İletileri Göster

Bu özellik size üyenin attığı tüm iletileri gösterme olanağı sağlayacaktır . Not sadece size izin verilen bölümlerdeki iletilerini görebilirsiniz


Konular - snrj

Sayfa: [1] 2 3 4 5 6 ... 385
1
NASA’nın yayınladığı Dünya isimli fotoğraf serisi, çeşitli uzay araçları tarafından çekilen görüntülerden oluşuyor.


Uzaydan çekilen Bahamalar görüntüsü.


İzlanda'daki Holuhraun Yanardağı ve etrafındaki lavlar görüntülendi.


Uzaydan çekilen Sibirya'daki Hromsk ve Omulyahsk körfezleri görüntüsü.


Kanada'nın Britanya Kolombiyası eyâletinde bulunan Sisli Vadi bölgesi manzarası.


Uzaydan çekilen Tanzanya'nın kuzeyindeki Natron Gölü görüntüsü.


NASA'nın yayınladığı uzaydan çekilen Abu Dabi Emirliği'nin güneyindeki Liwa Vahası görüntüsü.


İran'daki Kebir Çölü görüntüsü.


Rusya'daki Ohotsk Denizi'nin Ulban Körfezi görüntüsü.

2

Gökbilimciler, Mars'ta birbiriyle bağlantılı eski yer altı göllerinin ve geniş yer altı suyu ağının varlığına dair izler bulunduğunu bildirdi.

ABD Havacılık ve Uzay Ajansı NASA ve Avrupa Uzay Ajansı ESA'nın Mars uydularının bulgularını inceleyen gökbilimciler, sonuçları "Journal of Geophysical Research" dergisinde yayımlanan çalışmada, Mars kraterlerinde tespit edilen jeolojik izlerin Kızıl Gezegen'in geçmişte karmaşık bir yer altı suyu sistemine ev sahipliğini yaptığını gösterdiğini belirtti.

Uyduların çektiği yüzey görüntülerini inceleyen araştırmacılar, Mars'ın kuzey yarım küresindeki derin krater çukurlarının tabanında görülen derin olukların, havuz biçimli vadilerin ve yelpaze biçimli tortul çökeltilerin geçmişte burada yer altı göllerinin ve bunları birbirine bağlayan geniş bir yer altı suyu sisteminin olduğunun kanıtı olduğuna işaret etti.

Ayrıca Mars'ta bulunan kil gibi minerallerin ancak uzun süre suyla temas sonucu oluşabileceğine dikkati çeken araştırmacılar, bunun gezegende geçmişte büyük miktarda su bulunduğuna kanıt sayılması gerektiğini vurguladı.

Bilim adamları Mars'ta 3-4 milyar yıl önce dev bir yüzey altı okyanusu bulunduğunu ve bunun yer altı sularıyla daha küçük yer altı göllerine bağladığını düşünüyor. Mars'taki su varlığının Dünya'dakine benzer bir canlı yaşamının izlerinin araştırılması açısından ipucu sağlayabileceği düşünülüyor.

3
SanalForum Kütüphane / Yerli uyduya yerli motor
« : 09 Oca 2019 00:00 »

TÜBİTAK Uzay'da Hall Etkili İtki Motoru Geliştirme Altyapı Projesi (HALE) kapsamında Türkiye'nin ilk milli itki motoru üretilerek test süreçleri tamamlandı. TÜBİTAK Uzay Teknolojileri Araştırma Enstitüsü Başuzman Araştırmacı Banu Çiçek Aydın, "Projede 13 kişi görev aldı. Projeyi geliştirirken hiçbir ülkeden teknoloji transferi olmadı. Yurt dışından satın alacak olsak bir motor 10 milyon dolardı. Biz 16 milyona hem altyapıyı kurduk hem de ekipmanların parçalarını satın aldık" dedi. 2020'de uzaya fırlatılması planlanan Türkiye'nin ilk yerli ve milli haberleşme uydusu Türksat 6A için üretilen itki motoru, üretim çalışmaları devam eden yüksek çözünürlüklü gözlem uydusu İMECE'de de kullanılacak. Uyduların en önemli alt bileşenlerinden biri olan uydu itki motoru ve itki sistemlerinin yurt dışından tedarikini önlemek için yürütülen HALE Projesi hakkında bilgi veren Aydın, projenin test sürecinde elde edilen başarıyı şu sözlerle anlattı: "İtki motorunun yeterlilik testleri kapsamında işlevsel ve performans testlerini tamamladık. Test sürecinde itki motorunun çalışması esnasındaki performansını belirlemek amacıyla itki ve kuyruk gazı dağılımı ölçümleri yapıldı. İtki motorunun 70 milinewton (mN) itki üretmesi amaçlanıyordu. Testler sonucunda 80 mN olarak ölçüldü. Kuyruk gazı dağılımının ise 90 dereceden küçük olması hedefleniyordu. Bu değer ise 71 derece oldu. Bu teknoloji yurtdışında 70'lerden bu yana var. İlk olarak Ruslar üretti. Ardından Amerikalılar farklı bir tip üzerinde geliştirdi. AB, Japonya ve Kore gibi ülkelerde var. Biz de 10 ülke arasına girmiş olduk bu itki motoruyla. HALE, ilk olarak Türksat 6A ve İMECE uydusunda kullanılacak."

4
2019 yılında üç Güneş, iki Ay tutulması yaşanacak. Türkiye’den sadece parçalı Ay tutulması gözlemlenebilecek. 2019’da yine 8 göktaşı yağmuru gerçekleşecek.

Antalya Saklıkent’teki Bakırlıtepe’de kurulu TÜBİTAK Ulusal Gözlemevi (TUG), 2019’un önemli gök olaylarını derledi.

