Konu: Divan Edebiyatı  (Okunma sayısı 1276 defa)

CeeMoo

  • Kahraman Üye
  • İleti: 1200
  • Eğlence Mekanı
    • Profili Görüntüle
Cvp: Cevap: Divan Edebiyatı
« Yanıtla #40 : 02 Kas 2014 21:39 »
Haşmet
 

18.yy
 

İstanbul'da doğmuş, Râgıp Paşa'nın yakınlığını kazanarak onun tarafından korunmuştur. Nâbî tarzında yazmış olmakla birlikte Nedim'den etkilendiği şiirleri de vardır. Haşmet hiciv ve hezl yani taşlama ve alay yollu yazdığı şiirlerle ün kazanmış bir sanatçıdır. Koca Râgıp Paşa ve Fıtnat Hanım'a yazdığı latifeleri ünlüdür
 

Eserleri: Dîvân, Kaside-i Bürde şerhi, Sûr-nâme, Kaside-i Münferice şerhi, Hâb-nâme, şehâdet-nâme, Senedü'ş-şu'arâ
 

Kaynak: Mengi, Mine, Eski Türk Edebiyatı Tarihi, Akçağ Basımevi, Ankara 2002.
 
 
 

Ahû revişim kıymetini bilmeze gelmez

Gelmez deme ol şûh bize gelmeze gelmez

Mâdâm lebi pestil ü çeşmi ola bâdâm

Gelse o perî bezm-i meye bî-meze gelmez

Perkâr sıfât devredemem deşt-i talebde

Pây-i emelim istediğim merkeze gelmez

Tenhâca ehibbâsı ile itmeğe işret

Göksu’ya gider göz göre hiç körfezi gelmez

Haşmet gibi herkes olamaz saydına kâdir

Âhû revişim kıymetini bilmeze gelmez
 
 
 

Açıklama: vezni: mef’ûlü mefâ’îlü mefâ’îlü fa’ûlün  

CeeMoo

  • Kahraman Üye
  • İleti: 1200
  • Eğlence Mekanı
    • Profili Görüntüle
Cvp: Cevap: Divan Edebiyatı
« Yanıtla #41 : 02 Kas 2014 21:39 »
Koca Ragıb Paşa
 

18.yy
 
 

Koca Râgıb Paşa 1699'da İstanbul'da doğmuştur. Babası Defterhane katiplerindendir. İyi bir medrese eğitimi görmüştür. Bilgin ve şair yaratılışlıdır. Medrese tahsilini bitirdikten sonra babası gibi defterhane katibi olmuştur. Derece derece ilerlemiş, İstanbul'da ve taşrada çeşitli görevler aldıktan sonra sadrazamlığa kadar yükselmiştir. Sanatçı III. Osman ve III. Mustafa dönemlerinde yaşamıştır. Özellikle III. Mustafa ile iyi ilişkileri vardır. III. Mustafa'nın kız kardeşiyle evlenmiştir. 1763'te ölmüştür.
 

Râgıp Paşa, başarılı bir devlet adamı ve devrinin önde gelen bilgin kişilerinden olmasının yanı sıra, Nedîm ve şeyh Gâlib’den sonra 18. yüzyılın en önde gelen şairidir. Bilim çalışmalarını desteklemiş ve kütüphane kurdurmuş olması, hattatlığı, kitaba, okumaya düşkünlüğü onun kültür adamı olduğunun göstergesidir. 18. yüzyılda Nâbî'nin açmış olduğu hikemi şiir tarzını devam ettiren en önemli şairdir. Nâbî yolunda yürümekle birlikte kendine özgü bîr üslûp yaratabilmiştir. şiirleri didaktik ve ahlâkî içeriklidir. Eserleri lirik edalı değildir. Halk arasında Râgıp Paşa’nın ününü sağlayan mısra-ı berceste örneği olan dizeleridir. Bu dizeler halk arasında atasözleri gibi dilden dile dolaşmıştır.
 

Eserleri: Dîvân, Münşeât, Tahkîk ve Tevfîk, Aruz Risâlesi, Mecmua-i Ragıb, Sefînetü’r-Râgıb.
 

Kaynak: Mengi, Mine, Eski Türk Edebiyatı Tarihi, Akçağ Basımevi, Ankara 2002.
 

