanlarin tamamini kuffar kilmayacak olsam, kuffarin evlerine gumusten tavan, gumusten merdiven, gumusten tahtlar yapardim."
Buhari, Tefsir, Zuhruf 1. (Hadis muallaktir).

HA-MIM DUHAN SURESI

778 - Ebu Hureyre (radiyallahu anh) anlatiyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Kim geceleyin Duhan suresini okursa, yetmis bin melek kendisine istigfar ettigi halde sabaha erer."
Tirmizi Sevabu'1-Kur'an 8, (2890).

779 - Ebu Hureyre (radiyallahu anh)'nin bir diger rivayetinde soyle denir: "Ha-mim ed-Duhan suresini cum'a gecesinde kim okursa magfirete mazhar olur."
Tirmizi, Sevabu'l-Kur'an 8, (2891).

780 - Mesruk (rahimehullah) anlatiyor: "Ibnu Mes'ud (radiyallahu anh)'un yaninda oturuyorduk, o da aramizda yatmis vaziyette idi. Kendisine bir adam geldi ve:
"- Ey Ebu Abdirrahman! Bir kissaci (Kinde kapilari yaninda), Duhan mucizesi gelerek kafirlerin nefislerini alip goturecegini, mu'minlerin ondan nezle seklinde (cok hafif muteessir olarak) gecistirecegini anlatiyor" dedi. Bunun uzerine Ibnu Mes'ud (radiyallahu anh) kizarak oturdu ve sunlari soyledi:
"- Ey insanlar Allah'tan korkun. Icinizden bir seyler bilenler bildiklerini soylesin. Bilmeyenler de, "Allahu a'lem (Allah bilir)" desin. Zira birinizin bilmedigi bir sey icin "Allah bilir" demesi en buyuk ilimdir. Zira Allahu Teala Resul-i Ekrem (aleyhissalatu vesselam)'i icin soyle buyurmustur:
"Ben bu hizmetim icin sizden bir ucret istemiyorum, kendiliginden bir sey teklif edenlerden de degilim, de!" (Sad, 86).
Suphesiz, Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam), insanlarda bir gerileme gordugu zaman:
"Rabbim, Hz. Yusufun yedi (senesi) gibi yedi (kitlik) senesi ver"diye bedduada bulunmustu. Bu beddua uzerine Mekkeli musrikleri oyle bir kitlik yakalamisti ki her seyi silip supurmus, acliktan laselerin derilerini bile yemek zorunda kalmislardi. Onlardan biri semaya bakinca, duman gibi birseyler gorur olmustu. Bu durum karsisinda, (Mekkelilerin lideri olan Ebu Sufyan) Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'e muracaat ederek:
"- Ey Muhammed, sen Allah'a taat ve yakinlarina yardim emrederek geldin. Kavmin helak oldu. Onlar icin Allah'a dua et!" dedi. Bunun uzerine Cenab-i Hakk su ayeti indirdi:
"Gogun, insanlari buruyecek ve gozle gorulecek bir duman cikaracagi gunu bekle. Bu can yakan bir azabtir. Insanlar: "Rabbimiz bu azabi bizden kaldir, dogrusu artik biz inananlariz" derler. Nerede onlarda ogut almak? Kendilerine gercegi aciklayan bir peygamber gelmisti ve ondan yuz cevirmisler "belletilmis bir deli" demislerdi. Biz sizden azabi az sure icin kaldiracagiz, siz yine de eski inkarciliginiza doneceksiniz" (Duhan,10-15).Abdullah Ibnu Mes'ud soyle dedi:
"- Haklarinda: "Onlari carptikca carpacagimiz gun intikamimizi mutlaka aliriz" (Duhan 16) buyurulanlardan hic ahiret azabi kaldirilir mi?" Ayette gecen batsa (carptikca carpma), Bedir Savasi' dir."
Buhari, Tefsir, Hà-mim ed-Duhan (Duhan) 1, Istiska 2,13, Tefsir, Yusuf 4, Rum, Sad; Muslim, Sifatu'l-Munafikun 39, (2798); Tirmizi, Tefsir, Duhan (3251).

CeeMoo

  • Kahraman Üye
  • İleti: 1200
  • Eğlence Mekanı
Ynt: Hadis-i şerifler
« Yanıtla #78 : 10 Tem 2014 21:36 »
781 - Hz. Enes (radiyallahu anh) anlatiyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Bir mu'min icin mutlaka (semadan) iki kapi vardir: Birinden ameli yukselir, digerinden de rizki iner. Bu mu'min olunce, her iki kapi da aglarlar. Su ayet bu duruma isaret eder: "Ne gok ne yer onlarin uzerine aglamadi..." (Duhan 29).
Tirmizi, Tefsir, Duhan, (3252).

782 - Ebu Sa'id (radiyallahu anh), "Dogrusu gunahkarlarin yiyeceg'i zakkum agacidir. Karinlarinda, suyun kaynamasi gibi kaynayan erimis maden gibidir" (Duhan, 43-46) ayetinde gecen muhl (erimis maden) tabiri hakkinda su aciklamayi yapti: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdu ki: "Bu (muhl) sivi yagin dibine coken tortu gibidir, adamin yuzune yaklastirilinca, yuzunun derisi derhal icine duser."
Tirmizi, Sifatu Cehennem 4, (2584-2587), Tefsir, Sail (Mearic) 3319).

AHKAF SURESI

783 - Yusuf Ibnu Mahik (radiyallahu anh) anlatiyor: "Hz. Muaviye (radiyallahu anh) Mervan'i Hicaz'a vali tayin etmisti. Bu valiligi sirasinda hutbe okudu ve hutbede Yezid Ibnu Muaviye'nin ismini zikretmeye basladi. Maksadi, babasi (Hz. Muaviye)den sonra ona biat etmekti. Abdurrahman Ibnu Ebi Bekr, ona birseyler soyledi. (Bu soze kizan) Mervan: "Yakalayin sunu!" emretti. (Abdurrahman hemen kacip) Hz. Aise (radiyallahu anha)'nin odasina girdi. Boylece onu yakalayamadilar.
Bunun uzerine Mervan sunu soyledi: "Bu var ya, hakkinda su ayet inen kimsedir: (Mealen): "Ana ve babasina: "Of size, benden evvel nice nice nesiller gelip gectigi halde beni (tekrar diriltilip kabrimden) cikarilacagimla mi tehdid ediyorsunuz? diyen (adam yokmu) anasi, babasi Allah'a yalvarirlar. (Ona): "Yazik sana. Iman et. Allah'in va'di hic suphesiz haktir" (derler). O ise: "Bu (dediginiz) evvelkilerin masallarindan baskasi degildir" der." (Ahkaf,17).
Hz. Aise (radiyallahu anha) perde gerisinden Mervan'a su cevabi verdi: "Cenab-iHakk, Kur'an-i Kerim'de bizimle ilgili olarak, (munafiklarin iftirasindan) beraetimi haber veren Nur suresindeki ayetlerden baska hicbir sey inzal buyurmamistir."
Buhari, Tefsir, Ahkaf 1.

784 - Alkame anlatiyor: "Ibni Mes'ud (radiyallahu anh)'a dedim ki: "- Sizden kimse, cin gecesinde Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'e refakat etti mi?"
"- Hayir, dedi, bizden kimse ona refakat etmedi. Ancak bir gece O'nunla (aleyhissalatu vesselam) beraberdik. Bir ara onu kaybettik. Kendisini vadilerde ve dag yollarinda aradik. Bulamayinca: "Yoksa ucurulmus veya kacirilmis olmasin?" dedik. Boylece, gecirilmesi mumkun en kotu bir gece gecirdik. Sabah olunca, bir de baktik ki Hira tarafindan geliyor.
"- Ey Allah'in Resulu, biz seni kaybettik, cok aradik ve bulamadik. Bu sebeple gecirilmesi mumkun en fena bir gece gecirdik" dedik.
"- Bana cinlerin davetcisi geldi. Beraber gittik. Onlara Kur'an-i Kerim'i okudum" buyurdular. Sonra bizi goturerek cinlerin izlerini, ateslerinin kalintilarini bize gosterdi. Cinler kendisine yiyeceklerini sormuslar. O da: "Elinize gecen, uzerine Allah'in ismi zikredilmis her kemik, olabildigi kadar bol etli olarak sizindir. Her deve ve at mayisi da hayvanlarinizin yemidir" buyurmuslar. Sonra Resulullah (aleyhissalatu vesselam) bize su tenbihte bulundu: "Sakin bu iki seyle (kemik ve kuru hayvan mayisi) abdest bozduktan sonra istinca etmeyiri, cunku onlar (cinni olan) din kardeslerinizin yiyecekleridir."
Muslim, Salat 150 (450); Tirmizi, Tefsir, Ahkaf, (3254); Ebu Davud, Tah ret 42, (85).

FETIH SURESI

785 - Hz. Enes (radiyallahu anh) anlatiyor: "Ey muhammed! Dogrusu biz sana apacik bir zafer saglamisizdir. Allah boylece senin gecmis ve gelecek gunahlarini bagislar, sana olan nimetini tamamlar, seni dogru yola eristirir" (Feth, 1-2) ayetleri Hudeybiye donusu Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'e nazil oldu. Ayette gecen "apacik zafer (Feth-i Mubin)" Hudeybiye zaferidir.
Ayet inince: "Ey Allah'in Resulu, ne mutlu, kutlu olsun, saadetli olsun, Allah Teala hazretleri senin icin ne yapacagini sana acikladi. Acaba bize ne yapacak?" dediler. bunun uzerine su ayet indi:
"Iman eden erkek ve kadinlari, icinde ebedi kalacaklari, iclerinde irmaklar akan cennetlere koyar, onlarin kotuluklerini orter. Allah katinda buyuk kurtulus iste budur" (Feth, 5).
Buhari, Megazi 35, Tefsir, Feth 1; Muslim, Cihad 97 (1786); Tirmizi, Tefsir, Feth (3259).

786 - Hz. Enes (radiyallahu anh) anlatiyor: "Sabah namazi sirasinda Ten'im dagindan seksen kisi Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'in uzerine geldiler. Niyetleri onu oldurmekti. Yakalandilar. Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) onlari serbest birakti. Bunun uzerine su ayet indi. (mealen): "Sizi onlara ustun kildiktan sonra, Mekke bolgesinde, onlarin ellerini sizden, sizin ellerinizi onlardan geri tutan, savasi onleyen O'dur..." (Feth, 24).
Muslim, Cihad 133 (1808); Tirmizi, Tefsir, Fetih (3260); Ebu Davud, Cihad 130, (2677).

787 - Ubey Ibnu Ka'b (radiyallahu anh), "Allah, peygamberine ve inananlara huzur indirdi. Onlarin takva sozunu tutmalarini sagladi" (Feth, 26) ayetinde gecen "takva sozu"nden, Lailahe illallah'in kastedildigini Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'den isittigini soylemistir.
Tirmizi, Tefsir, Feth, (3261).

HUCURAT SURESI

788 - Abdullah Ibnuz-Zubeyr (radiyallahu anhuma) anlatiyor: "Beni Temim kabilesinden binekli bir grup Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'in yanina geldiler. Hz. Ebu Bekir: "Ka'ka' Ibnu Ma'bed (radiyallahu anhuma)'i bunlara emir tayin etmesini, Hz. Omer (radiyallahu anh) de Akra Ibnu'l-Habis'i emir tayin etmesini Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'e soylediler. Hz. Ebu Bekir, Hz. Omer'e cikisti ve: "Senbana muhalefet etmek istiyorsun!" dedi. Hz. Omer (radiyallahu anh):
"Asla sana muhalefet etmeyi dusunmedim!" dedi. Aralarinda ithamlasma oldu ve sesleri yukseldi. Bunun uzerine su ayet nazil oldu. (Mealen):
"Ey iman edenler, Allah'in ve Resulu'nun huzurunda (sozde ve iste) one gecmeyin. Allah'tan korkun. Cunku Allah hakkiyla isiten, (her seyi) bilendir. Ey iman edenler, seslerinizi Peygamberin sesinden yuksek cikarmayin. Ona, sozle birbirinize bagirdiginiz gibi bagirmayin ki siz farkina varmadan amelleriniz bosa gidiverir" (Hucurat, 1-2).
Buhari, Tefsir, Hucurat 1, 2, Megaza 67, I'tisam 5; Tirmizi, Tefsir Hucurat (3262); Nesai, Kaza' 6, (8, 226).

789 - Bera (radiyallahu anh), "Hucrelerin arkasindan sana unleyenler, herhalde ekserisi akli ermiyenlerdir..." (Hucurat, 4) mealindeki ayetle ilgili olarak su aciklamayi yapti: "Bir adam kalkip: "Ya Resulallah, benim ovmem bir yuceltme yermem de alcaltmadir" dedi. Resulullah (aleyhissalatu vesselam): "Boyle yapmak Allahaittir" cevabini verdi."
Tirmizi, Tefsir, Hucurat, (3264); Ebu Davud, Edeb 71,(4926).

790 - Ebu Nadra (radiyallahu anh) anlatiyor: "Ebu Said el-Hudri (radiyallahu anh): "Bilin ki, icinizde Allah'in Peygamberi bulunmaktadir. Eger O, bircok islerde size uymus olsaydi suphesiz kotu duruma duserdiniz. Ama Allah size imani sevdirmis, onu gonullerinize guzel gostermis; kufru, fiski ve isyani da size igrenc gostermistir.." (Hucurat, 7- mealindeki ayeti okudu ve soyle soyledi:
" Iste bu kendisine vahyolunan peygamberinizdir (aleyhissalatu vesselam). Peygamberin uymasi melhuz olan kimseler de -ki ayette "size uymus olsaydi"diye zikredilenler- sizlerin en hayirli imamlariniz olan Ashab'dir. Dunku durum oyle olunca bugun haliniz nedir?"
Tirmizi, Tefsir, Hucura, (3265).