AA muhabirin 2019 Gök Olayları Yıllığı’ndan yaptığı derlemeye göre, yılın ilk önemli gök olayı 5-6 Ocak 2019 tarihindeki “parçalı Güneş tutulması.” Türkiye’den gözlenemeyecek olan tutulma genel zaman ile 23.34-03.48 saatlerinde gerçekleşecek. Güneş’in en fazla yüzde 71’inin örtüleceği tutulma, Asya’nın kuzeydoğusu ve Alaska’nın bazı bölgelerinden gözlenebilecek.

Yılın ikinci önemli gök olayı ise 21 Ocak 2019 tarihinde gerçekleşecek. Bu kez “tam Ay tutulması” olacak. Genel zaman ile 03.33-06.50 saatlerinde gerçekleşecek tutulmanın tamamı Kuzey ve Güney Amerika’dan izlenebilecek. Tutulma başladığında Türkiye’de Ay batmaya yakın olduğundan gözlenmesi mümkün olmayacak.
2 Temmuz’da tam Güneş tutulması

2 Temmuz 2019’da yılın ikinci Güneş tutulması, “tam Güneş tutulması” yaşanacak. Genel zaman ile 18.01-20.44 saatlerinde gerçekleşecek bu tutulma da Türkiye’den gözlenemeyecek.

Pasifik Okyanusu ve Güney Amerika’nın güneyinden gözlenebilecek olan bu tutulma, Ay’ın Dünya’ya nispeten yakın olması dolayısıyla, uzun tutulmalardan biri olacak ve yaklaşık 4,5 dakika sürecek.

16-17 Temmuz 2019 tarihinde “parçalı Ay tutulması” gerçekleşecek. Tamamı Türkiye’den gözlenebilecek bu tutulma Türkiye saati ile 21.43-03.18 saatlerinde gerçekleşecek. Saat 00.31’de, tutulma ortasında Ay’ın yaklaşık yüzde 65’lik bölümü Dünya’nın gölgesinde kalacak.

26 Aralık 2019 tarihinde “halkalı Güneş tutulması” olacak. Türkiye’den görülemeyecek bu tutulma genel zaman ile 03.34-07.01 saatlerinde gerçekleşecek. Suudi Arabistan, Hindistan’ın güneyi, Sumatra, Borneo ve Filipinler’den görülebilecek. Bu tutulma Güneş’in yüzde 97’sini örtecek.
Merkür, güneşin önünden geçecek

Bu arada, 11 Kasım 2019 tarihinde Merkür, Güneş’in önünden geçecek. Türkiye’de öğleden sonra başlayacak ve kısmen gözlemlenebilecek.

Bir teleskop ya da dürbünle bile bakıldığında Merkür, Güneş diskinin önünde ancak siyah bir nokta gibi görünecek. İllere göre geçişin başlangıç zamanı farklılık gösterecek. Geçiş, Ankara’da 15.40’da başlayacak.
Göktaşı yağmurları

Bu yıl yine yılın belli dönemlerinde göktaşı yağmurları gerçekleşecek. İlk göktaşı yağmuru 3-4 Ocak tarihlerinde Quadrantid (Dörtlük) ve 22-23 Nisan tarihlerinde Lyrid (Lir) göktaşı yağmurlarında gökyüzünde saatte 20-40 meteor görülebilecek.

4-5 Mayıs tarihlerinde Eta Aquarid (Eta Kova), 27-28 Temmuz’da Delta Aquarid (Delta Kova), 12-13 Ağustos’ta Perseid (Perse), 20-21 Ekim’de Orionid (Avcı), 17-18 Kasım’da Leonid (Aslan), 13-14 Aralık’ta da Geminid (İkizler) göktaşı yağmuru olacak. Söz konusu göktaşı yağmurlarında saatte 15 ila 120 yıldız kayması olarak da tabir edilen meteor görülebilecek.

Kaynak: AA

5


Çin Merkezi Televizyonu (CCTV), geçen ay uzaya gönderilen Çang’ı-4 insansız uzay keşif aracının Ay’ın dünyadan görünmeyen karanlık yüzüne yerel saatle 10.26’da başarılı şekilde iniş yaptığını duyurdu. Keşif aracı iniş yaptığı yerden ilk fotoğrafları da gönderdi.

Ay’ın karanlık tarafına inen ilk keşif aracı olan Çang’ı-4, derin uzay gözlemi ve Ay’ın diğer bölgesinde daha fazla araştırma imkanı sağlayacak. Bununla birlikte keşif aracı Ay’da çeşitli minerallerin incelenmesi ve örnekler toplanması için de kullanılacak.

Çin Ulusal Uzay İdaresi (CNSA), Çang’ı-4’ün geçen hafta Ay’ın karanlık tarafına iniş hazırlığı yaptığını ve bu kapsamda Çinli bilim adamlarının iniş hazırlıkları için görüntüleme aygıtlarını ve ölçüm dedektörlerini kontrol ettiğini açıklamıştı.

Çang’ı-4, 7 Aralık’ta Uzun Yürüyüş 3B roketiyle Ay’daki Von Karman kraterine inmek üzere gönderilmişti.

Çang’ı-4’ün başarılı inişi derin uzay araştırmaları için dönüm noktası olarak görülüyor. Ay, radyo sinyallerinin karanlık tarafa erişimini engellediği için o bölgeyle dünya arasında doğrudan iletişim kurulamıyor.

CNSA da bu engeli ortadan kaldırmak ve Çang’ı-4 ile iletişim kurabilmek için Çüeçiao İletişim Uydusu’nu mayıs ayında dünyadan 455 bin kilometre uzaklıktaki İkinci Lagrangian (L2) noktasında bulunan yörüngeye göndermişti.