Revnak olmaz suhane hüsn-i edâdan gayri

Var mı seng-i güherin farkı safadan gayri
 

Turfa dükkân-ı hikemdir şu kühen tâk-ı felek

Ne ararsan bulunur derde devadan gayri
 

Garaz-ı hakka isâbet nicedir sabreyle

Var mı bir doğru gider tîr hatâdan gayri
 

Bilsek ağyâre nedir minneti bari o büt’ün

Görmedik biz hele bir neşe cefâdan gayri
 

Nice bin yıldır adı atlas-ı gerdûn çarkın

Nesi var bir giyecek köhne kâbâdan gayri
 

Yine hemcinsi eder âdeme Râgıb hasedi

Reşk eder mi sana kimse vüzerâdan gayri
 
 
 

Açıklama: gazel: fe’ilâtün fe’ilâtün fe’ilâtün fe’ilün  

CeeMoo

  • Kahraman Üye
  • İleti: 1200
  • Eğlence Mekanı
    • Profili Görüntüle
Cvp: Cevap: Divan Edebiyatı
« Yanıtla #42 : 02 Kas 2014 21:39 »
Kâmî
 

18.yy
 

Edirnelidir. Edirneli Efendi ya da Kâmî Efendi diye tanınır. Döneminde oldukça şöhret bulmuş hattâ Nâbî'den sonra döneminin en büyük şairi olarak bilinmiştir. Kaynaklar iyi bir öğrenim gördüğünü, İstanbul'a gelerek orada müderris olduğunu kaydederler. Babası tarikat şeyhlerinden olduğu için tasavvufa yakınlığı ve ilgisi vardır. Kâmî'nin nükte ve hiciv yanının olduğu kaynakların verdiği bilgiler arasındadır.
 

Eserleri: Dîvân, Tuhfetü'l-Vüzerâ, Fîruz-nâme, Âsaf-nâme.
 

Kaynak: Mengi, Mine, Eski Türk Edebiyatı Tarihi, Akçağ Basımevi, Ankara 2002.  

CeeMoo

  • Kahraman Üye
  • İleti: 1200
  • Eğlence Mekanı
    • Profili Görüntüle
Cvp: Cevap: Divan Edebiyatı
« Yanıtla #43 : 02 Kas 2014 21:39 »
Nahîfî
 

18.yy
 

18. yüzyılın birinci yarısında yaşamış olan Nahîfî'nin asıl adı Süleyman'dır. İstanbul'da doğmuştur. İyi bir eğitim gören Nahîfî, Mevlevî tarikatına girmiş, memuriyeti gereği Osmanlı ülkesinin pek çok yerini görmüştür. İbrahim Paşa'nın tercüme komisyonunda da yer alarak önemli bir tarihi eser olan Habîbü's-Siyer'i Farsçadan tercüme etmiştir. Nahîfî, şairliğinin yanı sıra âlimliği ve hattatlığı ile de ün kazanmıştır.
 

Eserleri: Mesnevî Çevirisi, Mevlid, Mirâciyye, Hicret-nâme.
 

Kaynak: Mengi, Mine, Eski Türk Edebiyatı Tarihi, Akçağ Basımevi, Ankara 2002.
 
 

Göz gördü gönül sevdi seni ey yüzü mâhım

Kurbânın olam var mı benim bunda günâhım
 

Âşıklığıma şâhid-i âdil mi değildir

Evzâ-i hazînimle garîbâne nigâhım
 

Memnûn-ı visâl eyle beni gel kereminle

Yansın hased âteşlerine baht-ı siyâhım
 

Ey seng dil etmez mi senin kalbine te’sîr

Hârâları hâkister eden âteş-i âhım
 

Bir bağrı yanık âşık-ı mihnet-zededir dil

Ağlatma Nahîfî kulunu cevr ile şâhım
 
 
 

Açıklama: vezni: mef’ûlü mefâ’îlü mefâ’îlü fa’ûlün  

CeeMoo

  • Kahraman Üye
  • İleti: 1200
  • Eğlence Mekanı
    • Profili Görüntüle
Cvp: Cevap: Divan Edebiyatı
« Yanıtla #44 : 02 Kas 2014 21:39 »
Nedim
 

18.yy
 

Asıl adı Ahmed olan Nedîm’in doğum tarihi tam olarak bilinmemektedir ancak 1681’de doğduğu tahmin edilmektedir. İstabulludur; Beşiktaş’a yakın Tekerlek Mustafa Çelebi Mahallesi’nde evi vardır, Ümmügülsüm Hanım ile evlidir. Annesi Saliha Hatun tarafından soyu Fatih Sultan Mehmed dönemine kadar ulaşmaktadır. Babası kadılıklarda bulunmuş Mehmed Efendi, dedesi Sultan İbrahim devri (1640-1648) kazaskerlerinden Merzifonlu Muslihüddin Efendi’dir.
 