CeeMoo

  • Kahraman Üye
  • İleti: 1200
  • Eğlence Mekanı
Ynt: Hadis-i şerifler
« Yanıtla #79 : 10 Tem 2014 21:36 »
791 - Ebu Cebire Ibnu'd-Dahhak (radiyallahu anh) anlatiyor: "Bir ayet, biz Beni Selime hakkinda nazil oldu. Soyle ki: "Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) bize geldigi vakit herkesin mutlaka iki veya uc adi vardi. Resulullah (aleyhissalatu vesselam) bu adlarindan biriyle: "Ey falan!" diye bir kimseyi cagirinca kendisine:
"- Ey Allah'in Resulu! O, bu isimle cagirilinca, kizar" diye ikaz ediyorlardi. Iste bu durum uzerine su ayet indi:
"Ey iman edenler, bir kavm diger bir kavm ile alay etmesin. Olur ki (alay edilenler Allah indinde) kendilerinden (yani alay edenlerden) daha hayirlidir. Kadinlar da kadinlari (eglenceye almasin). Olur ki onlar (eglenceye alinanlar) kendilerinden daha
hayirlidir. Kendi kendinizi ayiplamayin. Birbirinizi kotu lakaplarla cagirmayin. Imandan sonra fasiklik ne kotu addir. Kim (Allah'in yasak ettigi seylerden) tevbe etmezse, onlar zalimlerin ta kendileridir" (Hucurat, 11).
Tirmizi, Tefsir, Hucurat (3264); Ebu Davud, Edeb 71, (4926).

792 - Ibnu Abbas (radiyallahu anhuma), "Ey insanlar! Dogrusu biz, sizleri bir erkekle bir kadindan yarattik. Sizi milletler ve kabileler haline koyduk ki, birbirinizi kolayca taniyasiniz.." (Hucurat, 13) ayetinde gecen suub'u "buyuk kabileler", kabail'i de kabilenin alt bolumu olan boylar olarak aciklamistir.

KAF SURESI

793 - Ibnu Abbas (radiyallahu anhuma), "Gecenin bir cuz'unde ve secdelerin arkalarinda da onu tesbih et" mealindeki ayette gecen "secdelerin arkalarinda" tabiriyle ilgili olarak: "Cenab-i Hakk, tesbihi, butun namazlarin ardindan yapmayi emretmektedir" demistir.
Buhari, Tefsir, Kaf 2.

ZARIYAT SURESI

794 - Hz. Enes (radiyallahu anh), "Onlar gecenin (ancak) az bir kisminda uyurlardi" (Zariyat, 17) mealindeki ayet hakkinda su aciklamayi yapti: "Onlar aksamla yatsi arasinda namaz kilarlardi."
Bir rivayette su ziyade var: "Boylece yanlari yataklarindan uzaklasir" (Secde,16).
Ebu Davud,Salat 312, (1322).

TUR SURESI

795 - Ebu Hureyre (radiyallahu anh)'nin, Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'den naklettigine gore, Resulullah Beytu'l-Ma'mur'a her gun yetmis bin melaikenin girdigini gormustur. "
Buhari, Bed'ul-Halk 6.

796 - Ibnu Abbas (radiyallahu anhuma)'in rivayetine gore, Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam): "Gecenin bir kisminda ve yildizlarin batisindan sonra dahi tesbih et" (Tur, 49) ayetinde gecen "yildizlarin batisindan sonra" kilinacak namazin (idbare's-sucud), sabahin farzindan once kilinan iki rekat; (Kaf suresinde gecen) edbare's-sucud ile de aksamin farzindan sonra kilinan iki rek'at oldugunu soylemistir."
Tirmizi, Tefsir, Tur, (3271).

NECM SURESI

797 - Ibnu Mes'ud (radiyallahu anh), Necm suresinde gecen, "Iki yay kadar, yahud daha yakin oldu"; keza, "Onun gordugunu kalb yalan cikarmadi"; keza, "Andolsun ki, O, Rabbinin en buyuk ayetlerinden bir kismini gormustur" (Necm, 9, 11, 1 ayetlerinde Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'in Cibril (aleyhisselam)'i alti yuz kanadiyla gordugune isaret bulundugunu soylemistir.
Buhari, Tefsir, Necm 1, Bed'u'l-Halk 6; Muslim, Iman 280-282 (174); Tirmizi, Tefsir, Necm (3279).

798 - Muslim merhum bir rivayetinde: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam), Cebrail'i asli suretinde gordu" demistir.

799 - Tirmizi'nin Ibnu Abbas (radiyallahu anhuma)'tan kaydettigi bir rivayette, Ibnu Abbas: "Muhammed Rabbini gordu" der. Ikrime (kendisine): "Allah, Kur'an-i Kerim'de (mealen): "Gozler onu idrak edemez" (En'am, 103) demiyor mu?" diye sorunca: "Amma da yaptin, bu gorme isi, Cenab-i Hakk kendi nuru ile tecelli ettigi zaman bunu goremez demektir. Resulullah (aleyhissalatu vesselam) ise Rabbini iki sefer gormustur" aciklamasini yapar."
Muslim, Iman 284, (176); Tirmizi, Tefsir, Necm (3275, 3276, 3277).

800 - Sa'bi anlatiyor: Ibnu Abbas (radiyallahu anhuma), Arafat'ta Ka'b'la karsilasti. Ka'b'a birseyle sordu. Bunun uzerine Ka'b oyle bir tekbir getirdi ki, daglarda yankilar yapti. Ibnu Abbas (radiyallahu anhuma) dedi ki:
"- Biz Beni Hasim'deniz!"
Ka'b da: "- Allah ru'yeti ile kelamini Muhammed ile Musa (aleyhimasselat vesselam) arasinda taksim etti. Musa'ya Allah iki kere konustu. Muhammed (aleyhissalatu vesselam) de Mirac'ta Allah'i iki kere gordu."
Mesruk der ki: "Hz. Aise (radiyallahu anh)'nin yanina girdim ve "Muhammed Rabbini gordu mu?" diye sordum. Bana:
"- Oyle bir sey soyledin ki, (korkudan) tuylerim kabardi (diken diken oldu)" dedi.
"- Agir olun, (hemen reddetmeyin) deyip su mealdeki ayeti okudum: "Andolsun ki O, Rabbinin en buyuk ayetlerinden bir kismini gormustur" (Necm,1.
Buna su cevabi verdi: "-Bu ayet seni nereye goturmus`? (Ayeti anlamakta hata etmissin, ayette Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'in gordugu belirtilen sey) Cibril (aleyhisselam)'dir. Sana kim: "Muhammed Rabbini gormustur" derse veya "Emredildigi tebligattan bir sey gizlemistir" derse veya "Allah'in gayb ilan ettigi su bes seyi bildigini soylerse: "Kiyametin ilmi suphesiz ki Allah'in nezdindedir. Yagmuru O indirir. Rahimlerde olani O bilir. Hicbir kimse yarin ne kazanacagini bilmez. Hicbir kimse hangi yerde olecegini bilmez..." (Lokman, 34) bilki en buyuk iftira ve yalanda bulunmustur. Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'in, ayette bahsedilen ru'yeti Cebrail'le ilgilidir. Efendimiz'in gordugiu sey, Cebrail'dir. Resulullah (aleyhissalatu vesselam) Cebrail (aleyhisselam)'i alti yuz kanadiyla fitri suretinde ancak iki defa gormustur: Bir defasinda Sidretu'l-Munteha'da, bir defesinda da (Mekke'nin asagisinda) Ciyad denilen yerde, ufku (her cihetiyle semayi) kaplamis vaziyette."
Tirmizi, Tefsir, Necm (3274); Buhari, Tefsir, Maide 7, Bed'ul-Halk 6, Tevhid 4; Muslim, Iman 287, (177).

CeeMoo

  • Kahraman Üye
  • İleti: 1200
  • Eğlence Mekanı
Ynt: Hadis-i şerifler
« Yanıtla #80 : 10 Tem 2014 21:37 »
801 - Ibnu Abbas (radiyallahu anhuma), "Allah'i birakip taptiginiz Lat'in, Uzza'nin ve (bunlarin) ucuncusu olan diger Menat'in (herhangi bir sey hakkinda zerrece kudretleri var mi? Bize haber verin" (Necm, 19-20) mealindeki ayet hakkinda su ) aciklamayi yapti: "Lat (Ka'be'yi ziyarete gelen) hacilara (yag ile) sevik(denen yiyecegi) karip hazirlayan bir adamdi."
Buhari, Tefsir, Necm 2.

802 - Ibnu Abbas (radiyallahu anhuma) demistir ki: "Ebu Hureyre (radiyallahu anh)'nin su rivayete temas ettigi seyden Lemem'e daha ziyade benziyenini gormedim: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdu ki: "Allah ademogluna zinadan nasibini yazmistir. Bu mutlaka ona ulasacaktir: "Gozlerin zinasi nazardir, dilin zinasi konusmaktir. Nefis de temenni eder ve istah duyar. Ferc de bunu tasdik veya tekzib eder."
Buhari, isti'zan 12, Kader 9; Muslim, Kader 20, (2657); Ebu Davud, Nikah 44, (2152).

803 - Yine Ibnu Abbas (radiyallahu anh), "(O guzel hareket edenler), lemem haric olmak uzere gunahin buyuklerinden ve fuhuslardan kacinanlardir" (Necm, 32) mealindeki ayni ayet hakkinda Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'in soyle buyurdugunu rivayet etmistir: "Ey Rabbim, sen affedicisin, hepsini affet, kucuk gunah islemeyen kulun yoktur."
Tirmizi, Tefsir, Necm, (3280).

KAMER SURESI

804 - Ebu Hureyre (radiyallahu anh) anlatiyor: "Kureys musrikleri, Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'le kader mevzuunda tartismak icin geldiler. Bunun uzerine su ayet nazil oldu (mealen): "O gun onlar yuzlri ustunde suruklenirler. (Onlara) tadin cehennemin dokunusunu" (denilir). Suphesiz ki biz, herseyi bir takdir ile yarattik" (Kamer, 48-49).
Muslim, Kader 19, (2656); TirmizI, Kader 19, (2158) Tefsir, Kamer, (3286); Ibnu Mace, Mukaddime 10, (83).

RAHMAN SURESI

805 - Hz. Cabir (radiyallahu anh) anlatiyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) bir gun, Ashabinin huzuruna cikti ve Rahman suresini bastan sona okudu. Hepsi de sukut ettiler. Bunun uzerine:
"Ben bu sureyi cinlere de okudum, onlar sizden daha guzel karsilik verdiler. Soyle ki: "Cenab-i Hakk'in: "Rabbinizin hangi ni'metini tekzib edersiniz?" kavl-i seriflerini her okuyusumda soyle diyorlardi: "Ey Rabbimiz, biz ni'metlerinden hicbir seyi tekzib edemeyiz, butun hamdler sanadir."
Tirmizi, Tefsir, Rahman, (3287).

VAKIA SURESI

806 - Ibnu Mes'ud (radiyallahu anh) anlatiyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) soyle soyledi: "Kim her gece Vakia suresini okursa ona fakirlik gelmez. Musebbihat'da, (Sebbeha veya Yusebbihu ile basliyan surelerde) bir ayet vardir, (sevabca) bin ayete bedeldir. " Rezin'in ilavesidir.

807 - Ebu Said el-Hudri (radiyallahu anh), "(Sagcilar)... ve kadri yukseltilmis doseklerdedirler" (Vakia, 34) mealindeki ayet hakkinda, Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'in sunu soyledigini nakleder:
"Bunlarin yuksekligi sema ile arz arasindaki mesafe kadardir. Ikisi arasindaki uzaklik ise bes yuz yillik yurume mesafesidir."
Tirmizi, Sifatu'l-Ceene 8, (2543).

808 - Hz.Enes (radiyallahu anh), "Biz ceylan gozluleri, defterleri sagindan verilenler icin yeniden yaratmisizdir. Onlari bakire, eslerine duskun ve hepsini bir yasta kilmisizdir" (Vakia, 35-3 mealindeki ayet hakkinda su aciklamayi yapti: "Ayette mevzubahis olan yeniden diriltilenler arasinda dunyada iken ihtiyarlayip, gozlerinin feri kacip capaklanmis pek yasli kadinlar da var."

809 - Abdullah Ibnu Ebi Bekr Ibni Amr Ibni Hazm (radiyallahu anh), "Hz. Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'in Amr Ibnu Hazm (radiyallahu anh)'a yazdigi mektupta: "Kur'an'a sadece temiz olanlar dokunsun" emri de vardi."
Muvatta, Kur'an 1, (1,199).

810 - Ibnu Abbas (radiyallahu anhuma) anlatiyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) zamaninda halk yagmura kavustu. Bunun uzerine Resulullah (aleyhissalatu vesselam): "Insanlar bugun iki grup halinde sabaha erdiler, bir grubu kafir, bir grubu mu'mindir" dedi. Ve soyle acikladi: "Bazilari: "Bu yagmur Allah'in bir rahmetidir" derken diger bazisi: "Falan falan yildizin uguru dogru cikti" dedi. Bunun uzerine su ayet nazil oldu:
"Hayir (hakikatler kafirlerin dedikleri gibi degildir). Iste yildizlarin dustugu yerlere and ediyorum ki, hakikaten bu, eger bilirseniz buyuk bir anddir. Muhakkak o, elbette cok serefli bir Kur'an'dir ki siyanet edilmis bir kitapta (yazili)dir. Ona tam bir surette temizlenmis olanlardan baskasi el suremez. O alemlerin Rabbinden indirilmedir. Simdi siz bu kela,mi mi hor goruculersiniz? Rizkiniza (sukur edeceginize) siz behemahal tekzibe mi kalkisirsiniz?" (Vakia, 75-82).
Muslim, Iman 127, (73).