Çin, geçen kasım ayında da Ay’ın karanlık tarafını görüntülemiş, yer şekillerinin fotoğraflarını dünyaya aktarmıştı.

Çang’ı-3 insansız keşif aracını da Ay’a 2013’te gönderen Çin, sıradaki insansız keşif aracı Çang’ı-5’i de bu yıl Ay’a göndermeyi planlanıyor.

Kaynak: AA

6
Savaş zamanında halkın can ve mal güvenliğini sağlamak
Doğal afetlerde can ve mal kurtarmak
Büyük yangınlarda can ve mal kaybını azaltmak
Savaşta ve doğal afetlerde yok olmaları, çalışmaz hale gelmeleri, toplum yaşamını büyük ölçüde etkileyecek, ordunun savaş gücünü azaltacak mahiyetteki önemli resmi ve özel müessese ve tesisleri (fabrika, trafo merkezi, su tesisleri vb.) korumak, çalışmalarının sürekliliğini sağlamak, ivedi onarımları yapmak
Savaş zamanında her türlü savunma gayretlerinin sivil halk tarafından azami derecede desteklenmesini sağlamak
Savaşta cephe gerisindeki halkın moralini kuvvetlendirmek
Bütün bu işleri silahsız olarak bilinçli bir şekilde yapmak

7
SanalForum Kütüphane / Sivil Savunmanın Tanımı
« : 23 Kas 2014 00:26 »
Sivil Savunma düşman taarruzlarına, doğal afetlere ve büyük yangınlara karşı halkın can ve mal kaybının en aza indirilmesi, hayati önem taşıyan her türlü resmi ve özel tesislerin korunması ve faaliyetlerinin sürdürülmesi için acil onarım ve ıslahı, savunma gayretlerinin sivil halk tarafından azami surette desteklenmesi ve cephe gerisindeki halkın moralinin korunması amacıyla alınacak her türlü silahsız koruyucu ve kurtarıcı tedbir ve faaliyetleri kapsar.

8
Birleşmiş Milletler (BM)

Kuruluş Amacı ve Tarihçesi:
Dünyada barış ve güvenliği korumak, eşitlik ve kendi kaderini belirleme ilkeleri temelinde dostluk ilişkilerini geliştirmek, ekonomik, sosyal, kültürel ve beşeri sorunları azaltmak ve çözmek için uluslararası işbirliğini sağlamak amacıyla kurulmuştur. Üye sayısı 180′i geçmiştir.

Avrupa Birliği (AB)

Kuruluş Amacı ve Tarihçesi: Avrupa Birliği, II. Dünya Savaşı’nın büyük ölçüde yıktığı Avrupa’nın mümkün olan en geniş ve en etkin işbirliği çerçevesinde birleşip bütünleşmesini amaçlamaktadır.

Türkiye’nin Statüsü ve Türkiye Açısından Önemi

Türkiye tam üyelik öngören bir ortaklık için 9 Temmuz 1959 tarihinde girişimde bulunmuş, 12 Eylül 1963′te Türkiye – Avrupa Birliği ortaklık antlaşması imzalanmıştır. Avrupa Birliği’ne tam üye olmayı amaçlayan Türkiye 14 Nisan 1987′de tam üyelik başvurusunda bulunmuştur. 10 Aralık 1999′da Helsinki Zirvesi’nde Türkiye’nin tam üyelik için adaylığı kabul edilmiştir. Türkiye ile Avrupa Birliği arasında 1 Ocak 1996 tarihinden itibaren “Gümrük Birliği” uygulaması başlatılmıştır.

Türkiye lâik – demokratik bir yönetim şeklini benimsediğinden Avrupa ile yakınlaşma ve bütünleşme politikası izlemektedir. Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne tam üye olması bu konuda atılacak en önemli adım olacaktır.

NATO

Kuruluş Amacı ve Tarihçesi

Nato; Birleşmiş Milletler Antlaşması çerçevesinde üyelerinin güvenliğini sağlamak ve istikrarın gelişmesine yardım etmek amacıyla kurulmuştur.

Türkiye’nin Statüsü ve Türkiye Açısından Önemi

Türkiye’nin NATO üyeliği ittifak ile karşılıklı çıkar esasına dayanmaktadır. Türkiye bu üyelik sayesinde hem demokrasisini güçlendirmekte hem de kendisine yönelebilecek tehdit ve saldırılara karşı göğüs gerebilmektedir.

[COLOR="rgb(139, 0, 0)"]Seferberlik[/COLOR]

Seferberliğin Tanımı

Devletin bütün güç kaynaklarının başta askeri güç olmak üzere, savaşın ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde hazırlanması, toplanması, tertiplenmesi ve kullanılmasına ilişkin bütün faaliyetlerin uygulandığı, hak ve hürriyetlerin kanunlarla kısmen veya tamamen sınırlandığı durumdur.

Seferberliğin Önemi

Savaş tehlikesi her an var olduğundan devletler milli güçleri oranında silahlı kuvvet bulundurmak zorundadır. Devletlerin kendilerini en etkili şekilde savunabilmeleri silahlı kuvvetlerini çok iyi eğitmelerinin yanında kısa zamanda gerçekleştirebilecekleri etkin bir seferberlik sistemine sahip olmalarıyla mümkündür. Çünkü günümüzde barış zamanında orduların % 90, % 100 oranında personel mevcudunun korunması ekonomik nedenlerle terk edilmektedir. Bu yüzden seferberliğe dayanan bir sistemle kısa sürede toplanabilen ve eğitilmiş personelle seferberliğini tamamlayan ordular hem daha başarılı olacaklar, hem de ülkelerinin ekonomik kalkınmasına yardımcı olacaklardır.