Ahmed Nedîm kültürlü bir aileden gelmiştir. İyi bir öğrenim görmüş, döneminin klasik ilimlerini Arapça ve Farsçayı bu dillerde şiir yazacak iyi öğrenmiştir. Tahsilini bitirdikten sonra hariç medresesi müderrisliğini elde etmiştir.
 

Lâle Devri olarak anılan kültür, sanat, eğlence hayatının ve imar faaliyetlerinin zirveye ulaştığı dönemin başlangıcıdır. Damat İbrahim Paşa’nın hemen her faaliyeti Nedim’in dikkatini çekmektedir. şair kıta ve kasideler sunarak hamisine bağlılığını açıklamaktadır. Nedim, Damat İbrahim Paşa’nın oluşturduğu tercüme heyetlerinde yer alır.
 

Tahsil hayatının bitmesiyle hariç medresesi müderrisliğine tayin edilen Nedim, daha sonra Mahmud Paşa Mahkemesi naipliğine getirilir. Müderrislikte çok çabuk ilerler. Molla Kırımî Medresesi’nde, Nişancı Paşa-yı Atik Medresesi Müderrisliği’ne yükselir. 1730’da Sekban Ali Paşa Medresesi müderrisi iken Patrona Halil İsyanı çıkar.
 

İsyan sırasında Nedim’in akıbetinin ne olduğu hususunda değişik bilgiler vardır. Güvenilir biyografi müelliflerinden Müstakim-zâde Süleyman Sadedin, Nedim’in isyan sırasında korkudan evinin damından düşerek olduğunu söylemektedir. şairin terekesine dair hüccet 15 Rebiülahir 1143/28 Ekim 1730 tarihinde düzenlendiğine göre, şair bu tarihten ölmüştür. Kabri Üsküdar’da Selimiye civarındaki Miskinler Mezarlığı’ndadır. Bir zamanlar mezar şahidesinde kendisine ait

Ey Nedîm ey bülbül-i şeydâ niçün hâmûşsun

Sende evvel çok nevâlar güft ü gûlar var idi

Mısraları yer alırmış.
 
 

Ben kimseye açılmaz idim dâmenin olsam

Kim görür idi sineni pîrâhenin olsam
 

Dâim arayan bulsa civanım seni bende

Bir gönce gül olsan da senin gül-şenin olsam
 

Destîde kadehde doyamam görmeğe bari

Ey gevher-i şeffaf senin mahzenin olsam
 

Döğülmeğe söğülmeğe koğulmaya billâh

Hep kaailim amma ki efendim senin olsam
 

şem olmaz isem bezmine bu sûz ile bârî

Der-gâhına bir meş'ale-i rûşenin olsam
 

Çeşmânının öğrensem o kâfirce nigâhın

Bir lâhza Nedîm-i nigeh-i pür-fenin olsam
 
 
 

Açıklama: Mef'ûlü mefâîlü mefâîlü faulün  

CeeMoo

  • Kahraman Üye
  • İleti: 1200
  • Eğlence Mekanı
    • Profili Görüntüle
Cvp: Cevap: Divan Edebiyatı
« Yanıtla #45 : 02 Kas 2014 21:39 »
Neş\'et
 

18.yy
 

18. yüzyılın ikinci yarısında yaşamış ünlü Mevlevî şairlerindendir. Koca Râgıp Paşa ile şeyh Galip arasında yaşamıştır. Mürettep bir Dîvân'ı olan Neşet'in edebiyattaki önemi daha çok genç şairleri yetiştirmesinden kaynaklanır. Vasat bir şair olmasına karşın, iyi bir ustadır. şeyh Galip de Hoca Neş'et Efendi'den ders almıştır. Ayrıca dönemin genç şairlerine mahlas vermekle de tanınmıştır. Mevlânâ'dan etkilenen Neş'et daha çok Nâbî tarzında şiirler yazmıştır.
 

Eserleri: Dîvân, Tufân-ı Ma’rifet, Terceme-i şerh-i Dü Beyt-i Molla Câmî.
 

Kaynak: Mengi, Mine, Eski Türk Edebiyatı Tarihi, Akçağ Basımevi, Ankara 2002.
 
 

Ser-çeşme-i re’yiz dil-i şeydâda nihânız

Biz ab-ı zulâliz tih ü deryada nihânız
 

Biz bahşederiz ehl-i dile girye vü hande

Ol neş’e sâgar-ı sahbâda nihanız
 

Mahiyetimiz vüs'at-i meşrebde nühüfte.