CeeMoo

  • Kahraman Üye
  • İleti: 1200
  • Eğlence Mekanı
Ynt: Hadis-i şerifler
« Yanıtla #81 : 10 Tem 2014 21:38 »
811 - Hz. Ali (radiyallahu anh), "Rizkiniza (sukredeceginize) siz behemahal tekzibe mi kalkisirsiniz?" (Vakia, 82) mealindeki ayetle ilgili olarak Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'in soyle dedigini rivayet etmistir: "Siz Cenab-i Hakk'in size verdigi sukur makaminda, "falanca falanca yildizin batisi veya falanca falanca yildizin dogusu sayesinde yagmura kavustuk" diyorsunuz."
Tirmizi, Tefsir, Vaki'a, (3291).

HADID SURESI

812 - Ibnu Mes'ud (radiyallahu anh) anlatiyor: "Musluman olmamizla Cenab-i Hakk'in bizi, "Iman edenlerin gonullerinin Allah'i zikretmek uzere yumusamasi ve ondan gelen hakikate baglanmasi zamani daha gelmedi mi? Onlar, daha evvel kendilerine kitap verilip de uzerlerinden uzun zaman gecmis, artik kalbleri kararmis bulunanlar gibi olmasinlar. Onlardan bircogu fasiklardi" (Hadid, 16) mealindeki ayetle azarlamasi arasinda dort yillik zaman mevcuttur."
Muslim, Tefsir 24, (3027).

813 - Ibnu Abbas (radiyallahu anhuma), "Yeryuzunu, oldukten sonra Allah'in tekrar dirilttigini bilin, akledersiniz diye size delillerimizi acikladik"(Hadid, 17) mealindeki ayetle ilgili olarak soyle buyurdu: "Allah kalbleri kasavet ve katiliktan sonra yumusatir, (tevhid hususunda) mutmain ve (Rabbine) yonelmis kilar. Olmus kalpleri ilimle, hikmetle diriltir (Ayet bu manayi ders vermektedir). Arzin yagmurla diriltilmesi zaten gozle gorulen bir durumdur."
Rezin'in ilavesidir. ed-Durru'l-Mensur Ibnu'1-Mubarek'in rivayeti olarak kaydetmektedir (6,175).

814 - Ibnu Abbas (radiyallahu anhuma) buyurdu ki: "Hz. Isa (aleyhisselam)'dan sonra bir kisim melikler Tevrat ve Incil'i tahrif ettiler. Aralarinda mu'min olanlar da vardi, bunlar Tevrat ve Incil'i okuyorlardi. (Muminlerin okuduklarindan rahatsiz olan) bazilari, meliklerine soyle dediler: "Bunlarin bize yaptigi hakaretten daha agir hakaret, savurduklari kufurden daha galiz kufur gormedik. Kitapta, "Allah'in indirdigi ile hukmetmeyenler kafirlerin ta kendisidirler"(Maide, 44) diye okuyup, kitaptan gosterdikleri ayetlerle bizi yaptigimiz islerden dolayi kiniyorlar (kafir, fasik oldunuz diyorlar.) Onlari cagirip uyarin, bizim okudugumuz gibi okusunlar, bizim inandigimiz gibi inansinlar."
Melik onlari cagirip topladi, ya olumu ya da tahrif edilmis haliyle Tevrat ve Incil'i okumaktan birini tercih etmelerini teklif etti: Onlar:
"- Istediginiz bu mu? bizi birakin (bir dusunelim)!" dediler. Sonra bunlardan bir kismi:
"- Bize bir kule insa edin, bizi icine tikin, yiyecek ve icecegimizi cekebilecegimiz (ip gibi) bir seyler de verin, boylece bizden size hakaret sayilacak bir sey ulasmamis olur" dedi. Diger bir kismi da:
"- Birakin bizi basimizi alip gidelim. Yeryuzunde dolasir, vahsi hayvanlar gibi yer iceriz. Bizi kendi memleketinizde (faaliyet yapar) bulursaniz oldurursunuz" dedi. Bir grup da:
"- Bize issiz bir arazinin ortasinda evler insa ediverin. Biz orada kendi basimiza kuyular acip ziraat yapalim, sizinle hic konusmayalim, sizlere ugramiyalim da!" dedi. Bunlarin her kabilede samimi yakinlari vardi. Isteklerini kabul ettiler (ve oldurmediler). Cenab-i Hakk (onlarin kalbine, su ayette temas buyurdugu) ruhbaniyeti inzal buyurdu:
"...Uzerlerine bizim gerekli kilmadigimiz fakat kendilerinin guya Allah'in rizasini kazanmak icin ortaya attiklari rahbaniyete bile geregi gibi riayet etmediler. Iclerinde inanmis olan kimselere ecirlerini verdik. Ama cogu yoldan cikmislardir" (Hadid, 27).
Geri kalanlar da soyle dediler: "- Falancalarin ibadet ettigi gibi biz de ibadet edelim. Falancalarin yeryuzunde dolastigi gibi biz de dolasalim, falancalarin edindigi gibi biz de evler edinelim."
Bunlar sirkleri uzerine devam eden kimselerdi. Bunlar kendilerine uyduklari (diger) kimselerin imanlarini da bilmiyorlardi. Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'e nubuvvet geldigi zaman, bu ruhbanlardan pek az kimse kalmisti. Bu kisi, mabedinden indi, seyyah olup dolasan bir kisi seyahatinden dondu, bir kisi de manastirindan cikti. Bunlar gelip iman ettiler ve tasdikte bulundular. (Butun Ehl-i Kitap hakkinda) Cenab-i Hakk soyle buyurdu: "Ey iman edenler, Allah'tan korkun. Onun peygamberine de iman edin ki, (Allah) size rahmetinden iki kat nasib versin" (Hadid, 2.
Burada zikri gecen iki kat nasibden biri: Hz. Isa (aleyhisselam)'ya Incil'e ve Tevrat'a olan imanlari sebebiyledir, digeri de Hz. Muhammed aleyhissalatu vesselam)'e olan imanlari ve onu tasdikleri sebebiyledir.
(Ayet soyle devam ediyor): "Sizin icin yardimiyla yuruyeceginiz bir nur lutfetsin..." (Hadid, 2. Bu nurdan maksad Kur'an ve Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'e ittiba etmeleridir.
Vahiy soyle devam ediyor: "...Ehl-i Kitap, hakikaten Allah'in fazl(u kerem)inden hicbir seye nail olamayacaklarini, muhakkak butun inayetin Allah'in elinde bulundugunu, onu (ancak) dileyecegi kimselere verecegini bilmedikleri icin mi (kufurde inad ediyorlar? Halbuki bunu pekala biliyorlar da). Allah buyuk fazl-u kerem sahibidir" (Hadid, 29).
Nesai, Kad12, (8, 231).

MUCADELE SURESI

815 - Hz. Aise (radiyallahu anha) buyurdu ki: "Hamd o Allah'adir ki, butun sesleri isitir. Israrci (mucadeleci) kadin Havle, Hz.Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'i evinin yaninda buldu. Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'a birseyler soyluyordu. Azna ne soyledigini isitmiyordum. Cenab-i Hakk su ayeti indirdi:
"(Habibim) Zevci hakkinda seninle diresip duran (nihayet halinden) Allah'a sikayet etmekte olan (kadin)in sozunu umuldugu vechile Allah dinlemistir. Allah sizin konusmanizi zaten isitiyordu. Cunku Allah hakkiyla isitici, kemaliyle gorucudur" (Mucadele 1).
Buhari, Tevhid 9; Nesai, Talak 33, (6,168); Ibnu Mace, Talak 25, (2063).

816 - Havle bintu Malik Ibni Sa'lebe (radiyallahu anha) anlatiyor: "Kocam Evs Ibnu's-Samit bana ziharda bulunmustu. Derhal Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'e sikayete geldim.
Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'a durumu arzedince bana: "Allah'tan kork, o senin amcaoglundur" diye onun hakkinda beni iknaya calisiyordu. Ben israrima devam ettim. Derken ayet nazil oldu. "(Habibim) zevci hakkinda seninle diresip duran (nihayet halinden) Allah'asikayet etmekte olan kadinin sozunu umdugu vechile Allah dinlemistir..." (Mucadele,1).
Vahiy uzerine Resulullah (aleyhissalatu vesselam):
" Kocan bir kole azad eder" buyurdu. Ben:
"- Onun kolesi yok!" dedim. Resulullah (aleyhissalatu vesselam):
" Oyleyse ard arda iki ay oruc tutar" dedi. Ben tekrar:
"- Ey Allah'in Resulu, kocam cok yaslidir, oruca tahammul edemez!" dedim.
" Oyleyse,dedi, altmis fakir doyursun!"
"- Onun elinde, dedim, sadaka olarak verecek hicbir seyi yok, (nasil altmis fakir doyuracak?)"
" Oyleyse, dedi, ona ben yardim edeyim. Su bir arak hurmayi al gotur!"
"- Ey Allah'in Resulu, dedim, diger bir arak'i da ben verip ona yardim edeyim."
" Guzel soyledin, dedi, git bunlarla ona bedel altmis fakiri doyur. Sonra da (eski nikahinla) amcaogluna don!"
Ravi bir arakin altmis sa' miktarinda bir olcek oldugunu belirtti.
EbuDavud, Talak 17, (2214).

817 - Ali Ibnu Ebi Talib (radiyallahu anh) anlatiyor: "Ey iman edenler, siz Peygambere mahrem bir sey arzetmek istediginiz vakit bu mahrem konusmanizdan evvel sadaka verin. Bu sizin icin daha hayirli, daha temizdir. Fakat bulamazsaniz Suphe yok ki Allah cok magfiret edici, cok esirgeyicidir" (Mucadele, 12) mealindeki ayet nazil oldugu zaman Hz. Resulullah (aleyhissalatu vesselam) bana:
" (Bu sadakanin) bir dinar olmasina ne dersin?" diye sordu. Ben:
"- Bu miktar coktur, takat getiremezler" dedim.
" Yarim dinara ne dersin?" dedi.
"- Ona da takat getiremezler" dedim.
" Oyleyse ne kadar o1sun?" dedi.
"- Bir kil (agirliginda altin) miktari" dedim.
" Sen de pek parasizsinl" dedi.
Bunun uzerine su ayet indi: "Mahrem konusmanizdan evvel sadakalar vereceginizden korktunuz mu? Cunku iste yapmadiniz. (Bununla beraber) Allah sizin tevbelerinizi kabul etti. O halde namazi kilin. Zekati verin. Allah ve Peygamberine (diger emirlerinde de) itaat edin. Allah ne yaparsaniz hakkiyla haberdardir" (Mucadele,13).
Hz. Ali (radiyallahu anh) der ki: "Allah, benim sebebimle bu ummetin mukellefiyetini hafifletti."
Tirmizi, Tefsir, Mucadele, (3297).

818 - Hz. Ali (radiyallahu anh) der ki: "Bu ayet ile benden baskasi amel etmedi."
Rezin'in ilavesidir. Ibnu Kesir kaydetmistir (4, 326).

HASR SURESI

819 - Ma'kil Ibnu Yesar (radiyallahu anh) anlatiyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Kim sabaha erdigi zaman uc kere "Euzubillahi's-semi'il-alim mines-seytani'r-racim" der ve Hasr suresinden uc ayet okursa, Allah onun icin yetmis bin melegi vekil tayin eder de onlar, aksam oluncaya kadar kendisine rahmet okurlar. Sayet o gun olecek olsa sehid olarak olur. Aksam vaktinde ayni sekilde okuyacak olsa, (keza sabaha kadar ayni seyler sozkonusudur).
Tirmizi, Fedailu'l-Kur'an 22,(2923).

820 - Ibnu Omer (radiyallahu anhuma) anlatiyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) Beni Nadir'in hurmaligini yaktirdi ve kestirdi. Burasi (Medine'de Yahudilerin ikamet ettikleri yer olan) Buveyra (denen mevki) idi. Vak'auzerine su ayet indi: "Herhangi bir hurma agacini kestiniz, yahud kokleri ustunde dikili biraktinizsa (hep) Allah'in izniyledir. (Bu izin de) fasiklari rusvay edecegi icin (verilmis)tir" (Hasr, 5).

CeeMoo

  • Kahraman Üye
  • İleti: 1200
  • Eğlence Mekanı
Ynt: Hadis-i şerifler
« Yanıtla #82 : 10 Tem 2014 21:38 »
821 - Ka'b (radiyallahu anh) anlatiyor: "...O, bunlarin yureklerine korku dusurdu. Oyle ki, evlerini hem kendi elleriyle hem mu'minlerin elleriyle harap ediyorlardi. Iste ey akil ve basiret sahipleri bundan ibret alin"(Hasr, 2) mealindeki ayet, Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) tarafindan Medine'den surulen Yahudiler hakkinda naziloldu. Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) mallarindan (silah haric), sadece develerinin tasiyabilecegi kadarini goturmelerine izin vermisti. Onlar, evlerinin esiklerinden, kapilarindan ve diger ahsap kisimlarindan tutup yikiyorlardi. Beni Nadir'in hurmaligi hassaten Resul-i Ekrem'in idi, O'na bunu Cen b-i Hakk tahsis etmisti."
Rezin'in ilavesidir. Bu rivayetin manasinda uzunca bir rivayeti, Ebu Davud tahric etmistir.
(Harac, 23, (3004).