9
Uluslararası Organizasyonların Önemi

Ülkeler arasında meydana çıkacak anlaşmazlıkların barışçı yollarla çözülmesi amacıyla tüm ülkelerin, uluslararası güvenlik konularında veya ülkelerin kendi aralarındaki anlaşmazlıklar hususunda, konuları tartışabilecekleri, ortak çözüme ulaşabilecekleri uluslararası platformlara ihtiyaç vardır. Uluslararası organizasyonlar, ülkeler arasındaki sorunları ve savaş tehlikesini azaltmıştır.

II. Dünya Savaşı’ndan sonra çeşitli organizasyonların oluşması dünya barışına katkıda bulunmuştur. Bu katkı siyasal sistem farklılıklarının azalmasıyla artmaktadır.

10
SanalForum Kütüphane / Milli Güç Unsurları
« : 23 Kas 2014 00:26 »
Siyasi Güç : Bir devletin milli hedeflerine erişmek, erişilenleri koruyup geliştirmek ve milli menfaat sağlamak amacıyla kullandığı siyasi kuvvetlerin toplam verimidir.

Askeri Güç : Ulusal politikanın uygulanmasında ve ulusal hedeflerin elde edilmesinde kullanılan fiziki güce “askeri güç” denir.

Ekonomik Güç : Milli gücün tüm unsurlarının gelişip güçlenmesi için gereken maddi ve parasal ihtiyaçlar, ekonomik güç tarafından karşılanır.

Nüfus (Demogratik) Güç : Bir ülkede yaşayan insanların sayısı nüfus gücünün başlıca etkenlerinden biridir.

Coğrafi Güç : Bir devletin coğrafyasına ait canlı veya cansız, doğal ve yapay, gerçek ve nispi (göreli) tüm değerler onun milli gücünün coğrafi unsurunu oluşturur.

Bilimsel ve Teknolojik Güç : Günümüzde bilim ve teknoloji alanlarında etkin ve yeterli bir düzeye ulaşamayan devletler büyük topraklara, zengin doğal kaynaklara sahip olsalar bile büyük ve güçlü devletler arasında sayılmazlar.

Psiko – Sosyal ve Kültürel Güç : Psiko – sosyal ve kültürel güç toplumun sahip olduğu ve tarihten gelen maddi ve manevi değerlerin topluma sağladığı güçtür. Buna kısmen “moral güç” de denilebilir.

11
Devletin milli güvenlik siyasetinin tayini, belirlenmesi ve uygulanmasıyla ilgili konularda görüş tespit etmek.
Milli hedef, plân ve programların gerçekleştirilmesine ilişkin önlemleri belirlemek.
Milli güç unsurlarının milli hedefler yönünden güçlenmesini sağlayacak temel esasları belirlemek.
Devletin varlığı, bağımsızlığı, ülkenin bütünlüğü ve bölünmezliği, toplumun huzur ve güvenliğinin korunmasıyla ilgili önlemleri tespit etmek.
Anayasal düzeni koruyucu, milli birlik ve bütünlüğü sağlayıcı, Türk milletini Atatürkçü düşünce doğrultusunda, milli ülkü ve değerler etrafında birleştirerek milli hedeflere yönlendirici önlemleri belirlemek.
Olağanüstü hal, sıkıyönetim, seferberlik ve savaş hali için görüş tespit etmek.
Topyekün savunma, milli seferberlik ve diğer konularda kamu ve özel kurum ve kuruluşlara, vatandaşlara düşecek hizmet ve yükümlülükler ile bu hususlarda yapılacak planlara temel teşkil edecek esasları tespit etmek.
Milli güvenlik kapsamına giren konularda yapılan ve yapılacak milletlerarası antlaşmalar hakkında görüş tespit etmek.

12
2945 sayılı MGK ve MGK Genel Sekreterliği Kanunu'nun 2/b. maddesinde, Devletin Milli Güvenlik Siyaseti; "Milli güvenliğin sağlanması ve milli hedeflere ulaşılması amacı ile Milli Güvenlik Kurulu'nun belirlediği görüşler dahilinde Bakanlar Kurulu tarafından tespit edilen iç, dış ve savunma hareket tarzlarına ait esasları kapsayan siyaseti ifade eder."şeklinde tanımlanmıştır.



Türkiye Cumhuriyeti'nin milli güvenlik siyasetinin yazılı olduğu bir belge var mıdır? Hangi hususları kapsamaktadır?



Türkiye Cumhuriyeti'nin milli güvenlik siyaseti, Milli Güvenlik Siyaseti Belgesi'nde yer almaktadır. Milli Güvenlik Siyaseti Belgesi, yürütme organı olan Bakanlar Kurulu'nun Anayasanın 117'nci ve 118'nci maddelerinde yazılı devletin milli güvenliğinin sağlanmasına yönelik görevleri çerçevesinde planlamaya yönelik bir idari tasarrufu olup, ana esasları ihtiva eden özlü bir metindir. Söz konusu belge, Türkiye Cumhuriyeti'nin bekası ve Türk Milleti'nin refahına ilişkin izlenecek milli güvenlik siyasetinin esaslarını içeren bir yol haritası konumundadır.



Milli Güvenlik Siyaseti Belgesi; Türkiye Cumhuriyeti'nin milli menfaati ve milli hedeflerini, milli hedeflere ulaşılması için takip edilecek iç ve dış güvenlik ile savunma siyasetlerine ilişkin esasları kapsamaktadır.



Devletin milli güvenlik siyasetini içeren belgenin adı "Milli Siyaset Belgesi" veya "Milli Güvenlik Siyaset Belgesi" gibi değişik biçimlerde ifade edilmektedir.