Mecnûnlarız sâha-yi sahrada nihânız
 

Gavvâs bilür bizdedir ol gevher-i maksüd

Ummân-ı diliz mevce-i hârâda nihânız
 

Yârân ne zaman olsa bulurlar seni elbet

Neş’et biz o sırrız ki süveydâda nihânız
 
 
 

Açıklama: vezni: mef’ûlü fâ’ilâtü mefâ’îlü fa’ûlün  

CeeMoo

  • Kahraman Üye
  • İleti: 1200
  • Eğlence Mekanı
    • Profili Görüntüle
Cvp: Cevap: Divan Edebiyatı
« Yanıtla #46 : 02 Kas 2014 21:39 »
Seyyid Vehbî
 

18.yy
 

Seyyid Vehbî'nin asıl adı Hüseyin'dir. Vehbî mahlasını almış ancak bu mahlastan önce Hüsâmî mahlasını kullanmıştır. İstanbul'da doğmuş, iyi bir medrese öğrenimi görmüş, müderrislik ve kadılık yapmıştır. Padişah III. Ahmed ve Damat İbrahim Paşa döneminin önemli şairlerindendir. Hatta kaynaklar İbrahim Paşa'nın kurduğu Tercüme Komisyonunda Seyyid Vehbî'nin de bulunduğunu yazarlar. Bu komisyondayken Vehbî, Arapça olan Aynî Tarihî’nden çeviri yapmıştır. Vehbî, III. Ahmed'den sonra padişah olan 1. Mahmud zamanında da iki yıl yaşamıştır. şairin Nedim'le dostluğu olduğu ve Nedîm'in adına yazdığı bir kasidesinin varlığı biliniyor. Vehbî kasidede Nef’î, gazelde ise Nâbî'nin etkisinde kalmıştır. Dîvân içerisinde çok sayıda manzum tarih bulunmaktadır. Bu tarihlerde dönemin yapılarıyla ilgili bilgi verildiğini ve Lâle Devri'ne ait olayların anlatıldığını biliyoruz.
 

Eserleri: Dîvân, Sûr-nâme, Sulhiyye, Hadîs-i Erba’în Tercümesi, 17. yüzyıl şairi Kafzâde Fâizî'nin Leylâ vü Mecnûn adlı mesnevisini tamamladığı Salim Tezkiresinde belirtilmiş olmakla birlikte eser günümüze kadar ele geçmemiştir.
 

Kaynak: Mengi, Mine, Eski Türk Edebiyatı Tarihi, Akçağ Basımevi, Ankara 2002  

CeeMoo

  • Kahraman Üye
  • İleti: 1200
  • Eğlence Mekanı
    • Profili Görüntüle
Cvp: Cevap: Divan Edebiyatı
« Yanıtla #47 : 02 Kas 2014 21:39 »
Sâmî (Arpaemini-zâde)
 

18.yy

Hayatı: III. Ahmed ve I. Mahmud dönemlerinde yaşamıştır. İyi bir öğrenim gördükten sonra Divan-ı Hümayun'da katiplik yapmış, vakanüvis olmuştur. Sâmî, şairliğinin yanı sıra tarihçiliği ve hattatlığı da olan bir sanatçıdır. İyi bir şair olarak tanındığı, şiirlerinde tasavvufa da yer verdiği belirtilmektedir. Sâmî'nin divanında da Nedîm ve Vehbî divanlarında olduğu gibi Lâle Devri'nin özelliklerini bulmak mümkündür. Sâmî, nazireciliği ile de tanınmış bir şairdir. Gerek devrinde gerekse devrinden önceki şairlere oldukça çok nazire yazmıştır. şiirlerinde Nedîm ve Nâbînin etkisi görülür. Lâle Devri şairlerinden çoğunun Sâmî'ye nazireler yazdığı da sanatçıyla ilgili bilinenler arasındadır.
 

Eserleri: Dîvân, Tarih-i Vekâyî.
 

Kaynak: Mengi, Mine, Eski Türk Edebiyatı Tarihi, Akçağ Basımevi, Ankara 2002.
 