822 - Ibnu Omer (radiyallahu anh): "Allah'in onlarin mallarindan Peygamberine verdigi fey'e gelince, siz bunun uzerine ne ata ne deveye binip kosmadiniz..." ayeti hakkinda sunu soyledi:
"Resulullah (aleyhissalatu vuesselam) Fedek ahalisi ve ismen belirttigi ancak su anda hatirlayamadigim koylerle sulh yapti. Bu esnada (Hayber'in geri kalan koylerinde yasayan) ahaliyi muhasara etmisti. Bu (muhasara altindaki)ler, Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'e sulh icin hey'et gonderdiler. Ayette gecen"Siz bunun uzerine ne ata ne de deveye binip kosmadiniz" demek, "Siz savasmadiniz" demektir.
Zuhri der ki: Benu'n Nadir munhasiran Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'a ait idi. Cunku orayi zorla fethetmediler, anlasarak fethettiler. Bu sebeple Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) buradan elde edilen ganimeti sadece Muhacirler arasinda taksim etti. Ondan, Ensar'dan olanlara, ihtiyac sahibi iki kisi haric, kimseye bir sey vermedi."
Ebu Davud, Harac 19, (2971).

823 - Hz. Omer (radiyallahu anh) anlatiyor: "Beni Nadir'in emvali, Cenab-i Hakk'in Resulune (aleyhissalatu vesselam) fey' kildigi, uzerine at ve deve kosulmayan (yani savassiz elde edilen) mallardandi. Ureyne koyleri, Fedek, tipki (Kureyza ve Nadir'in emvali gibi) sirf Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'a ait yerlerdi. Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buralardan elde edilen gelirlerden ailesinin bir yillik nafakasini ayirirdi. Geri kalani da Allah yolunda hazirlik olmak uzere silah ve binek icin sarfederdi. (Nitekim ayette soyle buyrulmustur): "Allah'in (fethedilen diger kuffar) memleketleri ahalisinden Peygamberine verdigi fey'i, Allah'a, Peygamberine, hisimlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalanlara aittir. Ta ki bu mallar icinizden yalniz zenginler arasinda dolasan bir devlet olmasin..." (Hasr, 7). (Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'e intikal eden) bu pay, bu sayilanlara ve ayrica "evlerinden ve mallarindan cikarilmis olan fakirlere, onlardan once (Medine'yi) yurt ve iman evi edinmis olan kimselere, kendilerinden sonra gelenlere aittir." Bu ayet, (kiyamete kadar gelecek) mu'minlerin tamamina samildir. Tek istisnayi kole olarak sahib olduklariniz teskil ediyor. Koleleriniz disindaki her Musluman bu payda hisse ve hak sahibidir."
Ebu Davud, Harac 19, (2965, 2966).

824 - Ebu Hureyre (radiyallahu anh), "Kendilerinde fakirlik ve ihtiyac olsa bile (onlari, Muhacirleri) oz canlarindan daha ustun tutarlar.." (Hasr, 9) mealindeki ayetle ilgili olarak su aciklamayi yapti:
"Ensar'dan birinin evine misafir geldi ve geceyi yaninda gecirdi. Ev sahibinin evinde kendisinin ve cocuklarinin yiyecegnnden baska yiyecek bir sey yoktu. Hanimina: "Cocuklari uyut, isigi sondur ve mevcut yiyecegi misafire yaklastir" diye emretti. Bunun uzerine ayet indi.
Tirmizi, Tefsir,Hasr, (3301).

825 - Hz. Enes (radiyallahu anh), "Ehl-i Kitap'tan o kafiir kardeslerine: "Acidolsun, eger siz yurtlarinizdan cikarilirsaniz biz de muhakkak sizinle beraber cikariz, sizin aleyhinizde hicbir kimseye ebedi taat etmeyiniz. Eger sizinle harp ederlerse muhakkak ve muhakkak biz, size yardim ederiz" diyen o munafiklari gormedin mi? Halbuki Allah sahidlik eder ki, onlar hakikaten ve katiyyen yalancidirlar" (Hasr, 11), mealindeki ayette zikri gecen kimsenin munafiklarin basi Abdullah Ibnu Ubey oldugunu, bu sozu Beni Nadir Yahudilerini Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'in Medine'den cikarmak istedigi zaman, onlari Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'e karsi tahrik etmek icin soyledigini belirtir."
Rezin'in ilavesidir.

MUMTAHINE SURESI

826 - Hz. Aise (radiyallahu anha) anlatiyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) kadinlarla biati (elle musafaha etmeden) sozle yapiyor ve su ayette belirtilen sartlari kosuyordu:"Allah'a hicbir seyi es tutmamalari, hirsizlik yapmamalari, zina etmemeleri, evlatlarini oldurmemeleri, elleriyle ayaklari arasinda bir iftira duzup getirmeleri, (emredilecek) herhangi bir iyilik hususunda sana asi olmamalari.." (Mumtahine,12). Hz.Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'in eli, malik olmadigin hicbir kadinin eline asla degmedi. Kadinlar, bu sartlari kendi sozleri ile ikrar edince, Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam): "Artik gidin, sizinle biat ettik" derdi (ve musafahada bulunmadan onlarla biatini tamamlardi). Hayir, Allah'a yemin olsun, asla onun eli hicbir kadinin eline degmedi. Fakat kadinlarla sozle biat akdi yapti."
Buhari, Tefsir, Mumtahine 2, Talak 20, Ahkam 49; Muslim, Imarat 88 (1866); Tirmizi, Tefsir, Mumtahine, (3303).

827 - Ibnu Abbas (radiyallahu anhuma), (kadinlar biatiyla ilgili ayette gecen), "Herhangi bir iyilik hususunda sana asi olmasinlar" sarti hakkinda sunu soylemistir: "Bu, Allah'in kadinlara kosmus bulundugu bir sarttir."
Buhari, Tefair, Mumtahine 3.)

SAFF SURESI

828 - Abdullah Ibnu Selam (radiyallahu anh) anlatiyor: "Kendi aralarinda muzakere eden bir grup Ashabin arasinda oturuyordum.
"Keske, diyorlardi Allah nazarinda hangi amelin daha muteber oldugunu bilsek de onu yapsak." Bunun uzerine su mealdeki ayet nazil oldu: "Goklerde ne var, yerde ne varsa hepsi Allah'i tesbih ve tenzih etmektedir. O, galib-i mutlaktir, yegane hukum ve hikmet sahibidir. Ey iman edenler, yapamayacaginiz seyi nicin soylersiniz? Yapamayacaginizi soylemeniz, en siddetli bir bugzu (davet etmis olmak) bakimindan Allah indinde buyudu" (Saff, 1-3). Resulullah (aleyhissalatu vesselam) yanimiza gelerek vahyi okudu."
Tirmizi, Tefsir, (3306).

CUM'A SURESI

829 - Hz. Cabir (radiyallahu anh) anlatiyor: "Biz Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'le birlikte namaz kilarken yiyecek maddesi tasiyan bir kervan geldi. Cemaatte bulunanlar, (camiyi birakip) kervani karsilamaya kostular. Camide on iki kisi kaldi. Hz. Ebu Bekir ve Omer (radiyallahu anhuma) kalanlar arasindaydi. Bu durum uzerine su ayet nazil oldu. (mealen): "Onlar bir ticaret, yahud bir oyun, bir eglence gordukleri zaman ona yonelip dagildilar. Seni ayakta biraktilar. De ki: Allah nezdindeki (sevab, mu'minler icin) eglenceden de, ticaretten de hayirlidir. Allah, rizik verenlerin en hayirlisidir" (Cum'a, 11).
Buhari, Tefsir, Cum'a 2, Buyu 6, Cum'a 38; Muslim, Cum'a 36, (863); Tirmizi, Tefsir, Cum'a, (3308).

MUNAFIKUN SURESI

830 - Hz. Cabir (radiyallahu anh): "...Medine'ye donersek, serefli kimseler alcaklari and olsun ki, oradan cikaracaktir" (Munafikun, mealindeki ayet hakkinda su aciklamayi yapmistir: "Bunu soyleyen (meshur munafik) Abdullah Ibnu Ubey Ibni Selul'dur."
Buhari,Tefsir, Munafikun 5, 7; Muslim, Birr 62, (2584); Tirmizi, Tefsir, Munafikun, (2312).

CeeMoo

  • Kahraman Üye
  • İleti: 1200
  • Eğlence Mekanı
Ynt: Hadis-i şerifler
« Yanıtla #83 : 10 Tem 2014 21:38 »
831 - Zeyd Ibnu Erkam (radiyallahu anh) anlatiyor: "Bir sefer esnasinda Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'le beraber cikmistik. Bir ara butun askerler sikintiya dustu. Ubey Ibnu Selul (firsattan istifade) soyle dedi: "Resulullah'in yanindakilere infak etmeyin de etrafindan dagilsinlar." Ayrica sunu da ilave etti: "Hele Medine'ye bir donelim, aziz olanlar, zelil olanlari oradan surup cikaracaktir." Ben hemen gelip bu sozleri Hz. Peygamber'e haber verdim. Resulullah (aleyhissalatu vesselam) Ubey Ibnu Selul'e adam gondererek yanina cagirdi ve "Boyle mi soyledin?" diye sordu. Ibnu Selul, boyle bir davranisa yer vermedigine dair yemin etti. (Orada bulunanlar bu soze inanarak): "Zeyd, Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'a yalan soyledi" dediler. Bu sozlerine cok uzuldum. Oyle ki, Cenab-i Hakk beni tasdiken su vahyi indirdi: "(Ey Muhammed) munafiklar sana gelince, "Senin, suphesiz Allah'in peygamberi olduguna sehadet ederiz" derler. Allah, senin kendisinin peygamberi oldugunu bilir, bunun yaninda munafiklarin yalanci olduklarini da bilir..." (Munafikun,1).
(Zeyd) der ki: "Sonra Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam), (onlara: "Ozur dileyin de) sizin icin Allah'tan magfiret taleb edeyim"dedi ise de baslarini cevirip gittiler."
Zeyd Ibnu Erkam (radiyallahu anh), "..Onlar tipki siralanmis kof kutuk gibidirler..." (Munafikun 4) mealindeki ayetle ilgili olarak da su aciklamayi yapti: "Munafiklar yakisikli kimselerdi."
Buhari, Tefsir, Munafikun 1, 2; Muslim, Sifatu'l-Munafikun 1, (2772); Tirmizi, Tefsir, Munafikun, (3309, 3310).

832 - Ibnu Abbas (radiyallahu anhuma) bir keresinde: "Kimin haccedecek kadar veya zekat farz olacak kadar mali olur da bu farzlari ifa etmezse, olum sirasinda geri donus (rec'a) taleb eder" buyurmustu.
Bir adam kendisine: "Ey Ibnu Abbas, Allah'tan kork, geri donusu kuffar taleb edecektir" dedi. Ibnu Abbas (radiyallahu anhuma): "Ben size bu hususta ayet okuyayim" dedi ve su ayeti okudu:
"Ey iman edenler, sizi ne mallariniz, ne evlatlariniz Allah'in zikrinden alikoymasin. Kim bunu yaparsa iste onlar husrana ugrayanlarin ta kendileridir. Herhangi birinize olum gelip de: "Ey Rabbim, beni yakin bir muddete kadar geciktirseydin de sadaka verip dursaydim, iyi adamlardan olsaydim" diyeceginden evvel size rizik olarak verdigimizden (Allah yolunda) harcayin. Halbuki Allah hicbir kimseyi eceli gelince, asla geri birakmaz. Allah ne yaparsaniz, hakkiyla haberdardir" (Munafikun 9-11 )
Adam tekrar: "Zekat vermeyi gerekli kilan miktar nedir?" diye sordu. Ibnu Abbas (radiyallahu anhuma): "Mal iki yuz (dirheme) ulasir ve gecerse." Adam: "Pekala, hacci gerekli kilan sey nedir`?" diye sordu. Ibnu Abbas:
"- Azik ve binek!" cevabini verdi.
Tirmizi, Tefsir, Munafikun, (3313).

TEGABUN SURESI

833 - Alkame hazretlerinin Ibnu Mes'ud (radiyallahu anh)'dan naklettigine gore, Ibnu Mes'ud, "...Kim Allah'a iman ederse (Allah) onun kalbini dogruya goturur.." (Tegabun,11) mealindeki ayetle ilgili olarak su aciklamayi yapmistir: "Bunlar kisinin maruz kaldigi musibetlerdir. Inanan kisi, (Allah'in lutfu ve keremi ile) bu musibetlerin Allah'tan oldugunu bilir, Allah'in takdirine teslimiyet gosterip, razi olur (ve Sabreder)."
Buhari, Tefsir, Tegabun 1.

834 - Ibnu Abbas (radiyallahu anhuma), "Ey iman edenler, eslerinizin evlatlarinizin icinde hakikaten size dusman olanlar da vardir. O halde onlardan sakinin.." (Tegabun 14) mealindeki ayet hakkinda su aciklamayi yapti: "Bu hitaba maruz kalan kimseler bir kisim Mekkeli erkeklerdir. Bunlar, hicret ederek Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'e gelmek isterler, fakat kadin ve cocuklari kendilerini terketmelerini istemeyerek hicretlerine mumanaat etmislerdir. Bu kimseler bilahare hicret edip gelince, halkin, din hususunda cok sey ogrenmis oldugunu gorurler. Bunun uzerine (kendilerinin onceden hicret etmelerine mani olan) zevce ve evlatlarini cezalandirmak istediler. Bu hal karsisinda Cenab-i Hakk mezkur ayeti inzal buyurdu."
Tirmizi, Tefsir" Tegabun, 3314).