Belgenin resmi adı nedir?



Belgenin resmi adı, Milli Güvenlik Siyaseti Belgesi'dir.



Milli Güvenlik Siyaseti Belgesine neden ihtiyaç vardır?



Devlet faaliyetlerinin yürütülmesinde devamlılık esastır. Bu nedenle, devlet faaliyetlerinin planlı ve belirlenmiş esaslara göre yürütülmesi, hükümetlerin temel sorumluluklarındandır. Bu temel sorumluluklardan birisi de, milli güvenliğin sağlanması ve bu kapsamda milli güvenlik siyasetinin tayin ve tespitidir. Milli Güvenlik Siyaseti Belgesi bu amaçla hazırlanmaktadır.



Diğer ülkelerde de güvenliğe ilişkin Milli Güvenlik Siyaseti Belgesi benzeri belge veya dokümanlar hazırlanmakta mıdır?



Bütün ülkelerde milli güvenlik siyaseti veya milli güvenlik stratejisi gibi adlarla benzeri belgeler/dokümanlar hazırlanmaktadır.



Milli Güvenlik Siyaseti Belgesi, ülkemizin Gizli Anayasası veya ikinci bir Anayasası mıdır? Anayasa ve yasalara aykırı mıdır?



Milli Güvenlik Siyaseti Belgesi, "Gizli Anayasa" olarak tanımlanamaz. Belge'nin, "Gizli" gizlilik derecesi taşıması ve bu nedenle kurum ve kuruluşlarca bilmesi gereken prensibi çerçevesinde bilinmesi ve kullanılması ile kamuoyuna açıklanmaması, onun "Gizli Anayasa" olarak değerlendirilmesine yol açamaz. Bundan farklı bir düşünce, T.C. Anayasasında yazılı sistemin uygulanan rejimden farklı bir sistem olduğu sonucunu ortaya koyar ki bunun da hiçbir hukuki ve düşünsel dayanağı ve gerçekliği olamaz.



Diğer taraftan, Milli Güvenlik Siyaseti Belgesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve mevcut yasalara uygun olarak hazırlandığından iddia edildiği gibi devletin ikinci bir Anayasası olması veya mevcut Anayasa ve yasalara aykırı olması düşünülemez. Milli Güvenlik Siyaseti Belgesi, Bakanlar Kurulu'nun anayasal görevi çevresinde hazırlanan bir Bakanlar Kurulu dokümanıdır.



Milli Güvenlik Siyaseti Belgesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının üstünde bir belge midir?



Anayasa, normlar hiyerarşisinin en üstündedir. Kanunlar Anayasaya, tüzük ve yönetmelikler de kanuna aykırı olamaz. Bakanlar Kurulu Kararları ise yönetmelik düzeyinde bir idari işlemdir. O halde, MGK'nun Bakanlar Kurulu'na tavsiyesi sonucu Bakanlar Kurulu Kararı ile onaylanan Milli Güvenlik Siyaseti Belgesi'nin, normlar hiyerarşisine uygun bir doküman olması tartışma götürmez bir gerçektir.



Bu nedenle, Milli Güvenlik Siyaseti Belgesi'ne anayasa benzeri bir üstünlük ve değişmezlik atfedilmesi şeklindeki değerlendirmelerin hukuki temeli bulunmamaktadır.



Milli Güvenlik Siyaseti Belgesi'nin içeriği, iç ve dış güvenlik açısından siyasal kararların alınmasını kısıtlayıcı nitelikte midir?



Milli Güvenlik Siyaseti Belgesi'nin iç ve dış güvenliğe ilişkin esasları ihtiva etmesi, bu doğrultuda demokratik parlamenterler sistemin kendi dinamikleri (TBMM, hükümet, muhalefet partileri, kalkınma planları, yıllık programlar, sivil toplum kuruluşları ve medya gibi) ve süreçleri içinde güvenlik sorunlarının çözümlenmesi imkân ve yeteneğine engel bir belge değildir. Çünkü Milli Güvenlik Siyaseti Belgesi, doğrudan güvenlik boyutu taşıyan konuları içermekte ve sadece milli güvenliğe yönelik temel hassasiyetleri vurgulamaktadır.



Hükümetler tarafından belirlenmiş olan bu esasların nasıl uygulanacağı, yine hükümetler tarafından tespit edilmekte ve parlamenterler sistemin dinamikleri içinde gerçekleştirilmektedir. Bu itibarla, Milli Güvenlik Siyaseti Belgesindeki esasların, devletin güvenliğini ilgilendirdiği gerekçesiyle siyasal süreçleri kısıtlaması söz konusu değildir.



Milli Güvenlik Siyaseti Belgesi nasıl hazırlanmaktadır? Milli Güvenlik Siyaseti Belgesi bir "Bakanlar Kurulu dokümanı" ise bu belgenin hazırlığını niçin Bakanlar Kurulu değil, MGK Genel Sekreterliği yapmaktadır?



Milli Güvenlik Siyaseti Belgesi'nin taslağı, Anayasa'nın 118' nci maddesi ve 2945 sayılı MGK ve MGK Genel Sekreterliği Kanunu'nun 13'ncü maddesi uyarınca MGK' ca verilen görev çerçevesinde, MGK Genel Sekreterliğinin koordinatörlüğünde, bütün bakanlıklar, kurum ve kuruluşlarla işbirliği halinde ve görüşleri alınarak hazırlanmakta ve MGK'ya sunulmaktadır. Bu süreçte, stratejik araştırma kuruluşlarının çalışmalarından da yararlanılmaktadır.



