Gönderen Konu: Tarihte Yaşanan En Büyük Göçler 2  (Okunma sayısı 127 defa)

Çevrimdışı CeeMoo

  • Kahraman Üye
  • İleti: 1200
  • Eğlence Mekanı
Tarihte Yaşanan En Büyük Göçler 2
« : 14 Kas 2014 23:04 »
göçler ve göçenler - göçmenler - dışarıdan yurdumuza göç edenler



Osmanlı İmparatorluğu Döneminde Dışardan Göç Edenler

18.yy sonu ve 19.yy başından itibaren Anadolu’ya dışardan göçenler,  Türkçe konuşulan bölgelerden göç etmek zorunda kalanlar ile Osmanlı  İmparatorluğu’nun dağılması sonucu yaşadıkları bölgelerden göç etmek  zorunda bırakılanlar olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.

1771 yılında Kırım’da yaşanan nüfusun Osmanlı yanlısı olan kesimi  Rusların silahlı saldırısı nedeniyle topraklarını bırakarak Osmanlı  yönetimi altındaki bölgelere göç etmek durumunda kalmışlardır. Bu olay  Osmanlı İmparatorluğu’nun karşılaştığı ilk dış göç olgusudur. 1788-1792  Osmanlı - Rus - Avusturya Savaşları süresince ve sonrasında da, Osmanlı  topraklarına Kırım, Kazan, Kafkasya ve Özi bölgelerinden kitleler  halinde göçler başlamış ve göç edenlerin sayısı dört yüz bin kişiye  ulaşmıştır.(Oğuz Arı s.5)

 

Rusların Azerbaycan’ı da işgali üzerine göçler, İran üzerinden  Anadolu’ya yönelmiş, Kuzey İran’ın işgali sonucu Kafkasya limanlarından  yüz binlerce insan Osmanlı Devleti tarafından temin edilen deniz  araçları ile Trabzon, Samsun, Sinop ve Varna limanlarına  getirilmişlerdir. Kafkasya’dan yapılan göçler yaklaşık yüz elli yıl  boyunca sürmüştür. Kafkasya’dan gelenler arasında Türkler, Avarlar,  Çeçenler ve Çerkezler vardır. Göçmenler değişik illere iskan  edilmişlerdir ve hatta Halep’e, Ürdün’e kadar gönderilen göçmenlerin  olduğu da ileri sürülmektedir. (Oğuz Arı s.5).

 

 

Osmanlı İmparatorluğu’nun dağılmaya başlaması ve 1806 - 1812 Türk- Rus  savaşı sonucu Balkanlarda yaşayan Türklerin çoğu güneye doğru göç etmeye  başlamışlardır. Sayılarının iki yüzbini bulduğu tahmin edilen  göçmenler, başta İstanbul olmak üzere Rumeli’deki kent, kasaba ve  köylere yerleşirken, bir bölümü de İstanbul yolu ile Anadolu’ya  göçmüştür. Osmanlı Devleti bu göçmenlere iyi davranılması ve kolaylık  gösterilmesi için Rumeli ve Anadolu’daki eyaletlere talimatlar göndermiş  ise de göçenlerin düzenli şekilde yerleştirilmeleri sağlanamamıştır.  (Özbay - Balpınar).

 

1820 yılında Mora Yarımadasında bağımsız bir Yunan Devleti’nin kurulması  ile Osmanlı İmparatorluğu’na yapılan baskılar sonucu bu bölgede yaşayan  Türkler 1830 tarihinden itibaren Anadolu’ya göç etmek durumunda  kalmışlardır (Özbay Balpınar).

 

1854 - 1856 yıları arasında yapılan Kırım Savaşı’ndan sonra samsun  Limanı yoluyla yaklaşık altı yüz bin göçmenin Anadolu’ya geldiği  bilinmektedir.

 

1905 - 1908 Rus Devrimi’nden sonra ise Kazan ve Azerbaycan’dan göçler  başlamış, gelenler Amasya ve Kars illerinde yerleşmişlerdir. 1920  yılındaki Sosyalist Devriminden sonra ortadan kaldırılan Kafkas  Cumhuriyeti’nden, Gürcistan’dan ve Ermenistan’dan çok sayıda aile  Anadolu’ya göç ederek, Muş ve Kars gibi genelde Doğu Anadolu illeri ile  Konya ili civarına yerleşmişlerdir. (Oğuz Arı s.5).

1912 - 1913 Balkan Savaşı sırasında 1173.52, 1914 -1915 Birinci Dünya  Savaşı sırasında da yaklaşık 120.556 göçmenin Anadolu’ya geldiği tahmin  edilmektedir. Birinci Dünya Savaşına kadar Kafkasya’dan, Balkanlardan ve  Ege adalarından Anadolu’ya gelen göçmenlerin sayısı bir milyonun  üstündedir (Oğuz Arı s.5).