TALAK SURESI

835 - Ibnu Abbas (radiyallahu anhuma)'tan rivayet edildigine gore, "Ey Peygamber! Kadinlari bosayacaginizda, onlari, iddetlerini gozeterek bosayin.." (Talak 1) mealindeki ayeti, "...iddetlerinin onunde bosayin" diyerek kiraat etmistir (okumustur)"
Muvatta, Talak 79, (2; 587); Muslim, Talak 14, (1471).
Imam Malik der ki: "Bununla, her temizlik devresinde bir kere bosamasi gerektigini kastedmistir. "

TAHRIM SURESI

836 - Hz. Aise (radiyallahu anha) anlatiyor: "Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) bali ve tatli seyleri severdi. Ayrica, ikindi namazlarini kildiktan sonra (hergun) kadinlarini teker teker ziyaret eder, her birine yaklasir (sohbette bulunurdu.) Bu ziyaretlerinin birinde Hz. Hafsa (radiyallahu anha)'nin yanina girmisti. Bu defa onun yaninda, her zamanki kaldigi mutad muddetten fazla kaldi. Ben bunu kiskanarak sebebini (Resulullah'in diger hanimlarindan) sordum. Bana: "Yakinlarindan bir kadin Hafsa'ya bir okka (Taif) bali hediye etti, Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'a ondan serbet yapip ikram etmis olmali, (o da serbet hatirina sohbetini biraz uzatmistir)" dediler. Ben:
"- Oyleyse, kasem olsun biz de ona mutlaka bir hile kurmaliyiz!" dedim. Sevde (radiyallahu anha)'ye:
"- (Hafsa'dan sonra sira senin) O girince sana yaklasacak. Sana yaklasinca O'na: "Ey Allah'in Resulu! Sen megafih mi yedin?" diyeceksin. (Ben biliyorum ki, o sana) "Hayir!"diyecek. O zaman sen de:
"Oyleyse senden burnuma gelen bu koku da ne?" diyeceksin." Bir rivayette Hz. Aise su aciklamayi yapar: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) kendisinde kotu bir koku hissedilmesine tahammul edemez, buna cok uzulurdu (Bu sebeple gercegi. itiraf ederek) muhakkak "Hafsa bana bal serbeti ikram etti" diyecek. O zaman sen kendisine "Demek ki ari, balini urfut agacindan almis" diyeceksin. (Senden sonra bana ugradigi zaman) ben de boyle hareket edip ayni seyleri soyleyecegim. Ey Safiyye, sana ugradigi zaman sen de ayni seyleri soyle! dedim."
Hz. Aise anlatmaya devam etti:
"Sevde (bilahere bana) dedi ki: "Kendinden baska ilah bulunmayan Allah'a kasem olsun, bana tenbih ettigin seyleri, Resulullah (aleyhissalatu vesselam) kapidan gorunur gorunmez, senden korktugum icin (unutmadan) hemen soylemek istedim." Ne ise, Resulullah (aleyhissalatu vesselam) kendisine yaklasinca Sevde: "Ey Allah'in Resulu megafir mi yediniz?" der:
"Hayir!" cevabini alir. Bunun uzerine aralarinda su konusma gecer:
"- Oyleyse bu koku da ne?"
" Hafsa bana bal serbeti ikram etti. "
"- Demek ki ari urfut yemis."
Hz. Aise (radiyallahu anha) anlatmaya devam ediyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) bana ugrayinca ben de ayni seyleri soyledim. Keza, Safiyye (radiyallahu anha)'ye ugrayinca o da ayni seyleri soyledi.
Muteakiben Resulullah (aleyhissalatu vesselam) Hafsa (radiyallahu anha)'nin yanina girince:
"- Ey Allah'in Resulu sana o serbetten ikram edeyim mi?" diye sorar. Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam):
"- Hayir, ihtiyacim yok!" cevabini verir. (Bu durumu isittigi zaman) Sevde (radiyallahu anha):
"- Allah'a kasem olsun bali ona haram ettik!" dedi. Ben kendisine:
"- Sus, (sesini cikarma)" dedim."
Buhari, Talak 8, Nikah 103, Et'ime 32, Esribe 10, 15, Tib 4, Hiyel 5; Muslim, Talak 20, (1474); Ebu Davud, Esribe 11, (3715); Nesai, Talak 16, (6,151,152).

837 - Bir baska rivayette (Resulullah (aleyhissalatu vesselam): "Zeyneb Bintu Cahs'in yaninda bal serbeti ictim, artik bir daha onu icmeyecegim" der ve su ayet nazil olur:
"Ey Peygamber, sen zevcelerinin hosnudlugunu arayarak, Allah'in sana helal kildigi seyi nicin kendine haram ediyorsun? (Bununla beraber uzulme) Allah cok magfiret edici, cok esirgeyicidir. Allah, yeminlerinizin (keffaretle) cozulmesini size farz kilmistir. Allah sizin yardimcinizdir. Ve O, hakkiyle bilendir, tam hukum ve hikmet sahibidir.
Hani Peygamber, zevcelerinden birine gizli bir soz soylemisti. Bunun uzerine o (zevce) bunu haber verip de Allah da ona bunu aciklayinca (peygamber) bunun ancak bir kismini bildirmis, bir kismindan da vazgecmisti. Artik bunu kendisine soyleyince o (zevce) "Bunu sana kim haber verdi?"dedi. (Peygamber de), "Bana her seyi bilen, her seyden haberdar olan (Allah) haber verdi" dedi.
Eger her ikiniz de Allah'a tevbe ederseniz (ne ala, cunku) hakikaten sizin kalpleriniz kaymistir, (yok) onun aleyhinde birbirinize arka verirseniz, hic suphesiz Allah bizzat onun yardimcisidir, Cebrail de mu'minlerin salih olanlari da. Bunlarin ardindan butun melekler de (ona) yardimcidir..." (Tahrim 1-4).
(Ayet-i kerimede gecen) "Eger her ikiniz de Allah'a tevbe ederseniz" ibaresinde kastedilen iki sahis Hz. Hafsa ve Hz. Aise (radiyallahu anhuma)'dir. (Yine ayet-i kerimede gecen) "Hani Peygamber, zevcelerinen birine gizli bir soz soylemisti..." ibaresinde zikri gecen gizli soz, Resulullah'in: "Bal serbeti ictim, artik bir daha icmeyecegim, bu hususta yemin de ettim, ancak bunu bir baskasina acma" seklindeki sozleridir."

838 - Hz. Enes (radiyallahu anh) anlatiyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'in zaman zaman birlestigi bir cariyesi vardi. Hz. Aise ve Hz. Hafsa (radiyallahu anhuma) (cariyeye temasini onlemek icin) pesini birakmadilar. Sonunda Resulullah (aleyhissalatu vesselam) bu cariyeyi nefsine haram etti. Bunun uzerine: "Ey Peygamber, sen zevcelerinin hosnudlugunu arayarak, Allah'in sana helal kildigi seyi nicin kendine haram ediyorsun?..." diye baslayan Tahrim suresi nazil oldu."
Nesai, Isretu'n-Nisa, 4, (7, 71).

MULK SURESI

839 - Ebu Hureyre (radiyallahu anh) anlatiyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Kur'an-i Kerim'de otuz ayetlik (sani yuce) bir sure vardir. Bu sure (kendisini okuyan) kimseye (kiyamet gunu) sefaat eder ve Allah'in onu affetmesini saglar. Bu sure Tebarekellezi bi-Yedihi'l-Mulk'dur."
Ebu Davud, Salat 327, (1400) (veya Ramazan 10); Tirmizi Sevabu'l-Kur'an 9, (2893).
Ebu Davud'daki rivayette: "(Okumak suretiyle) arkadasligini kazanan kimseye sure sefaat eder" denilmistir.

840 - Tirmizi'de, Ibnu Abbas'tan gelen bir diger rivayette, Ibnu Abbas (radiyallahu anhuma) Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'in soyle dedigini belirtir: "Bu sure (kabir azabina, veya kabir azabina sebep olan gunahlara karsi) engeldir, bu sure kurtulus sebebidir, kisiyi kabir azabindan kurtarir."
Tirmizi, Sevabu'l-Kur'an 9, (2892).
Rezin sunu ilave etmistir: "Ibni Sihab demistir ki: "Humeyd Ibnu Abdirrahman'in bana haber verdigine gore, Resulullah soyle buyurmustur: "Mulk suresi, kabirde, arkadasi yerine mucadele eder (ve onu azabtan korur)."

CeeMoo

  • Kahraman Üye
  • İleti: 1200
  • Eğlence Mekanı
Ynt: Hadis-i şerifler
« Yanıtla #84 : 10 Tem 2014 21:38 »
NUN (KALEM) SURESI

841 - Ibnu Abbas (radiyallahu anhuma), "Pek kaba, bir de kulagi kesik" (Kalem 13) mealindeki ayet hakkinda su aciklamayi yapmistir: "Burada zikredilen kimse Kureys'ten bir adamdir, onun kulaginda, koyun kulagindaki kesiklik gibi bir kesiklik vardi."
Buhari, Tefsir, Nun ve'l-Kalem 1.

842 - Ebu Said (radiyallahu anh) anlatiyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'i dinledim, "Baldirlarin acilacagi, kendilerinin secdeye davet edilecegi gun..." (Kalem 42) mealindeki ayetle ilgili olaraksoyle diyordu: "Rabbimiz baldirini acar, her mu'min erkek ve her mu'mine kadin O'na secde eder. Dunyada iken kendisine riya ve gosteris olarak secde edenler geri kalirlar. Onlar da secde etmeye kalkarlar, ancak sirtlari bukulmeyen yekpare bir tabakaya donusur (ve secde edemezler)."
Buhari, Tefsir, Nun ve'l-Kalem 2, Tefsir, Nisa 8, Tevhid 24; Muslim, Iman 302, (183).

NUH SURESI

843 - Ibnu Abbas (radiyallahu anhuma) anlatiyor: "Nuh (aleyhisselam) kavminde mevcut olan putlar sonradan Araplara intikal etmistir.
Soyle ki: Vedd adindaki put Devmetu'l-Cendel'de idi ve Kelb kabilesine aitti. Suva' adindaki put Huzeyl'in idi. Yegus adindaki put Murad kabile sine aitti. Sonra Benu Gutayf'in oldu, Sebe'ye yakin Curf nam mevkideydi. Yeuk, Hamedan'a aitti. Nesr, Himyer'in, Al-i Zi'l-Kela'in idi. Bu put isimleri aslinda Nuh kavmindeki salih kimselere aitti. Seytan bu salihler olunce kavimlerine su telkini yapti: "Salih kisilerinizin oturmus olduklari yerlere (onlarin hatirasina dikitler dikin ve bunlara onlarin isimlerini verin". Halk bu telkine uyup, soyleneni yapti. Bidayette tapinma yoktu. Ancak ne zaman ki bunlar helak olup gittiler ve haklarindaki bilgi de unutuldu, bu putlara tapinmaya basladilar."
Buhari, Tefsir, Nuh 1.

CIN SURESI

844 - Ibnu Abbas (radiyallahu anhuma) soyle demistir: "Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam), cinlere Kur'an okumadigi gibi, onlari gormedi de. Resulullah (aleyhissalatu vesselam) bir grup ashabiyla Ukaz panayirina gitmek niyetiyle yola cikti. Bu esnada, seytanlarla, semadan gelen haber arasina engel konmus idi. (Bundan dolayi, mutad olarak semadan haber getiren) seytanlar uzerine sahablar gonderildi. Boylece seytanlar kavimlerine (eli bos ve habersiz) donduler. Kavmi:
"- Ne var, niye (bos) dondunuz?" diye sordular. Onlar:
"- Bizimle semavi haber arasina mania kondu, uzerimize sahablar gonderildi. (Biz de kacip geri geldik)" dediler.
"- Bu, dediler, yeni zuhur eden bir sey sebebiyle olmali, arzin dogusunu ve batisini dolasin, (bu engel hakkinda bir haber getirin)."
(Yeryuzunu taramak uzere gruplar halinde yola ciktilar. Bunlardan) Tihame tarafina giden bir grup, (Ukaz panayirina giderken yolda ashabiyla sabah namazi kilmakta olan Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'e (Nehle denen yerde) rastladi. Kur'an-i Kerim'in tilavetini duyunca durup kulak kabarttilar.
"- Bizimle semavi haber arasina engel olan sey iste bu!" deyip kavimlerine donduler. Onlara soyle dediler:
"- Biz hakiki hayranlik veren bir Kur'an dinledik ki o, Hakk'a ve dogruya goturuyor. Bundan dolayi biz de ona iman ettik. Rabbimize (bundan sonra) hicbir seyi asla ortak tutmayacagiz.." (Cin 1-2)
Bunun uzerine Cenab-i Hakk Peygamberine (aleyhissalatu vesselam) vahyederek durumu bildirdi: "(Habibim) de ki: Bana su hakikatler vahyolunmustur: "Cinden bir zumre (benim Kur'an okuyusumu) dinlemis de (soyle) soylemisler: "Bize, hakiki hayranlik veren bir Kur'an dinledik ki o, Hakk'a ve dogruya goturuyor..." (Cin 1-Cin'in sozu 15. ayette biter).
Buhari, Tefsir, Cinn 1, Ezan 105; Muslim, Salat 149, (449); Tirmizi, Tefsir, Cinn, (3320).