Belge taslağı, MGK tarafından uygun bulunduğu takdirde, tavsiye kararı ile Bakanlar Kurulu'na bildirilmektedir. Müteakiben Belge taslağı, Bakanlar Kurulu'nun bütün üyeleri tarafından incelenmekte, kabul edilmesi halinde, Bakanlar Kurulu Kararı ile onaylanmakta ve Başbakanlık Direktifi ile tüm bakanlıklara, ilgili kurum ve kuruluşlara dağıtılmaktadır.



Hiçbir devlet yönetiminde herhangi bir belgeyi Bakanlar Kurulu'nun bizzat hazırlaması söz konusu değildir. Bütün ülkelerde bakanlıklar, kurum ve kuruluşlar Bakanlar Kurulu'nun vereceği görevleri yerine getirmek için teşkil edilmişlerdir. Dolayısıyla, Milli Güvenlik Siyaseti Belgesinin de, doğrudan Başbakana bağlı bir kurum olan MGK Genel Sekreterliği koordinatörlüğünde hazırlanmasına engel olacak mantıksal ve hukuki bir durum bulunmamaktadır.



Milli Güvenlik Siyaseti Belgesi'nin hazırlanmasında, hükümetlerden ziyade askerî bürokrasi mi etkili olmaktadır?



Milli Güvenlik Siyaseti Belgesi taslağı, doğrudan Başbakana bağlı MGK Genel Sekreterliğinin koordinatörlüğünde, Genelkurmay Başkanlığı dahil, bütün bakanlıklar, kurum ve kuruluşlarla işbirliği halinde ve görüşleri alınarak hazırlanmaktadır.



Müteakiben ilgili makamların temsilcilerinin iştirak ettiği ve uzman hukukçuların da yer aldığı çalışmalarda, her konu tüm ayrıntılarıyla incelenmekte, yapılan çalışmaların her safhasında temsilciler bağlı oldukları makamların onayını almaktadır.



Bu çerçevede, Milli Güvenlik Siyaseti Belgesi'nin hazırlanmasında herhangi bir kurumun diğerine göre etkili olduğu veya belgenin ağırlıklı olarak askerî bürokrasi tarafından yürütme ve yasamanın değişik organlarına tanınan yetkileri sınırlayacak biçimde tasarlandığı şeklinde bir değerlendirme yapılması mümkün değildir.



Milli Güvenlik Siyaseti Belgesi'ndeki esasların MGK'nın görüşleri dahilinde Bakanlar Kurulu tarafından tespit edilmesi, Bakanlar Kurulu'nun MGK'nın belirlediği çerçevenin dışına çıkamaması, ancak bu çerçeve içinde takdir yetkisini kullanabilmesi şeklinde değerlendirilebilir mi?



2945 sayılı MGK ve MGK Genel Sekreterliği Kanunu'nun 2/b. maddesinde yer aldığı üzere Devletin Milli Güvenlik Siyasetinin, Milli Güvenlik Kurulu'nun görüşleri dahilinde Bakanlar Kurulu tarafından tespit edilmesi ifadesinden anlaşılması gereken, milli güvenlik siyasetinin ortak akılla belirlenmesi ve/veya değiştirilmesinin gerekli olduğudur.



Diğer taraftan, MGK üyelerinin büyük çoğunluğunun aynı zamanda Bakanlar Kurulu üyesi olduğu, MGK'da alınan kararların kendi istemleri dışında olamayacağı ve esasen kendi kararları olduğu dikkate alındığında, Bakanlar Kurulu'nun MGK'da alınan kararları kabul etmesi doğal bir sonuç olmaktadır. Bu kararların nasıl uygulanacağının takdir yetkisi ise tabiatıyla Bakanlar Kurulu'na aittir.



Bu itibarla, Bakanlar Kurulu'nun MGK'nın belirlediği çerçevenin dışına çıkamayacağı, ancak bu çerçeve içinde takdir yetkisini kullanabileceği şeklinde bir değerlendirme yapılmasının uygun olmadığı açıkça anlaşılmaktadır.



Aksi takdirde, Milli Güvenlik Kurulu'nun Bakanlar Kurulu'nun üstünde bir Kurul olduğu gibi bir düşünce ortaya çıkar ki, böyle bir durum, Türkiye Cumhuriyeti'nin anayasal düzeni ile bağdaşmaz.



Bir hükümetin kabul ettiği Milli Güvenlik Siyaseti Belgesi'ni müteakip hükümetler aynı şekilde uygulamak zorunda mıdır?



Milli Güvenlik Siyaseti Belgesi, değişik siyasal iktidarlar tarafından farklı biçimde değerlendirilebilecek ve çözüm aranabilecek sorunları daha sonra iktidara gelecek hükümetleri de bağlayacak biçimde çözümleyen ve söz konusu kararların siyasal sorumluluğunu kararlarla ilgisi olmayan müteakip hükümetlere bırakan bir belge değildir.



Hükümetler, demokratik sistem içerisinde bu belgede yapmak istedikleri değişiklikleri, her zaman 2945 sayılı MGK ve MGK Genel Sekreterliği Kanunu'nun 2/a maddesinde yazılı Devletin milli güvenlik siyaseti tanımı çerçevesinde yapmaya muktedirdir. Aksi bir uygulama, çağdaş demokrasilerin yerleşik işleyişi ile bağdaşmaz.



Milli Güvenlik Siyaseti Belgesi, içeriği ve milli güvenlik anlayışı itibariyle temel özgürlükler ve insan haklarına aykırı hususlar içermekte midir?



Milli Güvenlik Siyaseti Belgesi, içerik itibariyle belirlenen güvenlik sorunlarına karşı "Ne Yapılmalı/Ne Yapılması Gerektiğine " ilişkin temel öngörüleri ihtiva etmektedir. " Nasıl Yapılacağı ?" sorularının cevabı ise, Bakanlar Kurulu'nun uygulamalarında bulunmaktadır.