Ol bülbül-i aşkım ki gül ü yâsemenim yok

Ol tûti-i gûyây-i firâkım çemenim yok
 

Ben tekye-i aşkında o üryân-ı gamım ki

Pinhân-ı beden etmeğe bir pîrehenim yok
 

Ol hâne harâbım gam-ı hicrânın ile âh

Feryâd ü figân etmeğe beytü’l-hazenim yok
 

Pervâne tabîat gönül ey Sâmi-i şeydâ

Sûzân olacak meş’ale-i encümenim yok
 
 
 

Açıklama: vezni: mef’ûlü mefâ’îlü mefâ’îlü fa’ûlün  

CeeMoo

  • Kahraman Üye
  • İleti: 1200
  • Eğlence Mekanı
    • Profili Görüntüle
Cvp: Cevap: Divan Edebiyatı
« Yanıtla #48 : 02 Kas 2014 21:39 »
Sünbülzade Vehbî
 

18.yy
 

18. yüzyılın ikinci yarısında yaşamıştır. Nedîm tarzında yazmakla birlikte onun kadar taklitte başarılı olamamıştır. Vehbî, şiirde daha çok şekle önem vermiştir. şiirleri lirizm yönünden güçlü değildir. Açık, ancak kuru bir anlatımı vardır. şiirlerinde, Sabit gibi yerel konulara yer vermiş, günlük hayatla ilgili daha doğrusu günlük hayatta kullanılan atasözleri ve deyimleri kullanmıştır. şiirleri, çağın toplumsal yapısını yansıtması bakımından önem taşırlar.
 

Eserleri: Dîvân, Lutfiyye, Tuhfe (Farsça-Türkçe manzum sözlük), Nuhbe (Arapça-Türkçe manzum sözlük).
 

Kaynak: Mengi, Mine, Eski Türk Edebiyatı Tarihi, Akçağ Basımevi, Ankara 2002.
 
 

Bahâr eyyâmıdır ey dil figân-ı aşkı müzdâd et

Misâl-i andelîb ol gül ruhun bâğında feryâd et
 

Fırât u Dicla âsâ cûşiş-i eşk-i revânınla

O şûhun cennet-i kûyun behişt-âbâd-ı Bağdâd et
 

Yeter yıktın dil-i vîrânımı şimden gerü yap yap

Gel ey genc-i ümîdim gel medet lûtfunla âbâd et
 

Ne hâcet pâdişâhım âşıka tîğ-i sitem çekmek

Niçin zahmet verirsin kendüne ağyârı cellâd et
 

Amân ey şûh-ı tersâ bend-i zülfünde giriftârım

Esîr oldumsa de kâfir mürüvvet yok mu âzâd et
 

Unutma kûşe-i hicrânda bu Vehbî-yi mahzûnu

Peyâm-ı vuslatınla gâhice yâd eyleyüp şâd et
 
 
 

Açıklama: vezni: mefâ’îlün mefâ’îlün mefâ’îlün mefâ’îlün  

CeeMoo

  • Kahraman Üye
  • İleti: 1200
  • Eğlence Mekanı
    • Profili Görüntüle
Cvp: Cevap: Divan Edebiyatı
« Yanıtla #49 : 02 Kas 2014 21:39 »
İsmail Beliğ
 

18.yy
 

Bursa'da doğmuştur. 18. yüzyılın ilk yansında yaşamıştır. Lâle Devri sanatçılarındandır. Manzum, mensur eserleri olan İsmail Beliğ'in edebiyatımızda varlığı bilinen iki ünlü eseri vardır. Bunlardan birisi Nuhbetü'l-Âsâr lî Zeyl-i Zübdetü'l-Eş'âr'dır. Eser bir şuara tezkiresidir. Beliğ, Kaf-zâde Faizi'nin Zübdetü'l-Eş'âr adlı tezkiresine ek olarak yazdığı bu biyografik eserde kendi dönemine kadar gelmiş şairlerin biyografilerini verir. Bu eser Bursa tarihi diye de bilinir. Beliğ Bursalı olduğu için bu eserinde Bursa'nm yetişmiş bilgin ve şairlerinden söz eder. İsmail Beliğ'in bu eseri kaynak belirtmesi, hatta kaynaklan eleştirmesi bakımından önemlidir. Beliğ'in diğer bir eseri de Bursa şehr-engîzidir. Ayrıca kaynaklar Dîvân'ından ve Seb'a-i Seyyare adlı eseri ile Gül-i Sad Berg adlı eserinin varlığından söz ederler. Sözü edilen eserlerden Dîvân ile Seb 'a-i Seyyare elde bulunmamaktadır.
 

Kaynak: Mengi, Mine, Eski Türk Edebiyatı Tarihi, Akçağ Basımevi, Ankara 2002.