MUZZEMMIL SURESI

845 - Ibnu Abbas (radiyallahu anhuma) Muzzemmil suresinde gecen: "Ey (esvabina) burunen (habibim), gecenin birazi haric olmak uzere kalk, yarisi miktarinca, yahud ondan birazini eksilt. Yahut (o yarinin) uzerine (ilave edip) artir. Kur'an'i da acik acik tane tane oku..." (Muzzemmil 1- 4) ayetleri hakkinda su aciklamayi yapti: Bu ayeti, ayni surede yer alan: "...O, buna sizin takat getiremiyeceg'inizi bildig'i icin size karsi (ruhsat canibine) dondu. Artik Kur'an'dan kolay geleni okuyun..."(Muzzemmil 20) muteakip bir ayet neshetti."
Ibnu Abbas (radiyallahu anh) devamla, surede gecen: "Suphesiz gece kalkisi daha te'sirli ve o zaman okumak daha elverislidir" (6. ayet) mealindeki ayette gecen, "gece kalkisi"ndan murad, gecenin evvelidir. Boylece mana su oluyor: "Gecenin evvelinde kalkmak, gece namazi olarak Allah'in size farz kildigi ibadeti yerine getirmenize daha elverislidir." Bunun sebebi sudur: Insan bir kere uyudu mu, ne zaman uyanacagini bilemez.
"Suphesiz gece kalkisi daha tesirli ve o zaman okumak daha elverislidir" ayetinde gecen "okumak daha elverislidir"den maksada gelince "Kur'an'i anlamak, Kur'an'da fikih sahibi olmak" demektir. Ibnu Abbas, "Gunduzleyin seni uzun uzun alikoyacak isler var" (7. ayet) mealindeki ayeti de, "Kur'an okumaktan cokca uzak kalmak" seklinde anlamistir.
Ebu Davud, Salat 306, (1304).

846 - Bir baska rivayette soyle denir: Muzzemmil suresinin bas tarafi indigi zaman mu'minler, Ramazan ayindaki kalkislari gibi geceleri kalkarlardi. Bu hal surenin (ruhsat getiren) son kismi nazil oluncaya kadar devam etti."
Ebu Davud, Salat 206, (1305); (Ebu Davud'un bazi tanzimlerinde bu hadisler Kiyamu'l-Leyl basligi altinda kaydedilmistir.)

MUDDESSIR SURESI

847 - Ebu Said (radiyallahu anh) anlatiyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam), (Muddessir suresinin, "Onu sarp bir yokusa sardiracagim" mealindeki 17. ayetinde gecen (sarp yokus) kelimesini "Atesten bir dagdir, kafir ona yetmis yilda cikar, ciktiktan sonra tekrar yetmis yilda cehenneme geri iner. Boylece cehennemde ebediyyen azab ceker" diye aciklamistir."

848 - Hz. Cabir (radiyallahu anh) anlatiyor: "Yahudilerden bir kismi, Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'in bazi ashabina: "Peygamberiniz, cehennem bekcilerinin sayisini biliyor mu?" diye sordular. Onlar:
"- Simdilik bilmiyoruz, kendisinden soralim!" diye cevap verdiler. Iclerinden biri Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'e gelerek:
"- Ey Muhammed! Bugun ashabina galebe calindi" dedi. Resulullah (aleyhissalatu vesselam):
" Ne ile, nasil galebe caldilar?" diye sordu.
"- Yahudiler, dedi, onlara: "Peygamberiniz cehennem bekcilerinin sayisini biliyor mu?" diye sordu.
" Peki ne cevap verdiler?"
"- Simdilik bilmiyoruz, peygamberimizden soralim" dediler. Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam):
" Bir kavme bilmedigi sey sorulursa, onlar da: "Bilmiyoruz, peygamberimize soralim deseler bu onlara galebe calmak mi sayilir hic? Fakat Yahudiler peygamberlerine (olmayacak sey sormuslar): "Bize aciktan aciga Allah'i goster" demislerdi. O Allah dusmanlarini bana getirin. Ben de onlara cennetin beyaz topragindan sorayim." dedi.
Yahudiler geldiler ve:"- Ey Ebu'l-Kasim, cehennemin bekcileri kac tanedir?" dediler. Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) parmaklariyla bir on, bir de dokuz gostererek "19" dedi.
"- Evet!" dediler. Resulullah (aleyhissalatu vesselam) da onlara:
" Pekala cennetin topragi nasildir?" diye sordu. Bir ara sustular. Sonra:
"- Ey Ebu'l-Kasim, bize sen soyle!" dediler. Resulullah (aleyhissalatu vesselam):
"- Beyaz undan yapilmis ekmektir."
Tirmizi, Tefsir, Muddessir, (3324).

849 - Hz. Enes (radiyallahu anh), Muddessir suresinin 56. ayetinde gecen, "O kendisinden korkulmaya daha layik, bagislamaya daha ehildir" ifadesini Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'in soyle tefsir ettigini belirtir: "Cenàb-i Hakk (burada) buyuruyor ki: "Ben korkulmaya layigim, kim benden korkarsa kendine bir baska ilah edinmesin, onu affetmeye de ben ehilim, (bir baskasi affedemez)".
Tirmizi, Tefsir, Muddessir, (3325); Ibnu Mace, Zuhd 35, (4299).

KIYAMET SURESI

850 - Ibnu Abbas (radiyallahu anhuma), "Ey Muhammed! Cebrail sana Kur'an okurken, unutmamak icin acele edip onunla beraber soyleme (sadece dinle)" (Kiyamet 16) mealindeki ayet hakkinda su aciklamayi yapti: "Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) vahiy geldigi zaman buyuk bir siddet (ve agirlik) hissederdi. Bunun tesiriyle dudaklarini kimildatirdi. Bunun uzerine su ayet indi. (mealen): "(Ey Muhammed, Cebrail sana Kur'an okurken acele edip onunla beraber soyleme (sadece dinle). Onu toplamak ve okutmak bize aittir" (Kiyamet 16).
Ibnu Abbas devamla der ki: "Ayette gecen "onun toplanmasi" tabirinden murad "(yeni nazil olan) ayetin Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'in kalbinde toplanmasi, yerlesmesi, sonra da Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) tarafindan okunmasidir." "Biz vahyi okudugumuz zaman, sen onun kiraatine uy" (18. ayet) ayetinde de, "Dinle ve sus, sonra onu sana biz okuturuz" denmektedir.
Bu vahiyden sonra, Cibril (aleyhisselam) vahiyle gelince, sadece dinlerdi. Cibril gidince yeni gelen vahyi, kendisine nasil okunmus ise, oylece okurdu."
Buhari, Tefsir, Kiyamet 1, 2, Bed'u'l-Vahy 4, Fedailu'l-Kur'àn 28, Tevhid 43; Muslim, Salat 147, (448); Tirmizi, Tefsir, Kiyamet, (3326); Nesai, Salat 37, (2,149,159).

CeeMoo

  • Kahraman Üye
  • İleti: 1200
  • Eğlence Mekanı
Ynt: Hadis-i şerifler
« Yanıtla #85 : 10 Tem 2014 21:38 »
MURSELAT SURESI

851 - Ibnu Abbas (radiyallahu anhuma), Murselat suresinde gecen: "O (ates), her biri sanki bir kasr (buyuklugunde) kivilcim atar" (32. ayet) mealindeki ayet hakkinda sunu soyledi: "Biz kis icin uc zira' boyunda veya daha kucuk odun toplar, bunlara: "kasr" derdik.
Ibnu Abbas: Muteakiben gelen ayetinde gecen kelimesini de "Gemi halatlaridir, (kuvvetli olmalari icin) insanlarin belleri kalinligina ulasacak kadar kat kat edilmis kalin halatlar" diye aciklamistir.
Buhari, Tefsir, Murselat 2.

AMME SURESI

852 - Ikrime (merhum), Amme suresinde gecen "(Muttakiler icin)... dolu kadehler (vardir)"(34. ayet) ayetini "mutemadiyen dolu kalan" diye aciklamistir.
Buhari, Menakibu'l-Ensar, 26.

ABESE

853 - Urve anlatiyor: "Hz. Aise (radiyallahu anha) buyurdu ki: Abese ve Tevella suresi ama olan Ibnu Umm-i Mektum hakkinda nazil oldu. Soyle ki: Bir gun Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'in yanina geldi ve: "Ey Allah'in Resulu beni irsad et"diye talebde bulunmaya basladi. O sira Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'in yaninda musriklerin buyuklerinden biri vardi. Ibnu Umm-i Mektum'a cevap vermedi, o israr edince ondan yuzunu ceviriyor, oburune yoneliyor ve: "(Tevhid uzerine) soylediklerimde bir beis goruyor musun?" diye soruyordu. Musrik: "Hayir!" diye cevap vermisti. Iste sure bunun uzerine indi."
Tirmizi, Tefsir, Abese, (3328); Muvatta, Kur'an 4, (1, 203).

854 - Ibnu Abbas (radiyallahu anhuma) anlatiyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Sizler kiyamet gunu ayakkabisiz, ciplak ve sunnetsiz olarak hasir meydaninda toplanacaksiniz. "
Bu aciklama uzerine bir kadin sordu:
"- (Bu durumda) birbirimizin avret yerlerini gormez miyiz?"
Resulullah (aleyhissalatu vesselam) (Abese suresinde gecen bir ayetle cevap verdi):
" Ey kadin! "O gun herkesin kendine yeter derdi vardir" (37. ayet).
Tirmizi, Tefsir, Abese, (3329).

KUVVIRET (TEKVIR) SURESI

855 - Ibnu Abbas (radiyallahu anhuma) anlatiyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Kiyameti gozuyle gorur gibi olmaktan hoslanan kimse (su sureleri okusun): "Ize's-Semsu Kuvviret'; "Ize's-Semau'n-fetarat'; "Ize's-Semau'n-Sakkat."
Tirmizi, Tefsir, Tekvir, (859).

856 - Ibnu Mes'ud (radiyallahu anh) anlatiyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Cocuklari diri olarak topraga gomen de gomulen de atestedir."
Ebu Davud; Sunnet,18, (4717).

MUTAFFIFÍN SURESI

857 - Ebu Hureyre (radiyallahu anh) anlatiyor: "Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) buyurdu ki: "Kul bir hata yaptigi zaman kalbinde siyah bir iz meydana gelir. Eger kisi, o hatadan nefsini uzaklastirir, af taleb eder ve tevbede bulunursa kalbi cilalanarak (leke silinir). Bilakis, ayni gunahi islemeye devam ederse, kalpteki leke artirilir. Hatta bir zaman gelir, kalbi tamamen kaplar. Iste bu durum Cenab-i Hakk'in: "Bilakis, onlarin irtikab edegeldikleri, kalplerini paslandirmistir" (Mutaffifin 14) mealindeki ayette zikrettigi pasdir."
Tirmizi, Tefsir, Mutaffifin (3331); Ibnu Mace, Zuhd 29, (4244).

INSIKAK SURESI

858 - Ibnu Abbas (radiyallahu anhuma), Insikak suresinin 19. ayetinde gecen, "Bir tabakadan diger tabakaya bineceksiniz" mealindeki, (ayetini biraz farkli okuyup): "Burada muhatap Peygamberiniz (aleyhissalatu vesselam)'dir, O'nun bir halden bir baska hale gececegini belirtmektedir" demistir.
Buhari, Tefsir, Iza's-Semau'n-Sakkat (Insikak) 2.

BURUC SURESI

859 - Ebu Hureyre (radiyallahu anh) anlatiyor: "Hz. Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: (Buruc suresinin), "Iclerinde burclari bulunan semaya, vaadedilen gune, sahidlik edene ve sahidlik edilene andolsun.."ayetlerinde (1-3) gecen "vaadedilen gun" den maksad kiyamet gunudur; "sahidlik edilen gun"den maksad arefe gunudur; "sahidlik eden"den maksad da cuma gunudur." Resulullah (aleyhissalatu vesselam) devamla buyurdular ki: "Gunes, cumadan daha hayirli bir gun uzerine ne dogdu ne de batti. Onda bir an vardir ki, hayir duasi o ana rastlayan bir kulun duasi, mutlaka kabul edilir, bir serden sakinma (istiaze) talebinde bulunan kimse de mutlaka ondan sakindirilir. "
Tirmizi, Tefsir, Buruc, (3336).