Belgede yazılan tüm ifadelerde bilhassa bu husus gözetilmekte, ayrıca belgenin hazırlanmasında uzman hukukçular görev aldığından Anayasa ve kanunlar ile Türkiye'nin taraf olduğu anlaşma ve sözleşme hükümleri açısından da incelenmektedir.



Bu nedenle, Milli Güvenlik Siyaseti Belgesinde, Türk vatandaşlarının hak ve özgürlüklerine ilişkin kurallar ve/veya sınırlamalar getirilmesi söz konusu değildir.



Milli Güvenlik Siyaseti Belgesi niçin Gizli gizlilik derecelidir? Diğer ülkelerde de güvenliğe ilişkin belgeler Gizli gizlilik dereceli midir? Milli Güvenlik Siyaseti Belgesi, ABD'de olduğu gibi niçin topluma açıklanmamaktadır?



Milli Güvenlik Siyaseti Belgesi'nin gizlilik derecesi, diğer demokratik ülkelerden farklı olmayıp; güvenliğin doğası ve Türkiye Cumhuriyeti'nin milli menfaatlerinin gereğidir. Türkiye Cumhuriyeti'nin bekası ile milletin refahına yönelik tehdit ve risklere karşı izlenmesi öngörülen siyasetin açık olmasının, gerek iç, gerekse dış kamuoyunda yaratacağı sakıncalar, Milli Güvenlik Siyaseti Belgesi'nin Gizli gizlilik dereceli olmasını gerekli kılmaktadır.



Diğer ülkelerde de güvenliğe ilişkin siyaset ve strateji belgeleri Gizli gizlilik dereceli olup, aynı nedenlerle kamuoyuna açıklanmamaktadır.



ABD'de kamuoyuna açıklanan bu tür belgelerin, asıl belgeler olmadığı ve genel hatlarıyla özel olarak düzenlenmiş bilgileri kapsadığı değerlendirilmektedir. Bu bağlamda, ABD'nin küresel çapta uyguladığı politikalarının, internetten dahi temin edilebilen belgelerle yürütülemeyeceği aşikârdır.



Milli Güvenlik Siyaseti Belgesi TBMM'de neden tartışılıp onaylanmamaktadır? Milli Güvenlik Siyaseti Belgesi, gizlilik dereceli bir devlet belgesi olarak değerlendirildiği için mi TBMM üyelerinin bilgisine sunulmamaktadır?



Türkiye Cumhuriyeti'nin milli güvenliğinin sağlanması ve bu amaçla Devletin milli güvenlik siyasetinin belirlenmesi sorumluluğu, Anayasa'nın 117'nci ve 118'nci maddeleri ile Bakanlar Kurulu'na verilmiştir.



Parlamenter sistemimizdeki kuvvetler ayrılığı prensibi gereği, yürütme organı olan Bakanlar Kurulu'na ait Milli Güvenlik Siyaseti Belgesi'nin hazırlanmasında, yasama görevini yürüten TBMM ya da ilgili komisyonların herhangi bir katkısı ve sorumluluğu bulunmamaktadır. Bu nedenle, milli güvenliğin sağlanmasından sorumlu olan Bakanlar Kurulu'nun adeta kendi yol haritası konumundaki Milli Güvenlik Siyaseti Belgesi, TBMM'de tartışılmamaktadır.



Belge'nin gizlilik derecesi taşıması, TBMM üyelerinin bilgisine sunulmasına engel değildir. Anayasa'nın 118 inci maddesine göre Milli Güvenlik Siyaseti Belgesi hakkında TBMM'nin bilgilendirilmesini değerlendirme yetkisi, Türkiye Cumhuriyeti'nin milli güvenliğinin sağlanmasından sorumlu olan Bakanlar Kurulu'nundur.

13
Yönetmelik hükümlerine göre oluşturulan MGK Genel Sekreterliği teşkilatına ilişkin şema aşağıdadır.




14
Türkiye'de milli güvenlik sistemi nasıl oluşturulmuştur? AB'ye uyum sürecinde milli güvenlik sisteminde yapılan anayasal ve yasal değişiklikler nelerdir?



Türkiye'de milli güvenlik sistemi, tehdit algılamaları, jeopolitik ve jeostratejik konumu, anayasal düzeni çerçevesinde oluşturulmuş ve 1933 yılından bu yana çeşitli aşamalardan geçerek bugünkü konuma ulaşmıştır.



Geçirilen bu evrim ile Türkiye, milli güvenliğin sağlanmasında Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne karşı sorumlulukları bulunan Başbakan ve ilgili bakanları (Başbakan Yardımcıları İçişleri, Dışişleri ve Adalet ile Milli Savunma Bakanları), milli güvenliğin icrasında temel sorumlulukları bulunan, bu konuda özel ihtisas ve bilgi birikimine sahip olan Genelkurmay Başkanı, Kuvvet Komutanları ve Jandarma Genel Komutanı'nı siyasi olarak tarafsız bir kimliğe sahip bulunan Cumhurbaşkanının başkanlığında anayasal bir platformda bir araya getirerek kendi Millî Güvenlik Sistemini kurumsallaştırmış ve ülkenin güvenlik ihtiyaçlarını karşılayacak hale gelmiştir.



Bu kapsamda, Milli Güvenlik Kurulu ve Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği, Türkiye'nin milli güvenlik sisteminin temel kuruluşlarıdır.