 

GÖÇMENLERİN YERLEşTİRİLMESİ

Göçmenlerin yerleştirilmesi işlemleri Tanzimat Fermanı’nın ilanına kadar  Bab-ı Ali’nin eyaletlere göçmenler geldikçe gönderilen fermanları  doğrultusunda oluyor veya göçmenlerin başvuruları üzerine kendilerine  para ve malzeme yardımı yapılıyordu. 1859 yılına kadar şehramenetine  bırakılan göçmenlerin yerleştirilmesi işleri, Kırım savaşı sonrası hızla  artan göçler nedeni ile yoğunluk kazanmış ve şehramenetinin sorunun  çözümünde yeterli olamayışı sonucu Devlet, sorun ile uğraşacak bir  komisyon kurulmasına ilişkin yasa çıkartmak zorunda kalmıştır (Oğuz Arı  s.7).

 

Yasa ile “İskanı-ı Muhacirin” adı altında kurulan ve göçmenlerin  yerleştirilmesine ilişkin tüm işlemleri yürütmekle sorumlu olan  komisyonun adı daha sonra “Muhacirin ve Aşair Müdiriyeti Umumiyesi”  olarak değiştirilmiş ve bu kurum çalışmalarını Cumhuriyet’e kadar  sürdürmüştür (OğuzArı s.7).

 

Bu komisyon tarafından çok sayıda göçmen Amasya, Tokat, Sivas, Çankırı,  Adana, Aydın, İçel, Bursa, Adapazarı ve İzmit çevresine  yerleştirilmiştir (Özbay - Balpınar).

 

Osmanlı Devleti 1877 yılına kadar gelen göçmenlerden yüksek memur,  ilmiye sınıfı mensubu veya zanaatleri ancak kentlerde yapılabilenlere  kentelrde yerleşme izni vermiş, diğerlerinin kent merkezlerinde  yerleşmesini istememiştir. Ancak göçmenlerin sayısının artması sonucu  birçok kunduracı, marangoz, berber ve benzeri küçük esnaf ile kent  hayatına ve ticarete alışmış olan çok sayıdaki göçmen yerleştirildikleri  köy ve kasabalara uyum sağlayamadıkları için kentlere göç etmek zorunda  kalmışlardır.Ayrıca özellikle kırsal kesimdeki yerli halkın tepkisinin  giderek büyümesi ve rahatsız edici boyutlara ulaşması Devleti 1878  yılında yeni bir karar alma gereği ile karşı karşıya bırakmış ve  yayınlanan bir talimatla göçmenlerin kentlerin çevresine yerleşmelerine  izin verilmiştir (Özbay - Balpınar).

 

Bu karardan sonra Anadolu kentlerinde kısa bir süre içinde göçmen  mahallesi olgusu ortaya çıkmıştır. Ankara’daki Boşnak, Eskişehir’deki  Tatar mahalleleri bu gelişmenin en iyi örnekleridir. Göçmen  yerleşmelerinin, kırsal kesimde geleneksel Anadolu köy dokusundan,  kentlerde ise mahalle dokusundan kolaylıkla ayırt edilebilmesi, bu  yerleşimlerin en belirgin ortak özellikleridir. Anadolu’da 19.yy ikinci  yarısına kadar süregelen geleneksel dokunun organik görünüşüne karşın  göçmen mahalleleri çok daha düzenli, geometrik bir görünüme sahiptirler.  Bu yerleşmeler çıkartılan yönetmelikler doğrultusunda kamu eliyle  yapılan bir plan tipine göre tümünün birden yapılması şeklinde  gerçekleştirilmiştir (Özbay-Balpınar).

 

CUMHURİYET DÖNEMİNDE DIşARDAN GÖÇ EDENLER

 

YUNANİSTAN’DAN GÖÇLER

Cumhuriyet döneminin en önemli ve en yoğun göç hareketi 1922 yılında  imzalanan Lozan Anlaşması hükümleri uyarınca gerçekleştirilen Türk-Yunan  halkları değişimidir. Bu değişim sonucu 100 bin Türkiyeli Rum  Yunanistan’a gitmiş, yaklaşık 100 bin aileye mensup 400 bin Türk’te  Anadolu’ya göç etmiştir (Oğuz Arı s.4). Yunanistan ve Balkanlardan gelen  göçmenlerin malları ve iskanına ilişkin olarak çıkartılmış olan  kanunlar doğrultusunda, “Mübadil” olarak tanımlanan göçmenler  Anadolu’dan Yunanistan’a gönderilen Rumların bıraktıkları evlere,  ticarethanelere ve topraklara mesleklerine göre yerleştirilmişlerdir. Bu  göç hareketi 1949 yılına kadar devam etmiştir (OğuzArı s.4).

1952 - 1969 yılları arasında da Yunanistan’dan serbest göçmen olarak  7600 aileye mensup 24.625 kişinin geldiği bilinmektedir. Bu yıllardan  sonra Yunanistan’dan aralıklarla 4 aile daha Türkiye’ye göç etmiştir  (Köy Hizm.Env.s.139).

 

1923 - 1995 yılları arasında Türkiye’ye göç eden nüfusun % 25’i olan,  424.645 kişiyi Yunanistan göçmenleri oluşturmakta olup, bunların büyük  çoğunluğu ( % 95 ) mübadil olarak gelen göçmenlerdir.