SEBBAHA (A'LA) SURESI

860 - Ebu Zerr (radiyallahu anh) anlatiyor: Resulullah (aleyhissalatu vesselam) mescidde iken huzuruna girdim. Bana:
"- Ey Ebu Zerr mescide tahiyye (selam vermek) gerekir" buyurdu. Ben:
"- Mescide verilecek selam nedir?" diye sorunca:
" (Girince) kilacagin iki rek'at namazdir" dedi. Ben:
"- Ey Allah'in Resulu, Hz. Ibrahim ve Hz. Musa'nin suhuf1arinda olanlardan herhangi bir sey size indirildi mi?" diye sordum, su cevabi verdi:
" Ey Ebu Zerr! (Evet, su mealdeki ayetler indi deyip okudu)
"Suphesiz iyi temizlenen ve Rabbinin adini zikredip de namaz kilan kimse umduguna erismistir. Belki siz dunya hayatini (ahiretten) ustun tutarsiniz. Halbuki ahiret daha hayirli, daha sureklidir. Suphesiz ki bunlar evvelki sahifelerde, Ibrahim ile
Musa'nin sahifelerinde de vardir" (A'la,14-19).
Ben tekrar sordum: "- Ey Allah'in Resulu, Hz. Ibrahim ve Hz. Musa (aleyhimasselam)'nin suhuflarinda ne vardi?"
" Bunlarda, dedi, hep ibretli seyler vardi. (mesela soyle denmisti): "Olumu gorup bildigi halde gamsiz-kedersiz yasayana sasarim. Cehenneme kesinlikle inandigi halde gulene sasarim. Icinde yasayanlarla birlikte dunyanin devamli degistigini gorup de ondan tatmin bulana sasarim. Kadere inanip da (haram-helal ayirimi yapmadan hirsla mal pesinde) yorulana sasarim. Ahiret hesabina inanip da o maksadla calismayana sasarim."
Rezin ilavesidir, ed-Durru'l-Mensurda (6, 341) daha uzun olarak kaydedilmistir.

CeeMoo

  • Kahraman Üye
  • İleti: 1200
  • Eğlence Mekanı
Ynt: Hadis-i şerifler
« Yanıtla #86 : 10 Tem 2014 21:38 »
FECR SURESI

861 - Imran Ibnu'l-Husayn (radiyallahu anhuma) anlatiyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'a (Fecr suresinin bas tarafinda gecen) "tek" ve "cift" tabiriyle ne kastedildigi sorulmustu, su cevabi verdi:
"Bunlar namazlardir. (Bildiginiz gibi) bazisi cifttir, bazisi da tektir."
Tirniizi, Tefsir, Fecr, (3339).

SEMS SURESI

862 - Abdullah Ibnu Zem'a (radiyallahu anh) anlatiyor: "Ben birgun Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'i bir hutbe sirasinda dinledim. (Sems suresinde zikri gecen) deveden ve onu bogazlayandan bahsediyordu. Aleyhissalatu vesselam Efendimiz soyle demislerdir:
"(Ayette gecen)"En azgini ileri atildi" yani: "Deveyi oldurmek uzere kaba, guclu ve kavmi icinde Ebu Zem'a gibi destegi olan bir adam firlayip (deveyi oldurdu)."
Sonra Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'in (bu meseleyi birakarak) kadinlarla ilgili seylerden bahsetmeye basladigini isitim. Buyurdular ki: "Sizden biri hangi dusunceyle hanimini kole dovercesine dovmeye tevessul eder? Aksam olunca ayni yatakta beraber yatmayacaklar mi?"
Ravi devamla der ki: "Sonra Resulullah (aleyhissalatu vesselam) cemaate yonelerek seslice yellenen kimseye gulenlere nasihatte bulundu ve: "Onun bu yaptigina niye guluyorsunuz!" diyerek (gulmeyi yasakladi).
Buhari, Tefsir, Sems 1, Enbiya 17, Nikah 93, Edeb 43; Muslim, Cennet, (2855); Tirmizi, Tefsir, (3340).

DUHA SURESI

863 - Cundeb Ibnu Sufyan el-Beceli (radiyallahu anh) anlatiyor:
Resulullah (aleyhissalatu vessselam) hastalanmisti, bir veya iki gece kalkamadi. Bir kadin gelerek:
"- Ey Muhammed, umid ederim ki, seytanin seni terketmistir, zira iki veya uc gecedir sana geldigini gormedim" dedi. Bunun uzerine su ayet nazil oldu. (mealen): "Andolsun kusluk vaktine, (insanlarin) sukuna vardigi dem geceye ki, (Habibim) Rabbin seni terketmedi, sana darilmadi da" (Duha 1-3).

864 - Bir rivayette soyle gelmistir: "Cibril (aleyhisselam) Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'a vahiy getirmede gecikmisti. Musrikler:
"Muhammed'e artik veda edildi (ebediyyen terkedildi)" dediler. Bunun uzerine (Duha suresi) nazil oldu."
Buhari, Tefsir, Duha 2, Teheccud 4, Fedailu'l-Kur'an 1; Muslim, Cihad 114, (1797); Tirmizi, Tefsir, Duha, (3342).

IKRA' (ALAK) SURESI

865 - Ibnu Abbas (radiyallahu anhuma) anlatiyor:
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam) namaz kilarken Ebu Cehil gelip, hiddetle:
"Ben seni bundan yasaklamadim mi? Ben seni bundan yasaklamadim mi? Ben seni bundan yasaklamadim mi?" dedi. Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) namazdan cikip, Ebu Cehil'i (davranisi sebebiyle) sertce azarladi. Bunun uzerine Ebu Cehil:
"Biliyorsun ki Mekke'de adami en cok olan benim (bana baskin cikmaya gucun yetmez)" dedi. Onun bu sozune mukabil Cenab-i Hakk su ayeti inzal buyurdu: "Haydi meclisini cagirsin, biz de zebanileri cagiririz" (Alak 17-18.)
Ibnu Abbas (radiyallahu anhuma) der ki: "Allah'a kasem olsun adamlarini cagirsaydi, herifi, Allah'in zebanileri aninda yakalayacaklardi."
Tirmizi, Tefsir, Ikra (Alak), (3346); Muslim, Sifatu'l-Munafikin 38 (2797).

KADR SURESI

866 - Imam Malik in Muvatta'da kaydina gore su rivayet kendine ulasmistir:
"Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'e ummetinin omru gosterilmis. Resulullah (aleyhissalatu vesselam), onceki ummetlerin omrune nisbetle kisa oldugu icin, amelde onlarin uzun omurde islediklerine yetisemezler diye bu omru kisa bulmus. Bunun uzerine Cenab-i Hakk bin aydan hayirli olan Kadir Gecesi'ni vermistir."
Muvatta, I'tikaf 15, (1, 321).

867 - Ibnu Omer (radiyallahu anh) anlatiyor:
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'a Kadir gecesi (Ramazan'in neresinde?) diye sorulmustu.
"O, Ramazan'in tamaminda!" diye cevap verdi."
Ebu Davud, Salat, 324, ( 1387).

868 - Ibnu Omer (radiyallahu anhuma) anlatiyor: Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'in ashabindan bazilarina (radiyallahu anhum), ruyalarinda, Kadir gecesinin Ramazan'in son yedisinde oldugu gosterildi. Ruyalari kendisine anlatilinca Efendimiz (aleyhissalatu vesselam): "Goruyorum ki, ruyaniz son yediye tetabuk etmektedir. Oyleyse, Kadir gecesini aramak isteyen son yedide arasin" buyurdu."
Buhari, Teheccud 21, Leyletu'l-Kadr 2; Muslim, Siyam 205, (1165); Muvatta, I'tikaf 14, (1, 321); (Tirmizi'de bulunamamistir).

869 - Buhari'nin Hz. Aise'den kaydettigi bir rivayette, Resulullah (aleyhissalatu vesselam) soyle demistir: "Kadir gecesini, Ramazan'in son onunda arayin".
Buhari, Leyletu'l-Kadr 3; Tirmizi, Savm 72, (792).

870 - Ebu Said (radiyallahu anh) anlatiyor:
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Kadir gecesi bana (bugun ruyamda) gosterildi, (su anda hangisi oldugunu unuttum). O gecenin sabahinda kendimi su ve toprak icinde secde eder buldum." Derken hava bozdu, yagmur basladi. Zaten mescid cardak seklindeydi (ustu agac dallariyla ortulu idi). Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'in burnu (alni) uzerinde ve burun yumusaklarinda su ve toprak bulasigini gordum. O gun Ramazan'in yirmi birinci sabahiydi."
Buhari, Leyletu'l-Kadr 1, 13; Muslim, Siyam 215, (1165); Ebu Davud, Salat 320, (1382-1383) Veya Ramazan 3; Ibnu Mace Savm, 56, (1766); Muvatta, I'tikaf 9 (1, 319).

CeeMoo

  • Kahraman Üye
  • İleti: 1200
  • Eğlence Mekanı
Ynt: Hadis-i şerifler
« Yanıtla #87 : 10 Tem 2014 21:39 »
871 - Abdurrahman Ibnu Ubeyd es-Sunabihi Hz. Bilal-i Habesi (radiyallahu anh)'den nakledilen su hadisi rivayet eder: Hz. Bilal, Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'in Kadir gecesi hakkinda soyle soyledigini isitmistir: "O, son ondan yedinin ilkidir: Yani yirmi ucuncu gece."
(Buhari'de bulunamamistir).

872 - Ibnu Abbas (radiyallahu anhuma): "Kadir gecesini (Ramazan'in) yirmi dordunde arayiniz" buyurdu.
Buhari, Leyletu'l-Kadr 3. (Muslim'de bulunamadi.).

873 - Zirr Ibnu Hubeys anlatiyor:
"Ubey Ibnu Ka'b (radiyallahu anh)'a dedim ki, "Ibnu Mes'ud (radiyallahu anh): "Butun sene geceleri kalkan kimse Kadir gecesine tesaduf edebilir diyormus (ne dersiniz?)." Bana su cevabi verdi: "Kendisinden baska ilah olmayan Zat-i Zulcelal'e yemin olsun, Kadir gecesi Ramazan ayindadir. Ve o gece, Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'in bize kalkmamizi emrettigi gecedir, o da yirmi yedinci gecedir. Bunun emaresi, o gecenin sabahinda gunesin beyaz ve isinsiz olarak dogmasidir."
Muslim, Musafirin 179. (762).

874 - Yusuf Ibnu Sa'd anlatiyor:
"Hasan Ibnu Ali (radiyallahu anhuma), Hz. Muaviye'ye biat ettikten sonra, bir adam yanina gelip: "Mu'minlerin yuzunu kara ettin (veya: Ey mu'minlerin yuzunu karartan adam) (diye ofkesini) dile getirdi. Hz. Huseyin (radiyallahu anh) adama (tatlilikla mukabele etti):
"- Allah'in rahmetine banasica, niye boyle siddetli cikisiyorsun. Nitekim Resulullah (aleyhissalatu vesselam) Beni Umeyye'yi (sagken ruyasinda, tek tek halife olup)minbere cikmis gordu. Bu onu uzmustu ki su ayetler indi: "Biz sana Kevser'i verdik" (Kevser 1).
"Biz onu sana Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin (o buyuk fazilet ve serefini) sana bildiren nedir? Kadir gecesi bin aydan hayirlidir (Bu gece senden sonra Beni Umeyye'nin saltanat surecegi) bin aydan hayirlidir."
Kasim Ibnu'l-Fadl (merhum der ki: "Beni Umeyye'nin iktidar muddetlerini ay olarak saydik, tam bin aydi, ne fazla ne eksik."
Tirmizi, Tefsir,Kadr, (3347).

ZELZELE (ZILZAL) SURESI

875 - Abdullah Ibnu Amr Ibni'l-As (radiyallahu anhuma) anlatiyor:
"Bir adam Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'a gelerek, "Bana cami (ozlu) bir sure ogret" talebinde bulundu. Peygamberimiz (aleyhissalatu vesselam) de ona Iza Zulzilet suresini ogretti. (Tà'lim isi bitince) adam sunu soyledi:
"- Seni hakla gonderen Zat'a yemin olsun (buradaki ameller bana yeter), buna asla baska bir (amel) ilave etmeyecegim."
Adam ayrilir ayrilmaz Resulullah (aleyhissalatu vesselam):
"Adamcagiz kurtuldu!" dedi ve bu sozu iki kere tekrar etti."
EbuDavud, Ramazan 9, Salat 326, (1399).

876 - Hz. Enes (radiyallahu anh) anlatiyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki:
- "Iza Zulzilet" suresi Kur'an-i Kerim'in dortte birine denktir. "
Tirmizi, Fedailu'l-Kur'an 10, (2897).

877 - Ibnu Abbas (radiyallahu anhuma)'dan rivayet edildigine gore, Resulullah (aleyhissalatu vesselam) soyle buyurmustur:
"Iza Zulzilet suresi Kur'an-i Kerim'in yarisina denktir. Kul huvallahu ahad (Ihlas) suresi Kur'an-i Kerim'in ucte birine denktir. Kul ya eyyuhe'l Kafirun suresi de Kur'an-i Kerim'in dortte birine denktir."
Tirmizi, Fedailu'l-Kur'an 10, (2896).

878 - Ebu Hureyre (radiyallahu anh) anlatiyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) efendimiz: "(Arz) o gun Rabbinin ona vahyetmesiyle haberlerini anlatir" mealindeki ayeti okudu ve:
"Arzin anlatacagi haberleri nelerdir, biliyor musunuz?" diye sordu. Yanindakiler:
"Allah ve Resulu bilir!"diye cevap verdiler. Resulullah (aleyhissalatu vesselam) acikladi:
" Bu haber, kadin ve erkek her kulun arz uzerinde islemis olduklari amellere sahidlik etmesidir. Her kul icin arz: "Su ayda, su gunde, su su islemi yapti" diyecektir."
Tirmizi, Kiyamet 8, (2431), Tefsir, Zilzal, (3350).

TEKASUR SURESI

879 - Hz. Zubeyr (radiyallahu anh)'in anlattigina gore Tekasur suresinde gecen: "Andolsun o gun elbet ve elbet nimet(ler)den hesaba cekileceksiniz" (8. ayet), ayeti ile ilgili olarak Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'e soyle demistir:
"Ey Allah'in Resulu! (yeyip ictigimiz) hurma ve su olan iki siyahtan ibaretken hangi nimetlerden hesaba cekilecegiz?"
Resulullah (aleyhissalatu vesselam) su cevabi verir:
"O, mutlaka olacak!"
Tirmizi, Tefsir, Tekasur, (3354); Ibnu Mace, Zuhd, 12 (4158).