Milli Güvenlik Kurulu; 1982 Anayasası'nın 118'nci maddesine uygun şekilde çıkarılan 2945 Sayılı Kanun ile oluşturulmuştur. Türkiye'nin AB üyelik süreci çerçevesinde çıkarılan ve anayasal ve yasal değişiklikler getiren uyum paketleri ile Milli Güvenlik Kurulu ve Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliğine ilişkin önemli değişiklikler gerçekleştirilmiştir.



03 Ekim 2001 tarihli anayasal değişiklik ile daha önce Cumhurbaşkanı'nın başkanlığında Başbakan, Genelkurmay Başkanı, Milli Savunma Bakanı, İçişleri Bakanı, Dışişleri Bakanı, Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanları ile Jandarma Genel Komutanı'ndan oluşan MGK'nın yapısı değiştirilmiştir. Bu değişiklik ile Başbakan Yardımcıları ile Adalet Bakanı'nın da katılımı ile MGK'nun üye sayısı 13'e çıkarılmıştır.



Söz konusu değişiklik ile aynı zamanda daha önce yasada Bakanlar Kurulu tarafından öncelikle dikkate alınacağı belirtilen Milli Güvenlik Kurulu kararlarının Bakanlar Kurulu tarafından değerlendirilecek ve uygun görülmesi halinde benimsenecek tavsiye kararları olduğu vurgulanmıştır



2003 yılında gerçekleştirilen yasal değişikliklerle Milli Güvenlik Kurulu'nun her ay yerine iki ayda bir toplanması da hükme bağlanmıştır.



AB müktesebatına uyum çerçevesinde Başbakana bağlı bir teşkilat olan MGK Genel Sekreterliği ile ilgili de önemli yasal değişiklikler gerçekleştirilmiştir. Söz konusu değişiklikler ile MGK kararlarının uygulanmasının takibi yetkisi ve devlet çapında psikolojik harekatın planlanması görevleri MGK Genel Sekreterliği'nden alınmış; ayrıca MGK Genel Sekreterliği'ne bir sivilin Genel Sekreter olarak atanması mümkün kılınmıştır. Diğer taraftan, bu değişikliklerle, bakanlıklar, kamu kurum ve kuruluşlarının her türlü bilgi ve belgeyi gerektiğinde MGK Genel Sekreterliği'ne sağlaması yönündeki zorunluluk, personel kadroları ve atamaları ile MGK Genel Sekreterliği yönetmeliğindeki gizlilik hükümleri kaldırılmıştır. Bu yasal değişikliklerle, MGK Genel Sekreterliği'nin görevleri de önemli ölçüde değişmiş ve MGK Genel Sekreterliğinin görevleri "Millî Güvenlik Kurulu'nun sekreterlik hizmetlerini yürütmek ve Millî Güvenlik Kurulu'nca ve kanunlarla verilen görevleri yerine getirmek " olarak düzenlenmiştir.

15
SanalForum Kütüphane / Ahdi hukuk ne demektir?
« : 23 Kas 2014 00:26 »
Ahdi hukuk ne demektir?



Devletler Genel Hukuku'na göre; bir devletin var olması, bağımsızlığı, egemenlik hakkı, sınırları hakkında bir veya birden fazla devletle birlikte yaptığı ve karşılıklı beyan ve kabulleri ihtiva eden anlaşma veya anlaşmalarla gerçekleşen hukuktur. Lozan Antlaşması ve Montrö Sözleşmesi, Türkiye Cumhuriyeti'nin bağımsızlık ve hükümranlığını belirleyen ahdi hukuku için iki önemli örnektir.



Milli Menfaat nedir?



Devletin bekası ve güvenliği ile milletin refahını sağlamak için ulaşılması ve korunması gereken amaçlardır.



Beka nedir?



Bir devletin toprak bütünlüğünü, ahdi hukukunu ve anayasal düzenini iç ve dış tehditlere karşı koruması suretiyle hayatiyetini devam ettirmesidir.



Milli Hedef nedir?



Elde edilmesi halinde milli menfaatlere ulaşmayı sağlayan sonuçlardır.



Milli Güç nedir?



Bir devletin millî menfaatini sağlamak ve millî hedeflerini elde etmek için kullanabileceği siyasi, ekonomik, askerî, coğrafi, demografik, psiko-sosyal ve kültürel, bilimsel-teknolojik gibi güçlerden oluşan maddi ve manevi unsurların toplamıdır.



İç Tehdit nedir?



Kökü ve kışkırtıcı kaynakları içeride ve/veya dışarıda olan, yurt içinde açık veya gizli olarak yürütülen Devletin anayasal düzeni, ülkenin bölünmez bütünlüğü ile milletin refahına yönelik örgütlü suç ve şiddet hareketlerini de kapsayan bir tehlike algılamasıdır.



Dış Tehdit nedir?



Diğer bir ülkenin veya uluslararası terör örgütlerinin niyetlerinin, imkân ve kabiliyetleri ile hareketlerinin, asimetrik tehdidi de kapsayan değerlendirilmesine dayanan tehlike algılamasıdır.



Asimetrik Tehdit nedir?



Yarattığı ani ve hazırlıksız durum nedeni ile ülkelerin siyasi, sosyal ve ekonomik sistemlerinde istikrarsızlıklarına neden olan, düşük seviyede kuvvet ve teknoloji kullanarak etkin olmayı amaçlayan tehdit algılamasıdır.



Türkiye Cumhuriyeti'nin milli güvenliğinin sağlanmasından kim sorumludur?



Anayasanın 117'nci maddesine göre; Türkiye Cumhuriyeti'nin milli güvenliğinin sağlanmasından ve Silahlı Kuvvetlerin yurt savunmasına hazırlanmasından, TBMM'ne karşı Bakanlar Kurulu sorumludur.

Sayfa: [1] 2 3 4 5 6 ... 385