880 - Ebu Hureyre (radiyallahu anh) anlatiyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki:
"Kulun, kiyamet gunu, hesaba cekilecegi ilk sey (mazhar oldugu) nimettir. Kendisine: "Bedenine sihhat vermedik mi, soguk sudan icirmedik mi?" denecektir."
Tirmizi, Tesfir, (3355).

CeeMoo

  • Kahraman Üye
  • İleti: 1200
  • Eğlence Mekanı
Ynt: Hadis-i şerifler
« Yanıtla #88 : 10 Tem 2014 21:39 »
ERAEYTE (MAUN) SURESI

881 - Ibnu Mes'ud (radiyallahu anh) demistir ki: "Biz, Resulullah (aleyhissalatu vesselam) zamaninda tencere, kova gibi esyalari ariyeten vermeyi (Maun suresinde zikri gecen) yardim (maun) addederdik."
EbuDavud, Zekat 32, (1657).

KEVSER SURESI

882 - Hz. Enes (radiyallahu anh) anlatiyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) bir gun mescidde iken hafif bir uyku kestirmesi yapti, sonra gulerek basini kaldirdi. Kendisine:
"Ey Allah'in Resulu, nicin guluyorsunuz?" diye sorulunca:
" Bana az once su sure nazil oldu" deyip besmele cekti, sonuna kadar Kevser suresini okudu:
"Bismillahirrahmanirrahim, Ey Muhammed! Dogrusu sana pek cok nimet vermisizdir. Oyleyse Rabbin icin namaz kil, kurban kes. Dogrusu adi sani ortadan kalkacak olan, sana kin tutan kimsedir" (Kevser 1-3).
Resulullah kiraati tamamlayinca sordu:
"Kevser'in ne oldugunu biliyor musunuz?"
Biz: "- Allah ve Resulu bilir" dedik.
Resulullah (aleyhissalatu vesselam) acikladi: "Bu bir nehirdir. Rabbim onu bana vadetmistir. O nehir uzerinde pek cok hayirlar var. Bu bir havuzdur da. Kiyamet gunu ummetim onun basinda (su icmek uzere) toplanacak. Bu havuzdaki masrapalar gokteki yildizlar kadar coktur. Derken iclerinden bir kul cikarilip atilacak. Ben mudahale edip: "Ey Rabbim (onu niye atiyorsun) o benim ummetimdendir?" diyecegim. Ancak Cenab-i Hakk: "Bunlar senden sonra ne bid'atler islediler senin haberin yok" diyecek."
Buhari, Tefsir, Inna a'taynake'l-kevser 1, Rikak 53, Muslim, Salat 53, (400); Tirmizi,Tefsir, Kevser (3357), Ebu Davud, Sunnet 26, (4747, 4748); Nesai, Salat 21, (2,133,134).

883 - Ibnu Abbas (radiyallahu anhuma) anlatiyor: "Kureys soyle dedikodu yapmisti: "Muhammed'in erkek evladi yok. Bir oldu mu arkasi kesildi demektir." Bunun uzerine Cenab-i Hakk, Kevser suresini (sonuncu ayet olan): "Asil arkasi kesik olan sana kin tutandir"a kadar inzal buyurdu."
Rezin'in ilavesidir.

NASR SURESI

884 - Hz. Enes (radiyallahu anh) anlatiyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Iza cae nasrullahi ve'l-feth" suresi Kur'an-i Kerim'in dortte birine denktir."
Tirmizi, Sevabu'l-Kur'an 10, (2897).

885 - Ibnu Abbas (radiyallahu anhuma) anlatiyor: "Hz. Omer (radiyallahu anh) beni Bedir seyhleri ile birlikte (sohbet ve istisare meclislerine) aliyordu. Bu hal, sanki, birilerinin agrina gitmisti: "Bunu niye bizimle birlikte cemaate aliyorsun, bizim onun kadar oglanlarimiz var?" diye Hz. Omer'e tarizde bulundu. Hz. Omer kendilerine: "Onun kimlerden oldugunu biliyorsunuz" diye cevap ver(ip gecistir)di.
Bir gun beni cagirip yine onlarla birlikte meclise aldi. Bu sefer, sirf beni(m liyakatimi) onlara gostermek icin beni cagirdigini anlamistim. Hz. Omer (radiyallahu anh): "Cenab-i Hakk'in Iza cae nasrullah ve'l-feth (Nasr 1) kavl-i serifi hakkinda ne dersiniz?" diye sordu. Cemaatten bazilari:
"- Yardima ve fethe mazhar oldugumuz zaman Allah'a hamdetmek ve istigfarda bulunmakla emrolunduk" diye cevap verdi. Bazilari hicbir sey soylemedi.
Hz.Omer (radiyallahu anh) bana yonelerek:
"Ey Ibnu Abbas, sen de mi boyle soyluyorsun?" dedi. Ben:
"Hayir" dedim ve sustum. Hz. Omer:
"Oyleyse soyle, sen ne diyorsun?" diye bana soz verdi.
Ben su aciklamayi yaptim:
"- Bu sure Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'in ecelidir, kendisine bu sure ile haber verilmistir. Bu surede Cenab-i Hakk (Resulune soyle demistir): "Allah'in nusreti ve fethi geldigi zaman, bil ki bu senin ecelinin artik yakinligina alamettir. Oyle ise hamdederek Rabbini tesbih et ve ona istigfàrda bulun. O tevbeleri kabul edicidir."
Bu yorumun uzerine Hz. Omer: "Bundan ben de senin soyledigini anliyorum" dedi.
Buhari, Tesfir 4, Menakib 25, Megazi 50, 85; Tirmizi, Tefsir, Feth (Nasr) 3359.

IHLAS SURESI

886 - Ebu Said (radiyallahu anh) anlatiyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) (bir gun) ashabina: "Sizden biri bir gecede Kur'an-i Kerim'in uctebirini okumaktan aciz midir?" diye sordu.
" Buna hangimiz guc yetirebilir?" dediler. Resulullah (aleyhissalatu vesselam):
" Allahu Ahad, Allahu's-Samed (Ihlas suresi) Kur'an'in uctebiridir" buyurdu.
Buhari, Fedailu'l-Kur'an 13, Tevhid 1; Muslim, Musafirin 259, (811); Tirmizi, Sevabu'l-Kur'an 11, (2898); Nesai, Iftihah 69, (2,171); Muvatta, Kur'an 17, 19 (1, 208); Ebu Davud, Vitr 18, Salat 353, (1961); Ibnu Mace, Edeb 52, (3787, 3788, 3789).

887 - Hz. Enes (radiyallahu anh) anlatiyor: "Bir kimse (ihlas suresini kastederek): "Ey Allah'in Resulu, ben bu sureyi seviyorum" dedi.
Resulullah (aleyhissalatu vesselam): "Onu sevmen seni cennete sokacaktir" dedi.
Tirmizi, Sevabu'l-Kur'an 11, (2903).

888 - Hz. Enes (radiyallahu anh) anlatiyor: "Kim Kul huvallahu ahad suresini gunde iki yuz sefer okursa, uzerindeki kul borcu haric, elli yillik gunah (amel defterinden) silinir."
Tirmizi, Sevabu'l-Kur'an 10, (2900).

889 - Hz. Enes (radiyallahu anh) anlatiyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Kim yataginda uyumak isteyince, sag tarafinin ustune yatar, sonra da Kul huvallahu ahad'i yuz kere okursa, Rab Teala kiyamet gunu kendisine: "Sagin uzerinde cennete gir" diyecektir.
Tirmizi, Sevabu'1-Kur'an 10, (2900).

890 - Ubey Ibnu Ka'b (radiyallahu anh) anlatiyor: "Musrikler, Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'e:
"Rabbini bize tavsif et (tanit)!" dediler. Bunun uzerine Ihlas suresi indi.
"De ki: O, Allah'dir, bir tekdir. O Allah'tir, sameddir (hicbir seye muhtac degil, her sey O'na muhtac). Dogurmamistir, dogurulmamistir. Hicbir sey O'nun dengi (ve benzeri) degildir" (1-4).
Ubey (radiyallahu anh) bu surede gecen bazi tabirleri soyle acikladi: "Samed, dogurmayan ve dogurulmayan demektir, cunku dogan her sey mutlaka olecektir. Olen her seye varis olunacaktir. Allah ise ne olur, ne de O'na varis olunur.
"Hicbir sey O'nun dengi (ve benzeri) deg'ildir" ayeti de O'na bir benzer, bir denk olmadigini, Allah'a benzeyen hicbir sey bulunmadigini ifade eder."
Tirmizi, Tefsir, Ihlas, 3361, 3362).

CeeMoo

  • Kahraman Üye
  • İleti: 1200
  • Eğlence Mekanı
Ynt: Hadis-i şerifler
« Yanıtla #89 : 10 Tem 2014 21:39 »
891 - Ebu Vail (rahimehullah) demistir ki: "Samed, efendilikte son mertebeye ulasan efendidir."
Buhari, Tefsir, Ihlas 2.

892 - Ebu Hureyre (radiyallahu anh) anlatiyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Allah Teala Hazretleri diyor ki:
"Ademoglu bana setmediyor (hakkimda munasib olmayan soz sarfediyor). Ancak bu ona yakismaz. Ademoglu beni tekzib ediyor, ancak beni tekzib etmek ona yakismaz. Bana ettigi setme gelince: "Bu, onun, bana evlad nisbet etmesidir. Tekzibine gelince, bu onun 'Allah, yarattigi gibi beni tekrar diriltmeyecek' demesidir. Halbuki, ikinci sefer tekrar diriltmek bana, yoktan var etmeye nazaran zor gelecek bir is degildir."
Buhari, Tefsir 1, Bed'u'l-Halk 1; Nesai, Cenaiz 117, (4,112).

893 - Yine Buhari ve Nesai'de kaydedilen bir diger rivayette: "Bana olan setmi: "Allah kendisine cocuk edindi" demesidir. Halbuki ben bir tekim, samedim, dogurmayan, dogurulmayan, hicbir misli bulunmayanim."

MUAVVIZETEYN SURELERI

894 - Ukbe Ibnu Amir (radiyallahu anh) anlatiyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Bu gece indirilen ayetler var ya, onlar gibisi hic gorulmemistir: Kul euzu bi-rabbi'l-felak ve Kul euzu bi-rabbi'n-nas sureleri".
Muslim, Misafirin 264, (814); Tirmizi, Sevabu'1-Kur'an 12, (2904), Tefsir, Muavvizateyn, (3364); Ebu Davud, Salat 354, (1462,1463); Nesai, Istiaze 1, (8, 251-254).

895 - Ukbe Ibnu Amir (radiyallahu anh) Tirmizi'de gelen bir rivayette der ki: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam), bana, her namazin arkasindan Muavvizeteyn'i okumami emretti."
Tirmizi, Sevabu'l-Kur'an 12 (2905).

896 - Abdullah Ibnu Hubeyb (radiyallahu anh) anlatiyor: "Hafif bir yagmur ve karanliga maruz kalmistik. Bize namaz kildirsin diye Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'i bekledik." (Ravi der ki; Abdullah Ibnu Hubeyb su manada birseyler daha soyledi: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) cikti ve:
" Soyle !" dedi. Ben: "- Ne soyliyeyim?" diye sordum. Bunun uzerine;
" Aksama ve sabaha erince Kul huvallahu ahad ve Muavvizeteyn surelerini ucer kere oku. Bu sana, her seye karsi yeterlidir" dedi.
Nesai, Isti'aze 1, (8, 250-253).

897 - Hz. Cabir (radiyallahu anh) anlatiyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) bana: "Ey Cabir oku!" dedi. Ben:
"Annem babam sana kurban olsun, ne okuyayim?" diye sordum. Bunun uzerine:
" Kul euzu bi-rabbi'l-felak ve KuI euzu bi-rabbi'n-nas surelerini oku!" dedi. Ben de onlari okudum. Resulullah ilaveten:
" Bu iki sureyi oku, bunlar gibisini asla okuyamiyacaksin!"dedi.
Nesai, Istiaze 1, (8, 254).

898 - Zirr Ibnu Hubeys anlatiyor: "Ubey Ibnu Ka'b (radiyallahu anh)'a Muavvizeteyn hakkinda sorarak dedim ki:
"Ey Ebu'l-Munzir! Kardesim Ibnu Mes'ud soyle soyle diyor?"
Bana su cevabi verdi: "Ben Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'a sordum. Cevaben:
"Bana: "Soyle!" dendi, ben de soyledim" dedi. Biz Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'in soyledigi sekilde soyluyoruz."
Buhari, Tefsir, Kul euzu bi-rabbi'l-felak 1.

899 - Hz. Aise (radiyallahu anha) anlatiyor: "Hz. Resulullah (aleyhissalatu vesselam) (bir gun) Ay'a bakarak: "Ey Aise, sunun serrinden Allah'a sigin. Bu, (ayet-i kerimede gecen) gasiktir. (Ayet): "Kayboldugu zaman Ay'in serrinden..." demektir."
Tirmizi, Tefsir, Muavvizateyn, (3363).

900 - Ibnu Abbas (radiyallahu anhuma) anlatiyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Seytan insanoglunun kalbinin uzerinde tunemis vaziyette bekler. Allah'i zikredince siner, cekilir, gaflet etse vesvese verir."
Buhari, Tefsir, Kul euzu bi-rabbi'n-nas 1.